30 Aralık 2008 Salı

egemene alkıııış:))

biz adamı askere gönderelim;
 daha bir ayı dolmadan ankara go turnuvasında boy göstersin. terik ediyorum kendisini buradan, go meraklısı bir komutan bulmuş anlaşılan. biz buradan mudehale edemedik turnuvaya ama azimli insan, askerden tunuvaya yetişmiş...
egemene alkııış, alkııış...

II.geleneksel "ayşe yeni yıl" kurabiyeleri...

2. geleneksel ayşe yeniyıl kurabiyelerimi yaptım dün akşam...
agresif gudubet modumu sesimden anlayan  sevdiceğim "gel seni arog'a götüreyim neşelenirsin biraz" dedi ama, ben "ı ıh" dedim.  "hadi sen seversin pizza falan ısmarlayayım sana" dedi ama paracıklarımıza kıyamadım. 
dedim biraz silkeleneyim ve harekete geçeyim. kepekli spagetti bolognese yaptım, acı mı acııı:) knorr geleneksel lezzetler toyga çorbası yanına.. yemekten sonra da kendimi gaza getirmek suretiyle kurabiyelerime giriştim. geçen sene kelebekti, bu sene de yıldız oldu, hem de çikolatalı ve kurdelalı...
fotoğrafı yok malesef, yaparken yarim çekti beni ama, bitmeden kendim de çekip koyacağım inşallah:)

29 Aralık 2008 Pazartesi

soyadı karmaşası...

grip olduğumda ilaçlarımı aldığım, eczaneden aradılar... muayene kayıtları ve sağlık karnemdeki soyadım tutmamış. tembellikten nüfus kağıdınu hala değiştimemiş olan bendenizin soyadı değişimimi 2009'a kadar sigortaya bildirmem ve karnemi değiştirmem gerekiyormuş. eczane yıl sonu kapanışını yapamıyormuş...
29'u bugündü, 30 ve 31'i kalıyor geriye ama. yumurta kapıya gelmiş işle alakalı işler ve bööle kişisel işler toplaşıp karşıma dizilmiş durumdalar. 

benim parmağımı kıpırdatacak halim olmamasının yanı sıra; 
ACİİİL?! yetişmesi gereken müşteri kataloğumuzun, 15 gün boyunca fotoğraflarının çekilmesini beklemiş, nihai sonuca ancak geçtiğimiz cuma ulaşmıştık.
şimdi de "yarın yollamamız lazım, adamlar tepemde, sonuç bekliyorlar, gerekirse geceleyin ayşedeniz hanım" dendi. içimden "ooooldu", dışımdan da "..." demiş bulundum. saat 17.15 itibariyle buyurgan yetkilimiz, paydos deyip çıktı bile. saat 17.56 benim gözlerim ekrana yapışmışlık durumundan yaşlanmış, beynim von vooon vızıldamakta... 

söz konusu katalog yaklaşık 300 küsur üründen oluşuyor, ürün fotoğraflarının yanısıra; ayrıntı, üretim ve imaj fotoğraflarının da bu sözkonusu kataloğa yerleştirilmesi gerekiyor. yazılması gereken tanımlama ve teknik detayları saymıyorum. 
işin acı tarafını söyleyeyim bu sözkonusu fotoğraflarla ürünleri bundan iki hafta önce tasarımını yapıp yerleştirip müşteriye sunmuş ve "ı ıh biz böyle istememiştik" gibi bir yorumla karşılaşmıştık.

plansızlık, yanlış zaman yönetimi, sağlıklı müşteri briefinin alınmaması ve özellikle gerçekdışı terminler verilmesi sebebiyle, ACİİİL diye tanımlanan bir kaos ortaya çıkıyor. henüz tasarımı bile olmayan ürün kataloğumuz ve ben başbaşa kalıyoruz, geri kalan paydosta...

böyle gelmiş de, böyle mi gider? şikayet etmiyorum, alıştım bile denebilir... müşterime karşı mahçup olmak istemiyorum elbet ama, paldır küldür yalapşap birşeyler gönderdik diyelim, içime sinmemesinin dışında, işin tekrar geri döneceğini de biliyorum... hem de öfkeli müşteri psikolojisiyle...

ya buyurgan yetkilime kafa tutup kendi olası terminimi dayatacağım, ya dayatmak yerine hehe deyip oyalayacağım, ya da yenileceğim. bilemiyorum...

sabah da sağlık karnemi yaptırmam gerekiyor, ne zaman, nasıl, ne şekilde herşeye yetişirim bilemiyorum, ooofff, oooofffff...

gudubet gün..

tersimden kalktım kesin bugün... işe geç kalmamın yanısıra, gayet sıkıcı başladı günüm. hala sabah suratsızlığımdayım. kış sendromu mu, soğuk depresyonu mu bilemiyorum, eğer ikinci hayat diye birşey varsa; ben kesin bir kuştum ve kış aylarında sıcak ülkelere göç ediyordum...

25 Aralık 2008 Perşembe

kala christmas manarimou :)

merry christmas...
illüstrasyon: http://vladstudio.deviantart.com

pamuklarımız şekerlenmis bal gibi oldu...

aynen oyle, kıtır kıtır ve kaygan, sonu vıcık vıcık olacak malesef. o yüzden tum ilkogretim öğrencileri ve öğretmenleriyle duadayım, daha coook yağsıııın, daha kardan adam yapıcaz yaaaa...

24 Aralık 2008 Çarşamba

burası pamuuuuk gibi ooolduuuu:)

pamuk pamuk bembeyaz... kış aylarından pek haz etmem genelde, çünkü soğuğu sevmem, çok üşürüm... ama kar yağdı mı, neşeli soğuklar diyorum ben buna, en sevdiğimden :))

23 Aralık 2008 Salı

gizemli katalog :)

geçtiğimiz hafta, bizden katalog ve web tasarımı isteyen ismi lazım değil, ofis mobilyası üretimi yapan bir müşterimizi ziyarete gitmiştik. cepli pantolonumdan oluşan iş yeri kostümümü cici kız pantolon ve ceketimle kombine etmiş, profesyonel görünümlü tasarımcı kimliğim ve elimizde sunum dosyamız, tasarımlarımızı sunmuştuk. firma yetkilisi beyefendi, tasarımlarımızı elinin kenarıyla itip; "cık cık olmamış, istediğim bu değil" gibi tepkilerde bulunarak, aslında bizden gizemli bir katalog istediğini söylemişti. 

müşterimiz, sebep olarak da,
her ne kadar ürün tasarımlarının çalınacağından endişe ettiğini söylese de, aslında tasarımlarının çalıntı olduğunun anlaşılmasından endişe ettiği kanaatine vardım. benim gibi dekorasyona meraklı, interneti aktif olarak kullanan birinin pek de zorlanmayacağı birkaç araştırmadan sonra haklılığımı kanıtlayan bazı sitelere rastladım. 

gizemli kataloğu yaptım, az önce sunumu tekrar yapıldı ve kabul edildi, sebep, gerçekten gizemli oluşu.... :) nasıl mı? hiç bir ürün tam gorunmuyor, masa mı, dolap mı olduğu bile belli değil. sadece dokulara zoom yapıldı, altına da edebi yazılar yazıldı. 

bir tasarımcı olarak, dünyanın bir ucunda yaşayan japon tasarımcı kardeşlerimizin emeklerine yapılan saygısızlığın pazarlamasında rol almak hoşuma gitmese de, ürünlerin görünmeden satışının yapılamayacağını düşündüğümden sebep, içim az da olsa rahat...

21 Aralık 2008 Pazar

en sevdiğim pazar sabahı...

öğle vakitleri kalk, avatarı seyrederken kahvaltı et, bilgisayarın başına geçip en sevdiğin şeylerle uğraş, ama gün hiiç biitmesin... ama her güzel şeyin sonu olduğu gibi bu güzide tatil günümüzün de bir sonu var.
en sevmediğim ise pazar akşamı...
günün ucundan tutup çekeleştirseniz de zaman sanki atlaya hoplaya ilerliyor, gözlerim kapansa da uyumak istemediğim tek gün pazar günü...
çünkülüm, azcık dinlenen vücudumu gaza getirip kağıda kaleme sariliyorum, ayıcıklarım ve tavşancıklarıma kavuşuyorum, bugün de çok çalıştım, işte karşınızda uyku perisi ve uykucu bobo...
:)kendileri eğer beğenilirse, bebe battaniyesi olacaklar, inşallah :))

19 Aralık 2008 Cuma

günün unutulanı:

bir adet cep telefonu...
14.20 itibariyle telefonumu neden açmadığıma dair bir e posta alana kadar fark edememiştim. sanırım evde unuttum, yani umarım. otobüste falan düşürmediysem şayet, evde salonda masanın üstünde beni bekliyor olmasını ümit ediyorum :)
unutkanlık, dağınıklık ve aklın bir karış havada olmasına karşı önlem olarak, ne yapmalıyım bilmiyorum. hafıza ya da vitamin hapları mı alsam, doktora mı gitsem, karar veremedim.
akşamları işten çıkarken, ya usb belleğimi, ya kitabımı, ya da (en kotusu de bu) çantamı almadığımı farkedip, geri geliyorum. anahtarları unutup da geri gelememeyi saymıyorum bile... 
bazen kendimden çok sıkılıyorum, toparlanamamaktan sıkılıyorum ki, beni tanıyanlar bilirler; bir sırt çantam ve bir de capraz askı çantam ile gezerim ama onlar da toparlanmama yetmiyor. 
ne olacak benim bu halim?

18 Aralık 2008 Perşembe

ikea, evimizin ıvır zıvırı...

evet, akşamki umut dolu keşif maceramız,
hayalkırıklığı ile bitti. katalogtan beğendiğim hesaplı kitaplık, son derece kalitesizmiş. güzel ürünler de var elbet ama; nakliye, montaj ve taksitsiz seçenekleriyle hesaplayınca ekonomik anlayışımızın dışına çıktığı için, bulaşık süngeri, peçete ve bulaşıklık gibi bir iki ıvır zıvır alıp evimize geri döndük. yani odam hala dağınık ve bir süre daha oyle kalacak sanırım :(
ben internetten model araştırıp hayal etmeye devam edeyim madem, çok cici şeyler buldum:)


17 Aralık 2008 Çarşamba

ikea, evimizin herşeyiii...

ha açıldı, açılacak derken, terminale her gittiğimde binası bitmiş mi, bitmemiş mi diye bakarken, nihayetinde ikea açıldı. bu kadar beklememe rağmen halen gidememiş olmanın derin hüznünü yaşıyordum ki, olaya el koyarak, bu akşamı ikea akşamı ilan etmiş bulunuyorum. sevdiceğimi halı saha maçından vazgeçirmek suretiyle kitaplık almaya doğru yola çıkacağız, iş çıkışı, çok mutluyum:))

mutlu olmak, sadece ikeaya gitmek, para harcamak bazında değil elbet. artık evimiz, yuvamız olarak değerlendirilebilecek yerleşkemizin dağınıklıklarına acil çözüm gerekiyor. çalışma odası olarak kurguladığımız odada ben, bilgisayarım, kitaplarım, dergilerim, kaynaklarım, boyalarım, hatta ütülenmeyi bekleyen çamaşırlarımız, ütü masamız ve çamaşırlığımız, hep beraber kardeşçe yaşama sınrlarını aşmaya başladık ki, daha sevdiceğimin bilgisayarını odaya taşımadık bile.
bana daral geldi artık, çizim yapacağım zaman bir kaynak lazım oluyor ve nedense hep aradığım, yığının en altından çıkıyor. en alttakini çıkarırken diğerlerine neler olduğunu siz tahmin edersiniz sanırım. kafası, dikkati dağınık birini dağınık bir odayla başbaşa bırakınca, olası felaketlere hazırlıklı olmak yerine, islevsel büyüüük bir kitaplıkla işi çözmek zorunluluk haline geldi...

bir tek nakliye olayını nasıl çözeceğimiz konusunda bir fikrim yok ama sora sora bağdat bulunur, buluruz birşeyler sanırım...

fotoğraf: http://chocolate-chandelier.deviantart.com

13 Aralık 2008 Cumartesi

yakında kendimi de kaybedeceğim :)

dün akşam beremi kaybettim, bugün buldum allahtan. roland gross kardeşimin koltuğunun altına saklanmış ama özicim, adli tıp titizliğinde yaptığı araştırma sonucunda buldum kırmızı başlığımı:) çok sevindirik oldum. 
kaybetmeden anlaşılmıyor sahip olduklarının değeri... annemleri arayıp onları, ne kadar çok sevdiğimi söyleyeyim en iyisi... 

12 Aralık 2008 Cuma

mingiyango...

biz özel sektör çalışanlarına bahşedilen 4 günlük bayram tatili sona ermiş olup, ofislerimizdeki yerlemizi almış bulunmaktayız. ne sıkıcı bir cuma günü, normalde insanın içi neşe ve huzur dolar, ama ama bugün, mesai başlangıcı, püfff..
son zamanlarda sürekli işten, çalışmaktan şikayet eder oldum, biliyorum... sanırım yaşlanıyor ve huysuzlaşıyorum :))
bu arada ne sayısal, ne süper loto, ne de on numarada birşey çıkmadı:( bir de yılbaşı milli piyangoyu deneyeceğim, belki de sıraa bendeee:)
*bu arada "mingiyango" kuzenim gedizin, minicik bir bebeyken, yaklaşık 28 sene önce, milli piyangoya kattığı yorumdur:))

aslında kafamda türlü türlü tilki dolanıyor şu iş memnuniyetsizliğim üzerine, bakalım; ya şartlar olgunlaşacak ve ben isteğime ulaşacağım, ya da ben olgunlaşıp, elimdekine kanaat getirmeyi öğreneceğim.

evrene pozitif sinyaller yollamaya devam ediyorum, herşey çoook güzel olacak diye, pollyanna tobiyim şimdilik:)))

ya böyle ikramiye çıksın da, yatlarım katlarım olsun değil derdim, öncelikli planım güzel bir ege kasabasında ailece sığışacağımız kocamaaan bir ev almak, bahçesinde organik sebze yetiştirecebileceğim. sonra disneylanda gidip elim kolum bir sürü oyuncakla dönmek, noel baba misali, kuzucuklarıma ve kendime :) 

ve evimin çatı katında küçük bir atölye, çizim masam, boyalarım ve şovalem ile... 
çok bişi değil vallahi :))

4 Aralık 2008 Perşembe

çok çalıştım, çok yoruldumm...

gece 01.30'da  işten çıkabildim ve yattığım yeri bilemeden uyumuşum. yorgunluk ve grip beni maymun etti. bu ara yazamayışımın, msne dahi giremeyeşimin başlıca sebebi iş, gribe rağmen çalışmaya çalışmak. bu akşam süper loto, cumartesi de sayısal loto oynayacağım, çok hırslandım :)

2 Aralık 2008 Salı

gene bademciklerim şiştiiiiii...


yutkunamıyorum puff yaaa...
grip mevsimim açılmış bulunmakta. bu sebepten dün evde yattım, geçmemesine rağmen işe gelmek zorunda kaldım. sürünüyorum anlayacağınız.
sol cenaptaki bademciğin altında baska bir şişlik daha var gibi aslında, o yüzden huzursuzum biraz. 
sabahtan bu yana, yutkunma güçlüğüm azaldı. ama sol kısımda haa bir ağrı var. sevdiceğim de "bir zahmet doktora gideceksin, küçük hanım" dedi bana. 
işler yığılı bir şekilde durduğu ve her uzak kaldığım saatle daha da yığıldığını düşünürsek içim kararıyor... bu karartıya rağmen bir an önce evime, yatağıma kavuşmak için de can atıyorum.
beyimin sözünü dinleyerek şimdiden vizite kağıdımı aldım, sabah da evimizin yamacındaki sağlık ocağına gidip; "doktor amcaa, bana baaak, bademciklerim kociman oldu" diyeceğim. 
O da muhtemelen antibiyotik ile istirahat etme ilacı verecek. ben de eczaneden ilaçlarımı alıp, tıpış tıpış ofisteki yerimi alıp, akşam olsun da evime gideyim diye dua edeceğim...
ah, şu sayısal bir türlü çıkamadı...:(
illüstrasyon: http://pyromaniac.deviantart.com

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails