31 Temmuz 2009 Cuma

kendimi aştım :P

capon pazarından çok güzel ciciler sipariş ettim yine :) yeni dikiş makinem ve japon kumaşlarımla çok cici ciciler yapmayı planlıyorum.

serrose'ye ödeme yapabilmek içinse paypal kullanmayı öğrenmeye çalışıyorum iki gündür, biraz safçanayım sanırım.
sistemi anlamam biraz uzun sürdü. kıt ingilizcemle ingilizce web sayfasından durumu anlamaya çalışırken gördüm ki; türkçe açıklamalarının olduğu com.tr uzantılı bir adres daha varmış. 

bütün gün interneti sömüren bir kişi olarak, kendimden utandım:P
neyse gelecek ticari hayatımda da kullanabileceğim bir  paypal hesabına artık sahibim. 

"tobicim, kutlu doğum gününü şimdiden, nakit kutlamak isterim" derseniz, yurt içi ve dışında geçerli olan hesabımı verebilirim. :))))

29 Temmuz 2009 Çarşamba

fedakar dul annenin maceraları:P

bir kadın düşünün; 
kocası sabah koşusunu yaparken kalp krzi geçirip ölüyor. 
iki oğlu ile beş parasız, yapayalnız kalıveriyor. 

çocuklarının ve kendisinin yaşam standartını bozmamak için; karlı olduğu kadar illegal ve tehlikeli bir pazarlama işine giriyor. 

evdeki masum yüzlü anne, bir anda DEA ajanlarının takip ettiği bir satıcıya dönüşüyor. ilk sezonu bitirdim, ikinci sezona geçtim bile.

sadece ebeveynlerin izlemesi daha uygun şahsi fikrime göre. 
bizde muhtemelen şifresiz bir kanalda yayınlanmaz. 
otçul teması yüzünden +18 ;)

28 Temmuz 2009 Salı

kafam ağrıyor

başağrısı hafif kalıyor. kafam ağrıyor.
ensem uyuşuk gibi. 
sersem gibiyim, keyfim yok.
sürekli bir yorgunluk hissediyorum.

tatil bir an önce gelse de gömsem kendimi yastığa.
devekuşu misali, benim de toprağım, yastığım...

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Go oyuncuları zekidir...

bu kanıya nereden mi vardım?
tabi ki Bursago'lu genç arkadaşlarımın başarılarından yola çıkarak.

ilk gocu zeki kardeşimiz, bahçelerde pırasa, koca kafalı melisa; oks sınavında ülke ortalamasına girerek bizleri gururlandırdı. şimdi isteyerek kazandığı anadolu lisesine kayıt yaptırmaya hazırlanıyor.

ikinci başarılı gocumuz küçük serdar. öss sınavında 553 puan alarak bizleri gururlandırmakla kalmadı, başından beri kararlılıkla istediği bölümün puanını almış oldu. kendisi telekominikasyon mühendisi olma yolunda adımlarını atıyor.

üçüncüsü de sulugöz figonimem. az önce beni salya sümük arayarak İstanbul Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü Yüksek Lisans Programı'nı kazandığını haber verdi. içimden kelebekcikler uçuştu nihayet. derin bir "oooooh" çektim, hayırlı haberlerini alınca. kuzucuğum kayıt belgelerini hazırlamak için koşuşturuyor şu an. 

başarılarıyla tobi ablalarını gururlandırdılar. tü tü tü maşallah benim kuzucuklarımaaaa :)

çılgın hafta bitti, yenisi başladı

gecen hafta salıdan itibaren, sabrım sınandı bol bol.
merak, endişe, gözyaşı, uykusuzluk ve bol başağrısı hakim oldu, geçtiğimiz haftaya.

önce bütçe krizleri, sonra sağlık sebepli süreç krizleri.
babişimin sebebi bulunamayan çene ağrısı;
yaş durumuna bağlı damar genişlemesinin sinirlere baskı yapması olarak teşhis edildi. tedavi yok. ilaç kullanımına bağlı ağrıyı durdurma var.

ilaç da ilaçmış, babişimin dengesini bozdu. işyerinde merdivenden düşmesine sebep olmuş. sol el bileğini iki yerinden kırmış. tüm kolunu omzuna kadar alçıya almışlar. haberi alır almaz soluğu babişimin yanında aldım.  canımın içinin kolceğizi iki hafta alçıda kalacak, 8 agustosta bakacaklar kaynayıp kaynamadığına ona göre alçı çıkabilir de kalabilir de. 
yine de ucuz atlatmış, ayağını, kalçasını da kırabilirdi. Allah korumuş vallahi. şimdi dualarımız, kemiğin doğru kaynaması ve alçılı ağrılı sürecin son bulması.

hani annelerimiz der ya; "eline kıymık batsa benim benim canım acır" diye. benim canım değil, içim acıdı resmen. her akşam yatmadan dua ediyorum. bir an önce sağlığına kavuşsun diye. ben babişime de annişime de kıyamam. canlarım onlar benim. 
yıllık iznim gelsin de gideyim yanlarına diye bakıyorum, geri döndüm ama aklım onlarda.

kazasız belasız, sevdiklerinizle sağlıklı günler diliyorum hepinize..

21 Temmuz 2009 Salı

nedir bu düşmanlık anlamıyorum?

evet ben de, ticarethane gözüyle bakılan pet shoplarda karpuz satar gibi hayvan satılmasına karşıyım. zavallı hayvanlar sevgisizlikten hastalanıyorlar, onlar ağladıkça benim içim parçalanıyor. 

ama bugün öğrendiğim bir konu var ki, nasıl üzüldüm anlatamam. 
çok sevdiğim bir arkadaşım var veteriner kendisi. evinde beslediği karı-koca yorkshire terrierleri var. bir görseniz, sevgi dolu kocaman bir aileler. şimdi de 6 tane torunları oldu, şirin mi şirin?
ne var ki evlerinde zaten iki köpek bakıyorlar ve yavrulara bakma şansları yok.  
arkadaşım sahibinden.com aracılığı ile;
ilk 6 aylık tüm aşılarını ve bakımlarını yaptığı, süreç içerisinde beslenme, bakım ve sağlık masraflarını da hesap ederek, belirli bir ücret karşılığında 6 yavruyu satışa çıkardı. 
ve bu sebepten 2 gündür, sözde hayvansever bir zat tarafından;  açıkca sözlü, yazılı tacize uğramakta. 

benim bildiğim ve tanıdığım veteriner hekimlerin %90'ı hayvan satışı yapıyor. aslında iyi de yapıyorlar bence. her önüne gelen satış yapmasa; hayvanları  bilen, anlayan, seven ve tüm sağlık kontrollerinden geçiren işinin ehli diplomalı veterinerlerin eliyle hayvan sahibi olsak, sağlıksız salt ticari amaçlı  hayvan satışları da devlet eliyle engellenmiş olur.

sahibinden.com'un hayvan satışı yapılmasını istemeyen ismi lazım değil bazı zatlar (isim vermek özellikle istemiyorum, ben onlar gibi düşüncesiz ve saygısız değilim. kişiliklerine ne saldırıdır amacım, ne de afişe etmektir.); hayvan dostu arkadaşıma yönelik kişisel saldırılarla güya hayvan satışı üzerine tepkilerini dile getiriyorlar. 

tepki dile getirmek kimsenin şahsına saldırıyı haklı çıkarmaz. hadi yapılan eylemi beğenmedin, tamam da;
-sen kimsin? 
-bu konuda bir otorite misin? 
-tepkin görünürde bir internet satış sitesine ise o zaman neden kişilere saldırıyorsun? 
-eğer niyetin gerçekten, ülke çapında  hayvan satışını yasaklatmaksa, hedefinde neden iki kişi yer alıyor ve internet üzerinden saldırmak yerine, elle tutulur başka yasal bir tepkin oldu mu?
-hadi terbiyesizsin ağzına geleni söyledin, ama iletişim bilgilerini, ismini cismini yayınlayarak taciz etmeye ve insanları kışkırtıp tek bir kişinin üzerine salma hakkını nereden buluyorsun?

inanın arkadaşım, doğru dürüst bir şekilde eleştirilse ben bile bu işin etiği konusunda düşünüp tartışabilirim. hayvan haklarına saygı duyan, güya onlara sahip çıkan bir şahsın, kamuya açık platformlar üzerinden bir insana karşı saygısızlığı marifet sanmasını haklı göremem. 
"çamur at, izi kalsın" mantığıyla atıp tutan bu kişiyi kınıyorum. umarım en yakın zamanda bu saçmalık sona erer ve herkes haddini bilir.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

fikrim geldiiiii:)

tobi kitap paylaşım kulübüsü...

bildiğiniz üzere ben bir kitap kurduyum. 
kafam karışıkken kitap, çözümsüzken kitap, mutluyken kitap, tatildeyken kitap,
otobüsteyken kitap.
çocukluğumdan beri en vefalı dostlarım kitaplarım olmuştur.

geçen gün dağınıklıklarımı toplarken farkettim de, koleksiyonum haricinde bir sürü kitabım olmuş. 
ve sadece benim olmuşlar. rafta tozlanarak ömür tüketiyorlar. 
çevremde de benim gibi "aa kitaaap" diye atlayan pek kimse yok malesef. 
okul kütüphanelerine gönderilebilecek olan var, olmayan var. şehir kütüphanelerine bağış yapmayı da düşündüm elbet ama yine rafa mahkumiyet söz konusu olacak. 
ben; kitaplarım yaşasın, paylaşsın, hayat bulsun istiyorum :)

ecnebilerin garaj satışlarından ve bir dönem ülkemizde de uygulanmaya çalışan gezen kitap kampanyasından etkilenerek, tobi kitap paylaşım kulübüsünü kurmaya karar verdim. 
her ayın son cuması, okuduğum bir kitabı yayınlayacağım buradan. 

okumak isteyen ve adresini gönderen ilk kişiye kitabı kargo yoluyla göndereceğim. 
hiçbir ücret talebim yok. sadece kargo alıcıya ait olacak.
alan kişi isterse saklar, isterse o da başka birine yollar. tamamıyla kişinin tercihine kalmış. 

ilk tarihimiz 31 Temmuz 2009 Cuma...

oy allayım misafiiir

ne yemek yapacağım ben yahuu. hım hımmm hımmmm düşün düşün.
şööle fırında küfte patates gibin bişi yapsam yanına da patatesli salata.
dün akşam borani yapmıştım. 
bugün yemek sitelerine aboneyim. kolay, hızlı, lezzetli yemek tarifine ihtiyacım vaaaaar.
haydin bakalım, hamarat blogerlar linkleri bekliyoruuum:)

üşenme kendin araştır derseniz; ben zaten araştırıyor olucam. ama sizin engin deneyimlerinizden faydalanmaktır, niyetim. saygıyla eğilerek sizleri selamlıyorum :))

17 Temmuz 2009 Cuma

tatlı bir aşk masalı...


evvel zaman içinde, anasının kuzusu,
egenin incisi güzel bir kız varmış. 
biraz deli, güzeller güzeli, neşeli mi neşeli, 
hayat dolu, sıcacık yürekli...
bir gün kanatlı atına atlayıp, 
"benim görmem lazım, bilmem lazım, öğrenmem lazım" demiş.
uçmuuuş uçmuuuş, 
sadece adını bildiği bir ülkenin bir şehrine, 
bu şehrin içinde bir evin çatısına konmuş.
atının ayakları çatıya değdiğinde, 
gülen gözleriyle bir prens onu karşılamış. 
meğerse bu çatı; prensin sarayı, sevgi dolu yuvasıymış.
prens, gökten düşen bu güzel kıza hemen aşık oluvermiş. 
egenin incisinin yüreği de, bilinmez ülkenin prensine akıvermiş.
iki aşık hayatın anlamını birlikte aramaya karar verip, 
yolculuklara çıkmışlar. 
bazen bir okyanus kıyısındaki gün batımında, 
bazen heybetli heykelleri olan bir tapınakta, 
bazen pembe kanatlı çiçeklerin altında aramışlar anlamları.
bir gün bilinmez ülkenin prensi,
gecenin içinde kayan yıldızlara bakarken, 
sevdiğinin yüzünü görmüş pırıl pırıl yıldızlarda ve anlamış, 
aradıklarını ve neden bulamadıklarını...
egenin incisine avuçlarının içinde tuttuğu bir kristal küre vermiş. 
içinde rengarenk kelebekler uçuşuyormuş.
prenses önce şaşırmış, 
sonra hayran kalmış bu muhteşem görsel şölene.

gözlerini küreden alamadan sormuş prense;
- "nedir bu ve kimin? " demiş.
prens de;
- "bu benim yüreğim" demiş. 
"renkli kelebekler ise; 
emeklerim, dünüm, bugünüm, yarınım, umutlarım, hayallerim, 
ruhumun ışığı ve sevgim.
artık hepsi senin" demiş.

prenses, prensin gözlerine; oradan ruhunun derinliklerine bakmış. 
pırıl pırıl yıldızları görmüş ve anlamış.
prenses, prense ellerini uzatmış. 
avuçlarını açtığında binlerce renkli kelebek uçuşmaya başlamış. 

ikisi de sadece anlamış ve birbirlerine gülümsemişler. 

16 Temmuz 2009 Perşembe

seni sectim pikaçuuu:)

dikiş makinemi seçtim nihayet. uzun araştırmalar sorup soruşturmalar sonucunda,  Singer Confidence 7469' da karar kıldım.
mısır hiyerogliflerine benzeyen şekilleri yapabilen bir model. bilgisayarlıları da var elbet ama çok da uçmaya gerek yok diye düşündüm. kampanya bu ay sonu bitiyormuş, istediğim makine de 1000 liranin üstüne cikacak muhtemelen. bunca aydır isteğim sönmediğine göre, kampanya fırsatını da kaçırmama gerek yok diye de düşündüm. kısacası bir günlük bir karar değil. tabi ucunda sigarayı bırakmak da var. çok faydalı bir eylem olacak :)))

derinimin annesi ile çıkışta bakmaya gideceğiz bilir kişi olarak. o hazır giyim mezunu olduğu icin liseden, az çok dikiş teknolojisinden haberdar.  
derinime bir bürü cici dikececeğim. kumaş çantalar dikip satacağııım, kağıt üzerine dikiş deneyip, el yapımı defterler yapacağııım, çok heyecanlıyıııım:)))

15 Temmuz 2009 Çarşamba

sen nesin ya böyleee?

fotomanüplasyon çalışmak için dudak fotoğrafı arıyordum. kitlenmişim birden bununla karşılaştım. hehehe hiç güleceğim yoktu. :P

dekorasyonum geldi

ama önce kocamaaan bir eve ihtiyacim var :P
ya da bahceli. en azından duvara çivi çakmak için ya da renkli duvar boyamak için kasmamaya ihtiyacım var. kira değil de kendi evimiz olsa, mesela:))
bir de evle ilgilenecek zamana ve paraya tabi. çok şey mi istiyorum? :P
yine cicikli bicikli şeyler buldum, ruhuma güneş doğdu vallahi:))
bu mandallı sergilemenin bende küçük bir versiyonu var. kitaplığım ve halojen lambamıza bağlı bir misinada tahta renkli mandallarla asılılar. hem duvarda cici duruyorlar, hem de duvarı delmeye gerek olmuyor:)

duvara da illa bişi boyayasım veya yapıştırasım var. resim mezunuyuz ya, içimden bi yerden bişi beni dürteleyip duruyor işte ne yapalım? 
eskicilerden toplama eski tarz dolap ve şifonyerleri de tamir edip boyayarak kendime okyanus odası yapmayı da düşlemiştim zamanında, tek ve bekarken. duvarları mavili baloncuklarla bezenmiş, huzur odamın hayali yeniden canlandı gözümde.
ya da küçüklüğüne rağmen, işlevsel. yayıla bayıla keyif çatabileceğim, genç ruhumu besleyebileceğim bir çalışma hatta çalışmama odası. 
sadece ilişkilerin sorgulandığı sohbetlerin dışında doygun paylaşımlara adanmış gencecik, enerjik, üretken bir oda. bana henüz kısmet olmadı ama kimbilir, belki bir gün...
aa bir de şimdikinden daha geniş ve işlevsel bir mutfağım olsa. muzurluklarıma yer kalsa. penceremin önünde küçük çimlerimi beslesem. her bardak alışımda gözüme çarpsın, içime bahar dolsun istiyoruuum :))

13 Temmuz 2009 Pazartesi

yazlık dizilerim

lost sezonu bitti, kendime yeni müptelalık diziler buldum yihuuu :P
ilki dollhouse...
vampir avcımız "buffy"nin dönek avcı arkadaşı "faith" başrolde.
bir yeraltı örgütü olan dollhouse yaratıcıları, bebek adı verdikleri insanların zihinlerini silerek, müşterilerinin taleplerine göre yeni kimlikler yükleyerek programlıyorlar. 
ideal sevgili, yenilmez acan vs. echo, sierra, victor adını verdikleri baş bebekler, dollhouse'un psikopat patronları ve olayı çözmeye kararlı bir FBI acanıyla, cümbür cemaat maceradan mecaraya koşuyorlar.
ilk 8 bölümü tatlı tatlı internetten seyrettim ama simdi linkler bozuk. tek tek bölümleri indirip izliyorum. manyak mıyım ney?
ikinci maynaklığım "fringe"oluyor. 
başrolde gergin bir sarışın hatun ve "dawson creek"teki pacey kardeşimiz oynuyor. çatlak profesörün dahi çocuğu rolünde. pacey'cik kirli sakalla geziyor malum, o bir bebek surat. azıcık yaşlı dursun diye yapmışlar sanırım. 
ama işi zaten çatlak profesör ve sarışın abla olivia dunham götürüyor. 
x files olayları burada da var ama henüz işin içine uzaylılar karışmadı. bilimin sınırsıızlığında insanlar üzerinde yapılan deneyleri ve cinayetleri çözüyor ekibimiz. sevdim ben. böcüüm bi arkadaşından almış. 2 sezon da var elimizde. tv netliğinde cillop gibin. 
aa bu arada bu dizinin yaratıcıları lost'un yaratıcıları aynı zamanda. zaten arada hın hın hınnnn şeklindeki aynı gerilim tonlamalarını kullanmışlar. tavsiye ederim, seyrediniz. +13 vahşi görüntüler var, ailecek seyretmeyiniz, kabus olabilir. benden uyarması ;)

bir de 8 bölümcüğünü seyredebildiğim "dr. house" amca var. dr. house amca aksak ayaklı, iletişim özürlü, soğuk bi adam. ama anormalitesinden midir, nedir? sevdim onu ben.

doktorlu dizileri seviyorum. george coloney ile başlayan 7-8 sezondur süren E.R'nin tüm bölümlerini bulsam geberene kadar tekrar seyredebilirim. 

8 bölümü internetten izledim izlemesine ama "upss" ibareli kırık linklerle karşılaşınca dumur yolunda kaldım. şu dollhouse'in sezonunu bir bitireyim de dr. house  amcaya sarıcam:))

11 Temmuz 2009 Cumartesi

rahatlamam lazım

dünden beri bir başağrısı musallat ki, sormayın. 
sıcaktandır dedim, yelpazem elimde gezdim. uykusuzluktan da dedim, uyudum. 

az da olsa var başımda bir ağrıcık. sonradan baktım ki, huzursuzluktan oluyor bu benim baş ağrıları. ne zaman dışarıdan çözemediğim içimde sıkışmış bir soruncuk olsa benim başım ağrıyıveriyor. 

ah keşke ağzıma gelenleri söyleyebilen biri olaydım, da kafamı mengenede hissetmeyeydim. 

ah şu dengeli olmadan dengede durma çabası. çok şey düşünüp de hiçbir şey yapamamazlık.

başceğizim ağrıyor, ruhceğizim sıkışık, tıkışık. 
rahatlamam lazım ama nasıl? bir bilsem...

9 Temmuz 2009 Perşembe

foto, foto şipşakçı geldi haaağnııım.

geçen sene böcüümle benim nikah öncesi fotoğraflarımızı çeken arkadaşlarımız 26 eylülde evlenecekler kısmetse. biz de onların düğün öncesi fotolarını çekeceğiz. dün akşam da bizim evde davetiye tasarımları için fotoğraf çekimlerini yaptık. davetiyeyi önümüzdeki hafta hazırlayacağım kısmetse. 
düğün için de şimdiden poz araştırması yapmaya başladım. 
gerçi elimde çok sevgili arkadaşım harold ve gelinimiz gwen' in fotoğrafları var referans olarak 
ama, onların çekim yaptığı yerleri bursada bulmak çok zor. şimdiden kafa yormak lazım, bakalım neler çıkacak?



güzel ülkemin büyülü atmosferinde filizlenen aşklarını
evlilikle taçlandıran
Harold & Gwen Quantin 
çiftine ömür boyu mutluluklar diliyorum. darısı diğer aiesec' li dostlarımızın başına:)

6 Temmuz 2009 Pazartesi

kudurukluğum tıbben kanıtlandı

izmirin kızlarından korkacaksın derler ya; yeni bir tespitim var:
izmirin kedilerinden de korkacaksın.
adı üstünde nankör işte. seveyim dedim, tırmaladı, ısırdı bok kafalı. hele ki benim gibi hayvan manyağı, duyarlısı bir sevgi böcüünü hem de. "kimbilir nasıl sevdin hayvanı?" demeyiniz, gayet uysal yaklaşmıştım, anaç bir tavırla.
sokak kedisi değil okul kedisi ama bir allahın kulu da aşı yaptırmayı akıl etmemiş. yüzlerce çocuğun olduğu okulda gezinip duruyor. bir hafta önce iki çocuğu ısırmış, gözlem altında tutuyorlarmış ama pek inandırıcı gelmedi. gözlem altında tutulan kedi elini kolunu sallayarak gezer mi? 
fotoğrafta solda yavşak pozlarda mine'ye kendini sevdiren kedi; 
söz konusu adi, gıcık, nankör kedidir. 

böcüüm olayı duyunca hemmen aşı olacaksın diye tutturdu. tanıdık bir doktor amcamıza sorduk. "bu yüzyılda kuduzdan ölenler, ihmalkar salaklardır" deyince. tuttum sigorta hastanesinin yolunu. az önce birinci doz aşımı vuruldum, ofise döndüm. 9-13-20 temmuz ve 3 ağustos olmak üzere 4 doz daha vurulacakmışım. 
bundan sonra sertifikasız hayvancıkları ellemek yok. bu bana ders olsun. kediler out, köpekler hala favorim :))
kuduz aşısı hakkında itü sözlükte aynen beni tarif ediyorlar, çok güldüm:P

aşık oldum :)

tekrar böcüüme mi? 
azıcık ona, 
çok çok çokucuk, izmir'e...
böcüümle bayıldık izmir'e; medeni, saygılı ve görgülü insanlarına, şehir düzenine, keyifli ortamlarına. hani iş bulsak, hemen gidesimiz geldi.
izmirli olup da bursa'da yaşamak zorunda kalan arkadaşlarımızı şimdi daha iyi anlıyorum. izmirin medeniyet çizgisi nereeee, bursanınki nereee?
izmir de şort-tişört gezmeye alışınca, bugün de kıyafet tercihimi bermuda şortumdan yana kullandım. ofise gelirken amcanın biri yanımdan geçerken,"tövbe tövbe" dedi. eve döndüğümü hatırlatmak istercesine. başka zaman olsa sinirlenirdim ama yorgunluktan mı bilmem hiiiç sallamadım.

izmir kadar, turnuva da çok güzeldi. goizm çok çalışmış ve harika bir organizasyona imza atmış. özel ege lisesi sponsorluğunda, çok keyifli iki gün geçirdik. emeklerinize, yüreklerinize sağlık, hepinize  kocamaaan alkış. 

3 Temmuz 2009 Cuma

tobii sen bunların içinden hangisisin?

diye soran bademim, cevabım ; tabii ki, onca panda icinde tek poz veren :P

2 Temmuz 2009 Perşembe

aman danrım, hayallerimin meydanı :)

bütün dünyaaağ buna inansaaa, bir inansaaaa, her yer panda olsaaaağ:))

oynncak koleksiyonum, kuzucuklarıııım beniiim:)

tanıştırayım,  gerçeğini istememe rağmen, hülyacığımın bana yeni yıl hediyesi avnican. cok şaşkoloz görünse de yumuşacık bir göbüşü var. kipatlığım gelmeden önceki dağınık odamın tasarım köşesinde çekilmişti bu kare. 
kutuplardan çöllere üç kanka :) soldan sağa, hıdırcan (yamuk bıyıklı kola kapaklarından doğan fokum), dalican ( esin teyzesinin başarısı olan kıvrık bıyıklarından aldı adını),  ve koleksiyonumuz nadide parçası punkçı devem  (dubaiden ne getireyim sana diyen burak arkadaşımdan deve istemiştim, o da bana onu getirdi. biraz büyük ayaklı olduğundan bavula sığmayıp uçak koltuğunda dizdize gelmişler. pankçı çünkü, saçları dik dik ama burada bedevi kostümüyle karşınızda :)).
çizgili çorap ineğim bu da. evdeki teki kaybolmuş çorapları toplamak görevi. ara sıra onu bile kaybediyorum evin içinde. artık kapıda değil kocamaaan dolabımızda kendi yeri var, kaybolma olasılığı azaldı :)

koleksiyonum elbette üç beş parça değil, daha neler var neler? uyku ayım tediş, tv köpeklerim danae ve ayşe, hipo, toz toplayıcısı tülü kafa arthur, koca göbekli minyatür winnie, sırt çantası winnie, şaşkın romantik kermit, koca kafali ayı kılıklı geyiğim moose, bardak modeli geyiğim queen ve şimdi aklıma gelmeyenler. hepsinin ism var ama fotoğrafları yok.
böcüüm "çocuğumuz olunca oyuncak derdimiz yok" diyor ama yemezler. ona yenilerini alırız, onlar beniiiiim:))

1 Temmuz 2009 Çarşamba

oh oh yandaaan, hobareeey:)

curcanla aysun hanım kızımızın kınasına gidiyorus bu akşam. 4 temmuzda da evleniyor sarı şekerimiz ama düğün sakarya'daymış. zaten biz de izmir'de olacağız. kuzuyu gelinlikle göremeyeceğiz, bari kınalı kuzu olarak görelim dedik. belki bir iki halaya baş, çiftetelliye de göbek oluruz :) oh oh yandaaaaan:))

patates baskıda son nokta:))

abiler aşmışlar, patates baskıda yeni bir devir başlatmışlar. siz de hala sarı filelerin içinde dandik patates alın pazardan hıh :P

kocasını döven kadın...

aikidocu olan benim pandam ama ben de çakma çekirge oluyorum ucundan. 
öğrendiği hareketleri bana gösterme bahanesi ile üzerimde deneyen pandacığımın, kazara omzunu sakatladım sanırım dün :P 
ne kadar öğrendiğimi gösteriyordum ki, onun da benim de boş anıma denk geldiğinden olsa gerek, bir baktım benimki omzunu tutuyor. allahtan kalıcı sakatlık yaşatmamışım:)

neymiiiş? çabuk öğrenen yetenekli aikido çekirgesi hanımını kızdırmayacakmışsıııın:)))
havaya mı girdim ne?

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails