30 Mayıs 2009 Cumartesi

"F" maymunu oldum

nedir bu "F"?
sorusunun cevabı klavye.

işler sıkışık, tepişik ve benim çok sevgili "Q" klavyem bozuldu. yedekte de bu varmış.
Q kulanan bir macintosh kullanıcısıyım ofiste.
evde de pc.
klavyeler ortak olunca adaptasyonum daha rahat oluyordu. şimdi bütün hatlar karıştı.
cevaplamam gereken e-postalarımı yazmak, onlarca dakikaya mal oluyor. kısa yollarım sapıttı. kendimi ilk defa bilgisayara oturmuş biri gibi hissediyorum.
elimde kutsal hint öküzleri kadar büyük ve önemli bir katalog işi var ve böyle giderse yetişmeyecek. daraldım.

klavyemi geri istiyoruuuum...
malum kriz var ya, yenisini almaları kaç ay sürecek acaba? meraktayım...

29 Mayıs 2009 Cuma

oyncaaaak istiyoruum :D



yaaa, ben de bunları istiyorum ama hepisi olunca da cok pahalıya geliyooo. yurtdışından da tek tek getirilmez ki kardeşiiiim. içinden seçmek lazım ama karar veremiyoruuum:))

28 Mayıs 2009 Perşembe

sponsooor, sponsooor duy sesimiziiiii;

bu gelen bursago'nun ayak sesleriiiiiii:)))

turnuvaya çok az kaldı, beni bir heyecan bastı. demiş miydim?
trilaylayliii sponsor durumumuz henüz netleşmedi. bu hafta belli olacak, ya sponsor bulup A sınıfı turnuva derecesi alacağız. ya da bulamayıp üçün birini alacağız. sefalet içinde de olsa, çok eğleneceğiz, çooooook :P

27 Mayıs 2009 Çarşamba

sinir krizi ve tatlı krizi;

daralıyorum uleeeeeeyn.

bahar, "ha geldim, geliyorum, gelmek üzereyim" derken burnumu üşüten rüzgar da nereden çıktı?
baharı geçtik yaz geldi bile, havada en az benim kadar git geller içinde bu ara. sıkıldım yaa; bir üşüyüp, bir terlemekten...

ilgisiz müşterilerinin sözde ilgili müdürlerinden de sıkıldım. benim meşhuuur yıllanan kataloğum, sil baştan. ilgili müdür değişmiş, o da kodları değiştirmiş, bakalım bu işte başıma daha neler gelecek?

karnım ağrıyor demiş miydim? dememişim, demiş oldum.

dün köstebek pasta yaptım, onca uykusuzluğa rağmen. aşkım sana yaptım valla ama yarısını ben yedim di mi?
çok eşşekim.

uykum geldi ama hafta sonu ayaklarım üşümüş herhalde, karın ağrısı tavan yapıyor ara ara.

bitirmediysem, biraz daha pasta alayım, dr. ötker bu işi biliyooo, ben bile yapabildim.
ayıptır söylemesi çok güzel olmuş. kendisini milli ikramım ilan ediyorum. yenisini öğrenene kadar.

uykum var demiş miydim? demiş gibiyim, var dememişim.

"en büyük dr. ötker,başka büyük yook" diye tezahürat yapan sevgili sevdiceğim;
en büyük benim. onu kutudan çıkartıp, o hala getiren benim, alkışlar bana. bak bi daha yapmam, bi de üstüne küserim, karışmam...

25 Mayıs 2009 Pazartesi

kaç yaşındasın?

soruyorlar bi de utanmadan, kaç yaşındasın diye.
beynimden geçen olası cevaplar;
-sanane.
-senden en az 3 yaş küçüğümdür ;)
-yaşın ne önemi var, mühim olan insanlık :P
-ben sana suratındaki sivilcelerin sebebini soruyor muyum?
-20-30 arası, çok mühim değil.
dile getirdiğim cevap;
-29,5.
bi de sağlama yapıyorlar, "o zaman 80'lisin"diye, hiç sesimi çıkartmadan geçiştiriyorum :))
bilip de soranlara da "ya banane yaaa, ben eylül doğumluyum, 29,5 sayılıyoruuum işte yaaaa" mızık modeline geçiş yapıyorum.

istediğim kadar, gencim daha desem de, yaşlanmışım, cumartesi anladım.

herşey küçükyalı sahil yolundan bizi toplayan mustiyle başladı. önce çantalarımızdan kurtulduk. sonra meşhuuur mahmutbey kanatçısına doğru yola çıktık. sevdiceğimin çocukluk arkadaşları ve tek hatun kişi bendeniz. aslansütü eşliğinde tıka basa tıkındık. abartmıyorum 5 kişi 2 büyük ve en az 8 porsiyon kanat. mmm lezizdi. peynir, salata eşliğinde semirdik. arkasından da o meşhur tatlıları birkaç porsiyon olarak bize eşlik ettiler.
ardından musti ve dadaşlarının kalan kısmının yanlarına gittik. ataşehir chicago bulls.
yerleştik doğum günü masasının kıyısına. mekan büyük, sahnede bir grup. ilk anlarda anlamadık neyle karşı karşıya olduğumuzu. biraz kulak kabartalım dedik, abiler bizi alıp götürdüler bambaşka diyarlara. en son "bu gece de bizden bu kadar"dediklerinde baktık saate. 02.30. group yol, muhteşemdi.
bursa'ya gelsinler istiyorum. kat3'e istek yapıcam, gerekirse dilekçeyle başvurmayı bile düşünüyorum.

grup süperdi, ama her güzel şeyin olduğu gibi bu müzik ziyafetinin de sonu geldi. eve dönmek için erken dediler. haydii fener sahiline. rakı sonrası bira ile ben oldum çapraz adımlı bir maymuncuk. böcüğüm, musti, kağan, batur batu, ben ve diğerleri, beşiktaş marşları eşliğinde vardık, denizin kıyıcığına. ben orada biramı yarım bırakarak sade türk kahvesine geciş yaptığımda farkettim ki saat 5' e geliyor. mızıklanmaya başlamıştım ki, haydi çorbacıya dediler. tuzlama, işkembe vs'den sonra. "şişşşt, aman ha uyandırmayalım uyuyan güzeli"diyerek, parmak uçlarımızda eve geldiğimizde sabah 6 olmuştu.

nasıl yattım hatırlamıyorum, öğlen kalktığımda da nasıl olup da o saatlere kadar dayandığımı hatırlayamadım." aman canıııım, o kadar da zor değilmiş bunca yıldan sonra gecelere akıp, sabahlara varmak" dedim ama sonra yuttum.

15,30 gokhan ve ozlemin nikahı ardından yemeği derken, dün gece 01.15te servise bindiğimizde uykuya dalıvermişiz. sürünerek kartalda otobüsümüzü bekledik. otobüs 02.00de hareket ettiğinde biz çoktaaan uyumuştuk. sabah 5,5'ta nihayet yatağımıza kavuştuk. 9,30 da kalkıp, ayılıp 10,30'da ofise gitmeyi başardım ya, ben bile kendime şaşıyorum.

yaş otuz, ben bitmişim :))

oooo, saat kaç olmuş. başım zonkluyor ve ben yatağa doğru yol alıyorum.

şiştim, hindi gibi kabardım...

hani gördüğünüz rüyaları bir hatırlayın. hani birine seslenirsiniz, gırtlağınız parçalanır gibi hissedersiniz, sonra bir gerçekle yüzyüze gelirsiniz. sesiniz çıkmıyordur. onca çırpınış boşunadır. sabahtan beri kabusu yaşadım. bir sürü kelime var dilmin ucuna gelmiş ama sesim çıkmıyor. ruh pastamla iletişim kuramadım..
aaaaaaaa ne sinir yaaaaa:)

sabırla bana destek veren arda'ya çooook teşekkür etmek istiyorum, 
"yüce insan sayende ruh pastama kavuştum. heyooooooo:))))"

düzelmiyyoooo

kodların içine daldım ayıkladım falan ama bana mısın demedi, boogiecan kardesim. deliriciiim. yorumlara yanıt bile bırakamıyorum. bu kaydı yayınlar mı, ondan bile emin değilim

23 Mayıs 2009 Cumartesi

yayınımıza kısa bir süre ara veriyoruz:(

ya ben ara vermek istemiyorum elbet ama teknik arıza sebebiyle, sizi klasik TRT görüntüsü manavgat şelalesi ile başbaşa bırakıyorum.
ki onu bile görüntüleyebileceğinizi sanmıyorum, muhtemelen blograzzi.com sayfasına bağlanacaksınız. off neden oldu yaaa, sabah herşey yolundaydı oysa. :((

ya neler oluyor yaaa.

bloguma giremiyorum. once nikkentobi sayfam yukleniyor. sonra pıt diye blograzzi.com'a baglaniyor. duzeltemiyorum ne yapıcam ben yaaaaa:(((

21 Mayıs 2009 Perşembe

deli dolu günler..

dolu dolu günler aslında. ninca evlendi ve balayına çıktı. kendi sorumsuz müşterilerim ve nincanın sorumsuz müşterileri de bende kaldı. günlerdir, koşuşturma ve gerginlik hakim. pazartesi malum, çalıştık. bir yere gidemedik.

salı günü tatildik, böcüğüm beniii bursa zoo'ya götürdüüüü. yani hayvanat bahçesine ama ismini bursa zoo koymuşlar.
önce aslanları gördük, fotoğraflarını çektik, sonra maymunlar. yavrular da vardı nasıl şirindiler. her kısımda ben: "bunun yavrusunu alalım mııı?, bunu eve götürelim miiiii?, bizim de olsun muuuu?" dedim. 
sevdiceğim de bana hep güldü. hele yavru keçiler vardı. ay cebime sokasım geldi.

aa bi de zebralar vardı. beni sevdiler sanırım. çünkü çizgili tshirt giymiştim, pek bi bakıştık kendileriyle.

sonra yan komşu botanik parka geçtik. kahve molası ve sonra biraz yürüyüş. ben gül bahçesinin orada kipatımı okudum, sevdiceğim de nuriciğimizle görüntü avına çıktı. nasıl güzeldi, nasıl keyif aldım, anlatamam. 

kırpık tatilimizi de böyle değerlendirmiş olduk.
şimdi cumartesi krizi var, bakalım izin durumu ne olacak?
gokhan ve özlemcim evleniyorlar, nikaha gitmemiz gerekmekte. ama ninca olmadığı için bana sorun çıkartabilirler. cumartesi normalde 12ye kadar çalışıyoruz ve bütün gün ölmüş oluyor biz yola çıkıp da varana kadar. sonra iki ayak bir pabuca giriyor. ağzım yüzüm demeden pazar oluyor, ne hasretliğe yetiyor gün, ne de zorunluluklara. 
hadi benim için neyse ama sevdiceğim zaten cumartesi çalışmıyor. artı memleket özlemi çeken o, ben değilim. beni de bırakıp gitmez bir gün önceden, kıyamaz.
ne olacak ben de bilmiyorum.
çok çalışmak lazım çoook, bir onu biliyorum. haydi şimdilik başbaş:)

bu arada elif şafak-aşk, süper gidiyor. çok keyifli bir kitap. mevlanayı okuma ve anlama isteğim kabardı. şimdiden tavsiye ediyorum, mutlaka okuyun.

16 Mayıs 2009 Cumartesi

bir gençlik hayali...

asiyiz, sosyal çıkıntıyız ya zamanında, tutturdum dövme yaptırıcam diye. annişim, şiddetli karşı tabi, babişe sormuyorum bile. yemiyor :P
ama kararlıydım babişin hatta annişin de göremeyeceği bir noktaya dövme yaptırıcam diye.

ama gelin görün ki. ben tam bir kararsızım. öyle gaza geldim yapayım diyemiyorum. çünkü çizeceğim şey benim için anlamlı olmalı, sıkılmamalıyım. bırakın desenine, yerine bile karar veremediğim için hala yapamadım :P
ama geçen hafta yine gaza geldim, şimdi araştırıyorum. içinde bir sakura dalı olacak, bir de nikkentobi kanjisi belki de. bileğimin iç kısmına düşünüyorum. aslında sırta kociman bi ejderha süper olurdu ama, sonuçta ben yakuza felan değilim.
altı üstü capon hayranı çakma go oyuncusuyum :P

işte size netten dövme araştıma sonuçlarım;





15 Mayıs 2009 Cuma

kandırıldım :(

hani 23 nisan'da çalışmıştık ama bana 18-19 mayısı tatil vereceklerini söylemişlerdi ya, yalanmış.
kandırıldım ve çok üzüldüüüm. 

güneye falan kaçamıyorduk ama en azından avşaya nurtopu annemin yanına gider, deniz havası solur, hamakta mismis yaparız diyorduk. herşey hayal oldu. 
17'si pazar ve 19'u salı tatilmişiz. aman ne güzel. purple ve ponpon kız fethiyeye bu akşam yola çıkıyorlar. zaten onlarla gidemiyoruz diye üzülmüştüm, maddi sıkıntılar sebebiyle (malum yeni evliyiz).

çok gıcık oldum.
ama kriz var di mi, susayım, oturayım di mi?
gerçi ninca balayında olacağı icin işler de sıkışık, yetişmeyi bekleyen 3 tane makine kataloğu var. iş yok da biz mi çalışıyoruz? iyi tarafından bakarsam sinirim geçer belki.

politobi 8017: haftaya nikah var istanbulda, belki cumartesi izin verirler de, denizi oradan koklarız. umut fakirin ekmeği demişler, ne diyeyim...

14 Mayıs 2009 Perşembe

kudurukluğum üstümde...

bir kaç gündür, sokak çocuğu gibi hissediyorum kendimi. 
dört duvar sıkıntısı bastı. fırsat olsa dışarda yatıp kalkıcam, içim darlanıyor. 
ofiste pencereyi kapatmıyorum, bahar pamukcukları doluşuyor içeri, hapşırtıyor beni ama, kapatınca da boğulasım geliyor.

aylaklığım kabardı.
bir kendimi kendimden dışarı atamıyorum ya, neden oluyor anlamıyorum. yani hayatımdan mı memnun değilim, hayatımda olanlardan mı, olamayışlardan mı, kendimden mi?
henüz ayırt edemedim.
dün d&r dan elif şafak'ın aşk'ını aldım.
normalde kitaplarımızı toplu sipariş olarak internetten alıyoruz ama, "merak kediyi öldürürmüş" misali dayanamadım. kudurukluğum üzerimde ya, enerjimi yapıcı bir şekilde harcayayım dedim.

kronik memnuniyetsizlik :P

geçen gün konuşma sırasında geçti. bir arkadaş hatırlattı;
"kronik memnuniyetsiz miyim ben" diye.
bir an bakıştık, sonra gülmeye başladık. ikimiz de aynı filmi seyretmişiz.


aşk üçgeni mi, beşgeni mi desem? 
ya da aşkla ilgili değil de,tutku ve arayış üzerine sanki biraz.

biraz çılgınca yani üç hatunun bir adama olan aşkı var. adam herkese mavi boncuk durumunda. bir anda kızların arasında da boncuklaşmalar oluyor. 
karmaşıkmış gibi gelebilir ama tarzı süper. barcelonaya gidesiniz geliyor :P

woody allen farkı bu sanırım.
ve tabi kiii muhteşem oyunculuğu ile penolope cruz:))

işte bu pandayı istiyorum :)

işte, işte buuuuuu. 
benim yavru pandam.
istiyoruuuuum, çooook istiyoruuuuuum.
harika hehehe :)))

13 Mayıs 2009 Çarşamba

nirvanaya ulaşmışız da haberimiz yok:P

konular hep evlilik kavramına takılıyor bu ara. hafta sonu ninca ve üm, haftaya da gökhan ve özlem evleniyor. allah bi yastıkta kocatsın hepiciğini ama bana accık gak geldi bu mevzudan. 
aslında yeni evlenenlerden değil de, çok bilenlerden geliyor bu iç sıkıntısı.

ayaklı toplum baskısı timi gibiler. 
roller biçilmiş. seni beni çekeleştirip tepiştirip kalıplara sokuşturmaya harcadıkları enerjiyi bilime falan adasalardı; 
kesin marsta ilk türk tatil köyü kurulmuştu şimdiye kadar.

onlara göre evlenince, paralel bir evrene geçmek zorunlu. imzadan önceki kimliğinden arınacaksın. kendini eş seçtiğin kişiye adayacaksın diye düşünen, hatta iliklerine kadar buna inanan birinin birgün suratına kusuvereceğim.
....
-kızım ne sürtüyorsun dışarılarda kocan yok mu senin?
-var, evde.
ayrıca sürtmüyorum bizim kızlarla buluşacağım, ayda bir iyi oluyor böyle.
-aa bitti senin kızkıza zamanların, büyüsene artık biraz. git evine, kocana yemek falan yap. farkında değilsin ama uzaklaşıverirsiniz birbirinizden, anlamazsın.
-ya ne alakası var, o da arkadaşlarıyla çıkıyor arasıra.
-o erkek. hem gezdin tozdun, yetmedi mi? yetmediyse ne evlendin?
....
-aaa sen ne zaman evlendin yahu?
-9 ay falan oldu.
-yapma ya, ee ne işin var o zaman burada?
-iş çıkışı değişiklik olsun dedik, bir carlsberg alayım bu arada, şişe olsun.
-aa, yok ben sana kahve vereyim, şimdi sorun olmasın evde,hem çok geç kalma.
-haydaa. ne sorunu olacak, kendisi hacı değil, ayrıca ben de alkolik falan değilim.
en iyisi sen unut söylediğimi, evlenmedim ben, şaka yaptım sana:P
-hıı, tamam o zaman.
....
-hayırlı olsun.
-sağol da, ne içindi bu?
-hihihi, bebek için tabi ki.
-ne bebeği?
-hamile değil misin? yani göbeğin falan çıkmış da.
-o yıllardır dışarı doğru çıkık zaten. bebek için daha erken. 1 sene sonra falan, kısmetse.
-aa, ne bekliyorsun kızım, oyalanma hemen doğur. yaş geçiyor, bir an önce yap bitsin.
- yapınca bitse iyi, herşey yeni başlıyor olacak. sen bakacaksan doğurayım.
- aa yok ben bakamam, bakacak olsam kendim doğururum ki daha çocuk için gencim.
-genç?! kızım aynı yaştayız, hatta ay farkıyla abla sayılırsın:P
-ama evli olan sensin. çocuk yap, çocuk...
-hı, peki...

12 Mayıs 2009 Salı

komşunun tavuğu

komşuya kaz görünürmüş...
bekara da evlenmek güzel birşey gibi görünüyor sanırım.
güzel tarafları var elbette ama çok da birşey beklememek lazım.

çölde aquapark görmeye benziyor ama altıüstü küçük bir gölet. ne kanat takıp bulutlarda geziniyorsun, ne de bambaşka bir boyuta taşınıyorsun.
birdin, iki oluyorsun sonra da 3-5.
çok anlam yükleyip de hayalkırıklığıyla sürünmenin bir anlamı yok.
sakal bırakıcam, belki dikkate alan olur ;)
yakın zamanda içinde bulunduğum bazı diyaloglar;
....
- yaaa, ben ne zaman evlenicem?
- evlenip napıcan, boşver yaşa gitsin. adam gibi çıkarsa o da olur.
- çocuğum olsun istiyorum.
- o zaman haber salalım, hemen everelim seni ilk bulduğumuzla. o kolay, sonuçta sadece çocuk istiyorsun.
-yok öyle herkes olmaz, tamam vazgeçtim evlenmek istemiyorum.
...
-ya sen ne güzel evlendin, ben evde kaldım. hayatın tadı yok.
-ne alakası var saçmalama, daha yaşın kaç? hem hayatın tadı evlenince değişmiyor, bence sen kendinden sıkılmışsın. silkelen biraz, bak bahar geldi. kendinle mutlu olmayı bir becer de, gerisi gelir.
-yok, benden geçti artık. aşka tövbe ettim, yalnız başıma ölücem.
-gören de 50ye geldin sanır, daha 30'a bile gelemedin.
-yok ha 29, ha 30 aynı şey. gerçekleri kabul etmem lazım.
-peki sen bilirsin, ne diyeyim?
-böcüğünün bekar iş arkadaşları var mı en onu söyle:P
-?!

amerikanın keşfi- bölüm 1725536412598 :)

oryantasyon sürecinin en büyük gafı, keşif sendromudur.

kurulu düzene, yeni bir kan gelir. takıma yeni oyuncu. 
dış atmosferdeki oksijen değerlerini iç ortama taşımaya çalışır ki, acemilik dönemlerimde bizzat benim de denemişliğim vardır. 
ilk günler turist ömer evresidir. 
gelene gidene gülümsenir, anlayışla, verilen tüm görevler kabul edilir.  işleyişi çözümleme ve gözlemleme dönemidir. objektif yaklaşımla sistemdeki hatalı durumların, kişilerin tespiti yapılır.

önerge evresine hızlı bir geçiş yapılır. taze kan;  enerjiktir, heyecanlıdır, işveren nezdinde verimliliğini kanıtlama arzusundadır.
sistem hataları üzerine ürettiği çözümleri politik bir dille dile getirmeye, kontrol odasına sızma çalışmalarına başlar. eşdeğerleri dahil herkese karşı sevimli davranır ama mesafelidir.


"ben" merkezli atılım evresi, kendine güvenin tavan yaptığı dönemdir. 
"ben bulurum, aaa ben de o programın üst versiyonu var, ben 
yaparım yaa hallederim, benden önceki pek bilmiyormuş sanırım" hatta gaza gelip, kendi işi dışındaki işlere de hakim olduğuna dair hayaller görmeye başladığı da gözlenmektedir. eşdeğerlerine karşı donuk tavırdadır, besin halkasının üst sıralarıyla arkadaşlığa meyillidir.

duvara karşı evresi, hayal kırıklıklarının başladığı dönemdir. projeleri ilgiyle dinlense de kulak arkası edilmiş, çözüm yolları kendi dışında kimse tarafından kullanılmamış, çürümeye terk edilmiştir. taze kan; ha duvara, ha sisteme konuştuğunu ilk bu evrede fark etmeye başlar. kalbi kırılır, duygusallaşır, suskunlaşır.

debelenme evresi, farkındalığı reddediş dönemidir. gerçekleri görmeye başlar ama kabullenmek istemez. yer yer hırçınlaştığı gözlenir. dedektif edasıyla eşdeğerleri içerisinde, kendisine engel olduğunu sandığı  bir rakip belirler, diğerleriyle iyi geçinmeye başlar. 

taze kan artık eskimeye başlamıştır. atılım evresinde birden çok işe atladığı için, yükü fazladır. bastırdığı öfkesi ile çalışma hayatına hazırdır :))

hoptirinaynay :p

turnuva sponsorluğu konusunda gelişmeler var, bu hafta sonuna belli olacak. inşallah olur da, turnuvamızı alnımızın akıyla hallederiz. 
hoptirinaynay, haydi hep beraber evrene pozitif sinyaller yollayalım ommmmmm :D

11 Mayıs 2009 Pazartesi

aşka tövbe edenlere:


aşk iyidir.
bahar iyidir.
sorgulamadan yaşamak iyidir.
anı yaşamak da iyidir, tadını çıkarmak da.
bir kadeh şaraba gülüşlerle eşlik etmek iyidir.
çakırkeyf olmak iyidir.
aşk ihtimali daha da iyidir.
herşeyden öte, dozunda, beklentilere boğulmadan denemek iyidir be kuzusu...

başkalarına ne ifade ettiğin önemli mi, onların senin gözünden sana ne ifade ettiği daha önemli değil mi ki?

artık özne ol, tadını çıkar. tamlamalar, tanımlamalar seninle bütünleşsin;
çilekli huzur pastası gibi:P

derin bir nefes al, burnundan hafif hafif verirken aldıgın nefesi, 
gözlere odaklan.
bak bakalım sana, senin gibi mi bakıyor :))

yeni hafta, yeni pazartesi

tünaydınlar efenim,
hafta hızlı başladı.
koşturmacalar çok, işler yığılı, bense git gel durumundayım. hafta sonu çok güzeldi, sonuna doğru yorgunluk çökse de üzerime.
alerjik midir, grip kalıntısı mı bilinmez; gıcık bir öksürük musallat oldu, doğru dürüst uyuyamadım gece, 
sabah da gerek uykusuzluk, gerekse nedenini bilmezden geldiğim bir huysuzluk sebebiyle, darmadağınık başladım güne.

şimdilik sizi değer'le başbaşa bırakıyorum. kendisi dili berrak ve cesur bir arkadaşımız. çoğu zaman söylemek istediklerime tercüman oluyor. ülke sorunlarına ve gidişata karşı kalemiyle savaşıyor. sözcüklerimle olmasa da tüm kalbimle yanındayım. 

google dan kaynak fotoğraf aranırken bir adrese rastladım. şehrimin paylaşımcı bir üyesi http://bursadahayat.blogcu.com/ 
bursada yapılabilecek, gidilebilecekleri üzerine yazmış, istanbulda bu çeşit çok kaynak varken, malesef bursada çok az rastlanıyor. güncel yazılarını da bekliyoruz bursadahayat :)

hafta sonu aktiviteleri

bildiğiniz gibi cuma akşam, sufle partisi vardı bizim kızlarla. kırmızı şarap eşliğinde bol gülüşme ile geçen gecemizin lezzet finalini muhteşem sufleyle yaptık. 
italyan yan komşularımızla, bekar kızlarımızın tatlı flörtleri oldu. ne yazık ki aramızda italyanca bilen kimse olmadığı için, olay bakışma ve kikirdeme dışına çıkamadı. gerçi bana "haydi başlangıç seviyesindeki italyancanla konuş" deseler de o kafayla italyanca katliamı gazına gelmedim. ne diyecektim ki hem;
-benim adım ayşe, bursalıyım, ben bir türk kızıyım, alo, günaydın, iyi akşamlar, güzel ve birkaç fiil çekimi mi? 
hehe fazlaca başlangıç seviyesi malesef :P  

geceyi krokodil-anatolia'daki tango gecesinde bol köpüklü bir türk kahvesiyle sonlandırdık. 
kızlarla aynı eski günlerdeki gibiydik. neşeli, enerjik, içten ve eğlenceli.
cuma akşamı kaçamağımızdan çooook keyif aldım. tek fark tek bekar olmayan şahıs bendim, bir ara "hadi mudanyada güneşin doğuşunu seyredelim" gibi bir fikir atılmış olsa da, annelik yapıp ben dahil tüm grubu evlere postaladım. 

cumartesi sabah; ağrıyan baş, hafif bulantılı mide ve uykusu olan gözlerle ofise geldim. öğleni zor ettim, terminal yollarına düştüm. sevdiceğimle terminalde buluşup annişime doğru yola çıktık.
akşam yemeği için anniş, güya bişi yapmamış ama döktürmüş yine. anneler günü müydü, çocuklar günü mü belli değildi. enfess fırında tepsi köfte yapmışlar, en sevdiğimden. sevdiceğim için en sevdiğinden humus ve börek. salata vs. saymıyorum:P

pazar sabah, erkenden kalktık, ailece kahvaltımızı ettik, tekrar yollara düştük. 1,5 saat sonra çınarcıkta nurtopu annemdeydik. evden çıkmamız demek diyetin fişini çekmek demek oluyor. annem de fırında çupra ile karşıladı bizi. defne yapraklarıyla bezenmiş çupraya 10 parmak daldım valla, ee ne demişler;
balık, paça, kelle yeniiir elle.... :P
diyorum ya çocuklar günüydü adeta, yedik semirdik bütün hafta sonu:))

gece 22.00 gibi evimize vardık. lost 5. sezon 14 ve 15. bölümleri seyrettik. bu adadakiler beni öldürecek valla, daraldım yine. dizi nereye gidiyor bilmiyorum ama artık bir sonuç istiyoruuuum. 

hafta sonu özetimizi de bitrdikten sonra haftaya başlayabiliriz artık :)))
hoşgelmiiiiş yeni pazartesi :P

9 Mayıs 2009 Cumartesi

anneler gününüz kutlu olsuuuuun:)

bugün yollara dökülüyoruz. bu akşam yemeğinde bzimkilerde, yarın öğlen de nurtopu annemde olacağız. anne turumuz başlıyooor.
şimdiden anneler gününüz kutlu olsun, iyi ki varsınız ve kendiniz gibi kocaman yürekli, sevgi dolu çocuklar yetiştiriyorsunuz. sizleri çoook seviyorum:))

8 Mayıs 2009 Cuma

eskiden hiç sevmezdim,

şimdi delisi oldum. 

neden mi bahsediyorum, sıcak çikolatalı sufleden tabii ki. 
kaşığı batırırsın kenarından ortasına nezaketle;
enfes sıcaklık kek formundan  yavaşça dışarı doğru süzülür.
mmmm leziz...
benden mikrop olmasın üniversitedeki kankam taner, sufleyle  ilgili korkunç benzetmelerle beni; vakti zamanında oldukça iğrendirmiş, sufle hatta çikolata soslu ve fıstıklı olası bütün kek türevlerinden soğutmuştu.
günlerden birgün, bizim kızlarla şey pub'ta bir sufle yedim. o günden beri sufle denince, ağzım sulanıyor, yüzümde bir gevşeme oluyor. 
ne diyet, ne de tokluk beni durdurabiliyor. kendimi cazibesine teslim ediveriyorum. 
bu akşam için bir kadeh şarap ve bol sohbet eşliğinde ve çikolatalı sürpriziyle karşı konulmaz bir teklif aldım bizim kızlardan.
sanırım bu seferlik goyu ekeceğim özicim beni afffeeeeet:P
hürrüyt gazetesine göre en iyi sufle yapan 10 lezzet durağı burada :P

7 Mayıs 2009 Perşembe

pilgisayarım uff olduuuu:(

heer şey türkçe font problemiyle başladı. 
sevdiceğim "format atalım düzelir" dedi. attık, yani o attı, ben hiç anlamam.
sonra kendi kendine kapanmaya, "yeniden başlasam daha iyi olur" demeye başladı. 
"haydaaa, obaa, noliiyi yaa" nidaları ve beyimin beynini yemem suretiyle tekrar formatlaştık. 

ilk günlerde herşey yolundaydı. sonra daha açıldığın anda  yeniden başlama triplerine girdi. mavi ekranda "bir sorun algılandı" ile başlayan destansı yazılar çıkmaya başladı. tüm yazıyı okuyabilmek için süpermen olmak lazım, 2sn içinde sil baştan :(

ay daraldım valla, epi topu 1 yıllık kendisi, daha taksitleri yeni bitti yaa. 
bebişim hasta oldu, doktorum civanım derdime bir çaree...
ördek kafa burada olsaydı iyileştirirdi kuzumu, ama o da yok kiii. 
ya banane yaaaaaaaaaaaaa....

5 Mayıs 2009 Salı

postam geldiiii...

yihuuuuu:P
biri kağıt, biri kumaş yelpazelerim. bir de caponca dikiş dergim geldiiiii. zaten caponca derslerine başlamış sayıyorum kendimi serrose ile, kısa zamanda sökerim herhalde. gerçi şimdi gelin hanım kızımızın düğün telaşesi var bu ara ama. eninde sonunda capon memleketine dönecek :P

dikiş makinemi de almaya az kaldı.  bakalım senseimin çeyizine bişiler yapmayı becerebilecek miyim?
:D

sabah sabah...

sabııır,
ya sabııır...
allayım eşek gribi verdin iyi de, deve sabrı da vereydin ya. 

zaten dün on numara da çıkmadı sinir oldum. çıkaydı dü düt alırdık ne güzeeeel, hem de en cicisinden:P

4 Mayıs 2009 Pazartesi

heyooo, heyoo, heyooooo

cicilerim geliyooo, bugün yola çıkmıış. serrose mesaj atmış, az önce gördüm. 
arigatto sensei:))
heyecanla kargonun yolunu bekliyorum :D

hafta başı laylay lom;)

laylay lom dememe bakmayın siz, kendimi motive etmeye çalışıyorum. hava gene kapalı, öskürük devam ediyor ve malesef bugün pazartesiiiiiii:P
geçtiğimiz hafta grip dolayısıyla alçak sürünme modunda geçti. ama dün yaramazlık yapıp tirilyeye gittik böcüğüm ve bizim kızlarla. çok eğlendik. bira bile içtim, doktor teyze duymasın hihihi:P

bu arada tahmin edin bakalım aşağıdaki dört güzelden hangisi benim?:P

2 Mayıs 2009 Cumartesi

yaşayan zombinin geri dönüşü...

efenim iki gunluk dinlenişten sonra tekrar ofis sınırları içinde çalışmaya başlamış bulunmaktayım. ciğerlerimi sökercesine kuvvetli öksürüğümle birlikte. 
yanımda ilaçlarım, terlemeye karşı önlem olarak ydek t-shirtim, selpak mendillerim ve ben, hazırız... 
hanimiş bakiim benim cici kataloğum. ben yokken neler yapmış bakalım:P

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails