24 Eylül 2008 Çarşamba

günün menüsü: her sektörden tasarım bir kasede, aşure niyetine...

bugün hakikaten aşure gibi.
bir yandan faturası, irsaliyesi, depo formu.
diger bir yandan web sayfası tasarımı (ki daha çekirge seviyesinde olduğum için sadece tırmalıyorum), bir yandan da fiyat listesi...

kuru üzümleri tatlı tatlı özümserken, az pişmiş bir nohutun dişinizi kırması gibi. ne olduğu, ne olacağı belli değil. 

günlük iş formuna " ohh nihayet bu da bitti diye" çiziktirirken, ölçü değişti diye tekrar önünüze gelmesi...

bugün sağ salim biter mi, yoksa sakız gibi uzar mı bilinmez ama; fotoromanım yakında kaldığı yerden devam edecek.. 
Malum bayram tatili öncesi koşuşturmaca :)
 

yerleşkemize hediye 2


ya ne cici bir şey bu yaaaa...
yeşilini sevdim ben bunu istiyoruuum:))
www.nanimarquina.com

16 Eylül 2008 Salı

düşperestin gözünden...



kuğu gölünün kıyısında...

yok yok, biz adapte olana kadar şu poz verme işine, gün bitecek.

ben "duvak açık kalacak o süs diye kondu" diye diye dilimde tüy biterken, illa kapatılacak diye bu ısrar niye canım kardeşlerim?
klasik gelin damat pozu vereceğiz, yani kaçış yok. ama bir laf vardır bilirsiniz; alışmadık yüzde, duvak durmazmış diye. :)










ustanın işine karışmamak lazımmış. meğer sercan bizi oyalarken, uğur romantik anlarımızı yakalamış. taktik geliştirmişler, bize karşı :) ee fena da olmamış hani.. aferin aferin, böyle devam..



işte ben buna harika derim,
gerçi modellerin büyüleyici etkisi,
yani bizler olmasak bir anlamı olmazdı di mi ama.
bütün alkışlar gelin ve damada lütfen... ;))

işkence pardon, çekim başlıyor ;)

hava zaten sıcak, ayaklarımda topuklu cinsinden hanım kız ayakkabısı ve üzerine basmamaya gayret ettiğim eteğim ile botanik parkın taşlı yollarında ilerleme çabasındayken, arka planda yer alan neşeli tipleri tanıştırmak isterim.
sevdiceğimin arkasında minicik kalan arkadaşımız; ulaştırmadan sorumlu bakanımız ve sevgili nedimemiz duygu,
bendenizin arkasında da çekim sırasında sirk müziği ile bizi motive etmeye çalışan, yiyecek içecek müdürümüz ve nedimimiz berk.





yarim, her zamanki gibi çok karizmatik. taş duvarların etkisiyle herhalde, ağa kalıbındaki duruşuyla en heybetlisinden ilk pozumuzu başarıyla vermiş bulunuyoruz.
süreç anları başlı başına bir fotoroman konusu olacağı için, özet geçmekle yetineceğim.

ya aslında öyle başta işkence falan diye dilim sürçtü ama,
dürüst olmak gerekirse;
biz de sevgili fotoğrafçılarımızı az buçuk çileden çıkartmış olabiliriz.

Mesela gayet hoş bir dekorda romantik bir kare yakalama çabasında oldukları sırada, nikah stresi sebebiyle,
biz azıcık şımarmış da olabiliriz:)

nihayet geline benzedim galiba...


sevdiceğim beni almaya geldiği için, bi zahmet giyineyim artık dedim. paparazziler heryerde malesef, iki dakika yalnız bırakmıyorlar sağolsunlar. ah, bu şöhret başa bela...





































ya benim sevdiceğim de pek bi yakışıklı olmuş, tü tü tü 41bin kereee maşallah...

artık süspüs merkezimizden ayrılıp,
fotoğraf çektirmek üzere botanik parka doğru yola çıkıyoruz. sol kıyımızda sercan hanım kızımız yer alıyor. her ne kadar bizi çekim esnasında şekilden şekle sokmuş olsa da, az şebelek fotoğrafını yayınlıyorum, sercancağızım seviliyorsun kıymetini bil ... :)







15 Eylül 2008 Pazartesi

imza dağıtmaya başlıyorum..


"meşhur oldum nihayet imza dağıtmaya başlayacağım, yaşasın!" derken,
boş oturanı allah sevmez dediler, tutuşturdular elime ayakkabıyı, dedim "durun ben tanrıçayım, nerde benim yazıcı periler?" ama dinleyen kim?
iş başa düşünce ne yapalım, yaz yaz bitmedi.

son kare saçıma gül takma fikrine takılan canım arkadaşım Mine'ye hediyemdir...

kelebeğin tek günü...

30 Ağustos 2008 Cumartesi günü yanımızda olamayan tüm sevgili dostlarımız için, söz verdiğim gibi adım adım, tek günlük maceramız...

Yorgun bir gecenin ardından, göz torbalarım; pudra ve kapatıcılarla yapılan usta müdehalelerle "Ekipçe" de örtbas edildi ve ayıptır söylemesi aynı Evangeline Lilly'e benzedim. Tek farkımız onun biraz kuru ve yeşil gözlü olması :)

İmaj danışmanlarım Sercan, Mine ve Duygu ile soluğu Miya' da aldık.
"kelebek ve bahar tanrıçasıyım ben, doğal görünmeliyim" ısrarlarım sebebiyle saç ustalarımız özgün çalışamadılar ama benim tam istediğim gibi oldu :)

12 Eylül 2008 Cuma

gün, düne dönerken...

gün, düne
mevsim güze dönerken,
ruhumun ışıkları dört bir yanıma saçılıyor. 
amaçsız gri hücreler olmayandan çözümler üretiyor.
kımıl kımıl düşlerim, biçim arıyorlar kendilerine.

bir garip haller sarmalarken beynimi,
aksırık tıksırık nöbetleri, 
tahriş ederken beni,
kalemlerime kavuşmanın hayaliyle yanıp tutuşuyorum..

11 Eylül 2008 Perşembe

yerleşkemiz için...












Takeshi Miyakawa isimli tasarımcının fotoğrafta görülen yaratısına talibim...

yeni yerleşkemize hediye olarak kabul edilir:)

www.tmiyakawadesign.com

10 Eylül 2008 Çarşamba

kente geri dönüş...

7 eylül günü sabahı ballı bademli tatilimizden geri döndük ...

tatlı tatilimiz sona erdi ve gerçek hayata yatay geçiş yapmış oldum, elimde kağıt mendillerle. kış sezonumu şimdiden açarak; gözüm, kulağım ve burnum olmak üzere sezonun ilk nezlesini geçirmeye çabalamaktayım. 

30 ağustos ve sonrasına dair görsel şölen çok yakında...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails