29 Kasım 2008 Cumartesi

angaryalar sardı dört bir yanımı..

kriz paraya yansıdı ama işlere yansımadı maşallah. maşallah mı, aman allahım neler oluyor mu? 
bilemedim..

gerginlik had safhada, elektrik yüklüyüm, yoğunum, sigara almaya çıkıp dönmeyesim var. bunun yanında temmuza kadar taksitler, aylık rutin ödemeler ve yaşamın maddi zorunlulukları var.

pazartesiye yetişecek çok iş, temizlenip derlenip toplanacak bir ev, akşama  evine gidip uyumak ve kafasını battaniyeye sokup hiç uyanmamak isteyen yorgun bir grafiker var elimizde...
verilen, istenen ve sonuç hanelerindeki eşitsizlik ve adaletsizlik... 

ismi cismi lazım değil, bazı şahsiyetlerin geniiişliğine rağmen, dar alanda kısa pasların bende kalması gerçekliği... 
bir suret düşleyin; var görünen yoklardan, çok olduğunu sanan azlardan, yapar durup da yatanlarından...

öfke ve  bıkkınlık birleştiğinde, gözü karartan, kalbi sıkıştıran ve desibeli yüksek bir bombayı harekete geçirmiş olabilir miyiz? bunun farkına varabilir miyiz? farkettiğimizde zaten herşey toz ve dumana kavuşmuş olabilir mi?
bilemedim..

oil paint: http://heatherhorton.deviantart.com

26 Kasım 2008 Çarşamba

durup, bir düşündüm de...

sadece ağlamak üzerine yazdığımı farkettim... bakınca filmden hayalkırıklığına uğramışım gibi duruyor, tam tersine çok beğendim. bir de, alper rolünü "sinan tuzcu" oynasaydı, ben bile ağlardım... :)
çağan ırmak ve bakış açısını seviyorum, elinde bir toplu iğne; herbirimizin hayatına dair bir noktaya dokunup, cızz ettiriyor. filmden kareler beynimize kazınıyor, müzikler ve diyaloglar dilimize dolanıyor... 

"ona bir oda ver, baba!" (babam ve oğlum)
"karda donmak üzeresin, uyumak tatlı geliyor ama; öldüğünün farkında değilsin..." (ıssız adam)

gözlerine  ve yüreğine sağlık, çağan ırmakcığım, sen böyle yoluna devam et...

ama hıncal uluç bence dursun biraz, böyle devam etmesin. 
ıssız adamda ağlayan ve fimi, aşk filmi diye nitelendiren kadın izleyicilere vermiş, veriştirmiş... şahsi düşüncemdir ki; izleyenlerin duygularına saygısızlık etmiş. 
normalde kendisini sivri dilli olmasına rağmen tebessümle takip ederim, bu sefer kaşlarım çatıldı. 
biraz daha hoşgörü, biraz daha nezaket lütfen...

ağlamaya gittim...

çantamda gozyaşı ve sümük mendilim, işten koştura koştura zafer plazaya seansa 20dk kala yetiştim. yeme içme salonunda, diyette olamama rağmen, ateşin çağrısına kulak verip, burger king mamülleriyle masayı donatan sevgili arkadaşlarım ve sevgili sevdiceğimle buluştum.
bir an içim gitse de; iradeli davranarak, bilakis'in  ızgara tavuk salatasında karar kıldım. jet hızıyla yenen bir akşam yemeğinden sonra, aynı hızla gösterim salonunda yerlerimizi aldık.
filmi gören çoğu (bayan) arkadaşım ağladıklarını söylediğinden, hazırlıklı gittiğim halde; mendilimi sadece lavabo sonrası ellerimi kurulamak için kullanabildim. 
ben mi duygusuzum yoksa; beklentiler, hayalkırıklıklarını mı doğuruyor?

belki de, 
kimileri;
ada ya da alper olduğu halde;
bilinçlerinin altlarına tepiştirdikleri acılarıyla yüzleştikleri için gözyaşlarına boğuldular...
kimileri;
ne ada, ne de alper oldular hayatlarında; sahip olamadıkları tutkulu aşkın özlemiyle kavruldukları için ağladılar...
kimileri; 
sadece romantik oldukları için, birkaç damlayla ayrılığa kayıtsız kalamadılar...
kimileri de;
ada ruhuna sahip olup da, alper gibilerden kılpayı kurtulduklarından;
alperin yıllar sonraki halinden, garip bir haz duydular...
bilinmez...

25 Kasım 2008 Salı

bazen;

ben, ben değilim sanki...
varım ama yokmuşum gibi,
bütün ama eksikmişim gibi,
hayat koştururken ben çok yavaşmışım gibi...

kafatasımın somunla tutturulan kapağı gevşemiş de, 
ruhum dışarı sızmış gibi...
hayatın içindeyken, dışardan kendime bakarmışım,
nefesimi suyun üstündeyken tutarmışım gibi...

limon küflü yeşil pazartesim, kırmızı başlıklı salı gibi...

bazen;
ben, ben değilim sanki...

21 Kasım 2008 Cuma

www.ispanak.com.tr

Ispanak, temel reisin güç kaynağıyken şimdi de; lösemi hastası çocuklarımız için yaşam kaynağı.  www.ispanak.com.tr'den alacacağınız her bir ürün, kendinize ve sevdiklerinize verebileceğiniz  en anlamlı hediye oluyor. Yeni yılın, bayramın, doğumgünlerin coşkusunu bahane ederek, umut dolu yarınlar yaratmak için;  sizleri www.ispanak.com.tr'ye davet ediyorum. sevgiyle kalın...

20 Kasım 2008 Perşembe

19. Efes Blues Festivali'nin ardından...

19 kasım çarşamba yani dün akşam, sevdiceğimle beraber, işten koştur koştur eve gidip yemek yiyip, yine koştur koştur soluğu suare'de aldık. "watermelon slim" amcayı pek dinleyemedik, çünkü geç kaldık.
"sharrie williams"ablamız keyifli bir ara program yaptı. gitarist abi çok sempatikti, bizi çok güldürdü. ha bir de kendisi, elveda rumeli dizisindeki namık'a benziyordu, hani şu "zarifee, zarifeeee" diye ortada dolanan...
aslında ben, "john lee hooker, jr" için gitmiştim doğrusunu söylemek gerekirse. rahmetli babasını çok severdim, nur içinde yatsın, yetenekli adamdı. ama hayallerimin kırıklarını toplamaya belediye çöpçülerinin sayısı ve kürekleri yetmez.
yani karizma sıfır öncelikle... ya bende onun gibi bir baba olacak, azıcık kendime bakarım, baktım potansiyel yok başka bir iş yaparım. ses allah vergisi, genlerden geliyor ama, kendisi tam maymun. gece boyunca sol köşedeki hatunlara yazılıp durdu. ay bi de, göğüs kaslarını hareket ettirme numarası, nasıl denir az biraz ağır ol, blues yapıyorsun, hip hop değil... yok yok, hiç beğenmedim kendisini.
gece boyunca geçtiğimiz sene gelen "bernard allison" abimizin kulaklarını çınlattık. geçtiğimiz seneye göre mekan güzel, ama program kötüydü...
20. seneye özel güzel bir program bekliyoruz, efesten...

18 Kasım 2008 Salı

sağlıklı yaşam icin otlamaya başladık.

başrolde brokoli kardeşimiz vardi. çiğ haliyle bol limonlu kıtır kıtır... 
normal şartlarda kendisini severim, çorbasıyla, yemeğiyle, kıtırıyla ama, menünün adı diyet olunca pek de sevimli gelmedi. 
bir kasecik çorbaya, bi kasecik yağsız yoğurt, 3 minimalist ızgara köfte, 2 incecik dilim tahilli ekmek yanına da bol limonlu yağsız salataaa. 
allahtan meyve saati diye bir kavram var da, psikolojim az da olsa rahatladi.

şu kiloları bir vereyim, kendime tereyağlı, bol yağlı yoğurtlu, salçalı iskender ziyafeti çekeceğim :)

15 Kasım 2008 Cumartesi

sergi izlenimleri

sergi ve açılış çok güzeldi. üniversiteden hocalarım, bir iki okul arkadaşım ve eski iş arkadaşlarım oradaydı. açılış kokteylindeki bütün masaları gezerek, bol bol hasret giderdim. sergi çok guzel, "Sadık Karamustafa" çok mütevazi ve canayakındı. soruları büyük bir hevesle yanıtladı, konuklarla tek tek ilgilendi.

kentimizdeki üniversite ve lise branş öğrencileri yoktu malesef. böyle bir sergi bursa'da açılıyor ve öğretmenler grafik dalı okuyan hiçbir öğrencisini üstadla tanıştırmaya getiremiyor.
çok büyük bir kayıp ama, sanırım branş öğretmenleri ögrencilerini, sadece mesailerinin bir parçası olarak görüyor. 
grafik tasarımı bilgisayar programı kullanmayı bilmekten ibaret sanan, yeni bir, sözde tasarımcı nesli yetişiyor ve gelecekteki rakiplerim için hayıflanmaktan başka birşey yapamıyorum malesef..

13 Kasım 2008 Perşembe

Sadık Karamustafa kimdir?

Grafik tasarımcı Sadık Karamustafa 1946’da Fatsa Yalıköy’de doğdu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde okudu. 1989’dan bu yana öğretim üyesi olduğu MSGSÜ’de düzenlenen Grafist etkinliğini kurdu ve yönetti.1968 – 1978 yılları arasında, reklam ajansları ve yayınevlerinde çalıştı. 1979’da kendi tasarım atölyesini kurdu.
Sosyal ve kültürel konularda ürünler verdi; müzeler, galeriler. kültür merkezleri, müzik, film ve tiyatro şirketleri ile sivil toplum kuruluşları için, tarih, arkeoloji, konser, plastik sanatlar, fotoğraf, edebiyat konulu afişler, logolar, kitaplar, dergiler, sergiler, kataloglar, kurumsal kimlik programları tasarladı. 
GMK Grafik Ürünler sergilerinde, grafik tasarımın çeşitli dallarında elliye yakın ödül kazandı. Uluslararası etkinliklerde üç kez ödüllendirildi. 
Türkiye ve başka ülke yayınlarında yüzden fazla makalesi yayınlandı. Yurt içinde ve dışında jüri üyelikleri yaptı, dersler ve konferanslar verdi, kişisel sergiler açtı. 
1995-1999 yılları arasında Grafik Tasarım Dernekleri Uluslararası Konseyi Icograda’nın başkan yardımcılığında bulundu.1997’de AGI (Alliance Graphique Internationale) üyesi seçildi.

1979'dan bu yana serbest grafik tasarımcı olarak çalışan Sadık Karamustafa ile yine grafik tasarımcı olan kızı Ayşe Karamustafa tarafından kurulan Karamustafa Tasarım, 2000 yılından bu yana, yayın, kurum kimliği, etkinlik tasarımı dallarında çalışmalarına devam ediyor.Temelde iki kişiden oluşan tasarım ekibi, projelerin niteliğine bağlı olarak, çeşitli dallardan profesyonellerin katılımıyla genişliyor.

www.karamustafadesign.com

"Sadık Karamustafa" Sergisi Bursa'da

halen belediyede köle olarak çalışan bir arkadaşım :) bana, müjdeli haberi verdi. 14 kasım akşamı Sadık Karamustafa Grafik Tasarım Sergisi Nilüfer Belediyesi Konak Kültürevi sergi salonunda izlemeye açılıyormuş. 18:30 da açılışı yapılacak sergi, 1 Aralık 2008 tarihine kadar izlenebilir.

yalnız bu afişteki yazı düzenlemesi bana bir yerden
tanıdık geliyor.
 
ükemizde grafik tasarımın ustalarından sayılan "Sadık Karamustafa" nın sergi afişinde;
2002 yılında yapılmış bir takvim tasarımından esinlenmek(!?) ne kadar uygun bilemiyorum. 



11 Kasım 2008 Salı

8-9 Kasım ESGOD Go Turnuvası ardından...

10 kasımın anlam ve önemini bölmek istemediğimden, turnuva izlenimlerimi bugün aktarıyorum.

45 go oyuncusunun katılımıyla gerçekleşen turnuva tek kelimeyle harika geçti. Benim maç skorlarım hariç :)

sisli yollarda özilinin müthiş sürüş performansı ve ronald kardeşimiz ile gayet güvenli ve eğlenceli bir yolculuk geçirdik. yol menümüzde tabii ki, eti cin başta olmak üzere, fındıklı kahve vardı. tatlılıkla başlayan günümüz aynı lezzetle devam etti, uzun zamandır gorüşemediklerimizle hasret giderdik, elektronik posta aracılığı ile tanıştığımız arkadaşlarla yüzyüze görüşme olanağı bulmuş olduk. hep beraber çok güzel bir hafta sonu geçirdik. tadı damağımda kaldı doğrusu...

10 Kasım 2008 Pazartesi

bugün 10 kasım...


saat 9'u 10 geçe otobüsten yeni inmiş, ofise doğru yol alıyordum. siren sesleriyle birlikte, saygı duruşuna geçtim. kimsenin olmadığı ıssız sokakta, bayır aşağı baktığımda telaşla işlerine yetişen benim gibi bir sürü insan, saygı duruşundaydı. gözlerim yaşardı ve çok mutlu oldum. 
Biz Cumhuriyetin ve Atatürk'ün çocuklarıyız...

bugün 10 kasım 2008...
sözcükler düğüm düğüm boğazımda.

7 Kasım 2008 Cuma

yarıın...

yolculuk zamanıııı... 
sabahın körüsünde yola çıkacak ve özilinin düldülü diye tabir ettiğim yüce Rolland Garros kardeşimizle, (nasil? affetmis midir beni;))  sakin sakin eskişehire doğru yol alacağız. 

yolculuk çantamı akşam hazırlayacağım. liste başı lokmalık eti cin :) sonraa; fotoğraf makinamız nuri, maç aralarında kafa dağıtmaya bir adet roman, çiziktirmek icin defter ve kalem ve renkli kalemler, bursago turnuvasından kalma 3 adet kifu defteri, içine pro oyunu videosu yüklemeyi başarırsak ipodumuz podduruk, bir adet kurumuşsa yeşil sweatshirt, bulunursa bursago sweatshirt, uyku eşofmanları, ayılı uyku çorapları, alerji hapı, bebe aspirini, poset nescafe, görme gözlüklerim, bir adet kaşkol veya boyun örtüsü, bere, eldiven (eee, eskişehir soğuk olabilir tedbirli olmak lazım, geçen gittiğimde çok üşümüştüm)... 
şimdilik bu kadar aklıma geldi.

deniz fun club 2008

deniz, şimdiden magazin basınında yer almaya başlamış.  büyüyünce kimbilir neler olacak?
ee yakışıklımız şimdiden boy gösterdiğine göre; annesi düşünsün, azılı hayran kitlesi ile ne yapacağını... :)
"bu erkekleri kim yetiştiriyor?" konusuyla gündeme gelen "deniz özgürgen"in yepyeni fotoğraflari sadece bizde, yayinda... (Paparazzi ruhu var sanirim bende)  :)











deniz: "kızlar beni bekliyooor, birakın beniii" derken..



bugün...

dün yatis pozisyonunda oldugum icin ertelenen islerimi yetiştirmek icin; sabahın er saatlerinde ofise geldim. saat 07.20yi gosterirken ofise ayak bastim. insanlik icin kucuk, benim icin buyuk bir adim oldu, insallah ogleden sonra uykum gelmez :)

dün..

internetin yanibasinda olmama ragmen, hastalik durumum sebebiyle; birakin blog yazmak, gözümü dahi açamadim... ama simdi daha iyiyim, merak edilecek bisi yok :)

5 Kasım 2008 Çarşamba

iyi ki doğduuun öziliiiiii, iyi ki varsııın...

























tanışmamızın 31. ayında, ne kadar da şanslı olduğumu düşünüyorum... 
özi hanım teyzeeee, ne iyi ettin de go oynamaya başladın. 
nikkentobi ve yamuk panda der ki; seni çoook seviyoruuz, iyi ki doğduun..

4 Kasım 2008 Salı

aaaaaaaaaaaaaa...

bugun bitsin yaaaa, nasil icimden gelmiyor hicbirsey anlatamam, oysa ki yagmur da yagmadi.
donuk da olsa, gunes disarida ve ben icerideyim diye mi oldu boyle, anlamadim... 

eticin arkadasim erhan, burada olsaydi da keske, eticin ve nescafemiz ile sacma sapan seyler konusup gulseydik...(ama cok uzaklarda simdi o, teee erzurumda...)

tam ogleden sonra heykel atolyesi kahve molasi havamdayim :))

3 Kasım 2008 Pazartesi

www.kelebekucusu.com yayinda...


kelebek ve zuzu, yureklerinden gelen paylasimlarla www.kelebekucusu.com ile yayindalar...
duyduk duymadik demeyin ve favorilerinize eklemeyi unutmayin...
ellerinize saglik cok guzel olmus, en az sizin kadar...

8-9 Kasım Eskisehir Go Turnuvası

cuma aksami eskisehir yolcuyuz... porsukla ozlem giderecegiz, gitmeyeli yillar oluyor. 
en son, 1997de GSF sinavlari icin gitmistim, sonucunda da suluboya sinavinda elenerek, kuskun bir sekilde yuvama donmustum...
yuregim buruktu belki ama, 
pinoburgerin tadini hic unutmadim :) osmangazi unversitesi kiz yurdundaki aksamimizi, otobuste uyuklayarak, zar zor  sinava yetismemizi, yazin ortasinda aksam sogugunda usumemizi ve de GSF bahcesindeki sinav heyecanimi hic unutmadim.
simdi de turnuva heyecanı sardı beni :) 

1 Kasım 2008 Cumartesi

Rekabet Kurumu Ödüllü Logo Yarışması


01.11.2008 ve 30.11.2008 tarihleri arasında geçerli olan bu yarışmaya bilgi için;  www.photoshopmagazin.com

Turk Telekom'a protesto eylemi

"bugün sabit telefon ücretlerinin yuksek olması sebebiyle, telekomu protesto etmek için, sabit hatları kullanmama günü" imis . bu bilginin bana nasıl ulaştığını hatırlamıyorum ama öyle kalmış aklımda... ben gayret edecegim ama söz vermiyorum. sabit hat kullanmayacağız diye GSM operatorlerinin yüzünü de güldürmeyelim:)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails