30 Eylül 2009 Çarşamba

turnuvaaa turnuvaa duy sesimiziiiiiiii:)))

duyun, bursagonun ayak sesleriniiiiiiiii...
:))
yine sardı beni turnuva heyecanı.

hani geçen sene dali'nin sergisine gitmiş, kapıdaki devasa kuyruk yüzünden girememiş, bir de üstüne dali için kurban ettiğim 8. uluslarası istanbul go turnuvası vardı ya; işte onun 9.su, bu hafta sonu ve bi aksilik cıkmazsa ben de katılımcılardan biriyim. yihhuuuuu:)

bekle bizi iiiiistaaağnbuuuuul:)))

29 Eylül 2009 Salı

heyoooo, cicilerim geliyoooor :)

en cicisi serrose tabii ki.
bugün uçuşu vardı, yuvasına doğru yola çıktı kendisi. biraz uzun kalacakmış, belli mi olur, belki bu sefer yolu bursaya'da düşer:)) 

büyüdük ya, yavaş yavaş herkes yavrulamaya başladı. darısı zamanı gelince bizim de başımıza, inşallah. misafirliğe gelen büyük çocukları doyurmak için alternatifli cözümleri öğrenmeye başladım. küçük çocuklar için de her geçen gün yeni şeyler öğreniyorum. ikinci cicimin amacı da bu. şirin haşlanmış yumurtalar için serrosem japon pazarisindan yumurta kalıbı getiriyor bana. kimbilir belki böcüümün de ilgisini çeker de, o da yumurta yemeye başlar:)
ikinci cicim ise 0-18 aylık bebeler için kalıplarıyla kocimaaan olan dikiş dergisi. derinim tospaaama elbise dikiceeeem:))

inşallah serrose, fırsat bulur da kendini de kargolar bursaya da, ben ona mis gibi yumurta haşlarım:)))

ayın son günü indirimi, gerçekmiş:)

tatile çıkmadan önce purple hanım kızımızla boynere uğrayalım demiştik. gittiğimiz gün hafta içi olmasına rağmen kasalarda kuyruklar vardı.
"herhalde herkes tatile aynı zamanda çıkıyor, bu çılgınlık bundan demiştim" ama etiketlerdeki fiyatları görünce şok olmuştum.
"boyner batıyor herhalde, kapanış öncesi indirimidir bu" dedim de, purple gülmekten ölüyordu az daha. meğerse boyner ayın son günü kampanyası yapıyormuş. cehalet işte, ne bilem ben :P çok cici iki elbise almama sebep olan kampanyaya şükranlarımı sunuyorum, biraz geç olsa da:)
dün bir billboardda gördüm 28-29-30 eylül ayın sonu indirimi diye. ama bayram sonrası ve maaş öncesi olduğundan, hakikaten ayın sonu bize. bu ay indirimi size paslıyorum, keyfini çıkarın:))

28 Eylül 2009 Pazartesi

nikah aksilikleri

dedim ya, "seco ve uğurcan evlendi" diye. başlarına gelmeyen kalmadı ama nihayet dünya evine girdiler :)
gelin alma teranesinden ancak nikahtan 15dk once salona gelmeyi başardılar. kızımız manisalı. manisa'dan gelen misafirlerle dolu konvoydan 2 aracın kaybolduğu haberi nikah kıyıldıktan hemen sonra geldi. ne yazık ki kızımızın biricik dedesi, yani ailenin en yaşlı üyesi nikahı kaçırmış oldu. neyse takı töreni sırasında geldiler. ama gelin kızımız pek bir üzüldü, tabi tonton dedemiz de. diğer bir aracın içinde de hala bulunuyormuş, onun arabasının bagajında da nikah şekerleri ile nikah için hazırladığımız magnetler. geç kalanlar ayrı üzüldü, konvoyu toparlayamayanlar ayrı, gelin-damat ayrı üzüldü.
biz böcüümle zaten nikaha zar zor yetiştik. neyse "nazardır, nazar" dedik, nedim ve nedime gurubu olarak botanik parkın yolunu tuttuk. nedimelerden biri 7 aylık hamile fatmacık, biri ben, biri de panikmanyak, elif arkadaşımız. nedimler de; böcüüm, baba adayı seçkin, fotoğrafçımız ilker.
stüdyo yerine botanik parkta, düğün fotoğraflarını çekme fikri ilk defa fatmaların düğünde sercan'dan çıkmıştı(2 sene önce). 
ikinci uygulama bizimkiydi (geçtiğimiz sene) . 
üçüncü uygulama ise bu hafta sonu fikrin mimarları uğur ve sercan düğünü vesilesiyle gerçekleşti :) gerçi bizimkiler dışında iki çift daha vardı, fotoğraf çektiren. yıllar içinde popülaritesi artmış meğerse botanik parkın:)
çekim derdi bitince, kutlama yemeği tadında mini düğün töreni için  gönlüferah otelin yolunu tuttuk :) 
gelinle damadımıza o meşhur sultan odalarından hazırlamışlar, bayıldık. sultan 1. murat odası, muhteşem bursa manzarası ve dekorasyonuyla bizi kalpten fethetti:) 
servis, ilgi, alaka harikaydı. düğün koçumuz tarık bey'e de ayrıca teşekkür ederiz, tonton dedenin nikahı kaçırdığını söylediğimizde, salonda bize nikah masası hazırlattı. seçkin ve fatmanın 1,5 saatlik uğraşı sonucu nikah memuru cübbesi bulundu ve dedeye özel nikah merasimi tekrar yapılmış oldu. dedenin sevincini ve mutluluğunu görmeliydiniz. herşey çok güzel ve eğlenceliydi.
bu arada seçkini de nikah memuru rolüyle komedi dalında oscara aday göstermeyi düşünüyoruz. 
alkışlar öncelikle gelin ve damadımıza ve 
organizasyonda emeği geçen herkese  :)))

topuklu ayakkabı düşmanıyım :)

biliyorum, biliyorum.
çok zarif duruyor, kadınsı oluyor.
farkındayım ama, ayaklarım ağrıyooooor. 

cumartesi günü seco ve ugurcanın nikah ve düğünü vardı. öğleden geceyarısına kadar çok yüksek olmamasına rağmen topuklu ayakkabıların tepesindeydim. otelin kapısına çıktım ve ayakkabıları nihayet çıkardım. oooh, yalınayak arabaya, arabadan da eve yürüdüm.
eve gidince ilk işim, banyoya gidip, soğuk suyla yıkamak oldu ayacıklarımı. iki gündür tabanlarım ağrıyor. annişim beni öyle görünce, her zaman söylediği cümleyi söyledi yine; 
"sokak çocukları gibi spor ayakkabılarla gezmeye devam edersen, böyle olur. alıştır şu ayaklarını topukluya, çocuk değilsin artık" :P
alıştırayım da nasıl? belli ki ayak formum, tabanım, yada kemiklerim, topuklu ayakkabı için yaratılmamışlar. ya da yaratılmışlardı ama ben onları spor ayakkabı rahatlığıyla büyüttüm. şimdi de isyan ediyorlar :)))
güzelim spor ayakkabılarım ayağımdalar şu an, ooooh miiis. ayacıklarım yuvalarında mutlu mesutlar. babet giy sen de derseniz, o da çok düz be anacım. onlar da acıtıyoo, uzun süre ayakta kalınca.
ortopedik tabanlı spor ayakkabılarımı seviyorum,
yemişim zerafetini,  banane yaaaaa. 
:))

24 Eylül 2009 Perşembe

sahibinden fotoğraf makinesi


ninca gözü gibi baktığı, gül gibi nikon D80 body'sini satılığa çıkarttı arkadaşlar. malum, daha iyisine gözünü dikti. gittigidiyor fiyatı 1000 tl, ama sen yabancı değilsin fiyatı 900tl. gittigidiyor %10unu aldığı için, ikisi de benim için aynı diyor.
ikinci el, profesyonel bir makine almak isteyenlere duyurulur. ilgilenen arkadaşlar bana e-posta atabilirler, ben de onlara nincanın iletişim bilgilerini verebilirim :)))

kompüterim geldiii, hooşgeldiii:)

öğle saatlerinde geldi kendileri. 
önce masası, kasası, kablosu, klavyesi ile hepisi bir arada toplu bir temizlik yaptım. klavyenin içinden neler çıktığını görseniz, ölürdünüz. yani ben bi ara ölücem sandım, böğrrrk. benden önceki arkadaş da hiç temizlememiş, onu anlamış olduk. 
dış temizlikten sonra yedeklerimi geri alma safhasına geçtim. c'yi yedeklemek demek, teknik servis dilinde; sadece programları yedeklemek anlamına geliyormuş tabi onu da anladım ama biraz geç oldu. e-posta ve fontları yedeklemek, arkadaşların akıllarına gelmemiş malesef. 
2008 ağustos-2009 eylül arası e-posta trafiğim kanatlanmış uçmuuş :P
ölümcül bir kayıp olup olmadığını zaman gösterecek, olan olmuş artık. 
bi yandan eksiklerimi tamamlamaya çalışıp, bi yandan da çalışmaya çalışıyorum anlayacağınız. bir yandan da renk renk desen desen mac iconları arıyorum :) çok cici şeyler buldum. sizlerle de paylaşayım dedim. buyrun buradan yakın:))

23 Eylül 2009 Çarşamba

biliyorum cok boşladım :P

ama ama sebeplerim var :)
bahanem hazır yani :P

bildiğiniz gibi blog yazılarımı genelde ofisten yazıyorum. ve bilgisayarım pek bir hastaydı son zamanlarda, bir nevi grip olmuştu. ne internetinden hayır vardı, ne de programlarından. arife günü nihayet bakıma gitti. doktor amcalarımız, sistemini yeniden yüklemişler ama bi sorun çıkmış bugün de hastanede kalacakmış. nincanın gelişiyle eve doğru yola çıkacağım anlamına geliyor bu, çok üzüldüğümü söyleyemem açıkçası:P

çünkü annişim evde, belki miskin kahvaltısına yetişirim:))
bayram için geldiler sağolsunlar. annişimi yollamadık, babişim hafta sonu bi daha gelecek ama onda da yollamayı düşünmüyorum, bakalım, rahat eder rahatsızlanmazsa, bir hafta daha kalır belki. yihhuu:))

bu arada, bayramda kendimi aştım. etli ve zeytinyağlı yaprak sarması yaptım, bir yaklaşık sonuçla güzel oldu. tek kusuru sıfır tuz. evet aklıma içine ve dışına de tuz koymak aklıma gelmedi :)) tansiyon hastaları için birebir:))

16 Eylül 2009 Çarşamba

cicilerim geldiiii:))

annişim için amirigurumi kipatıı ve iki dene kumas yelpazeeee:))
japon pazarcısı teyze sağolsun, bize bi sürü buluyor üşenmeden, sergiliyor. bize de alıp kullanmak kalıyor:))
serroseeeeee, çok teşekkürleeeeeer:)))

15 Eylül 2009 Salı

cok yakındaaaaaa....

çileğim deneme uçuşlarına başladı. ona tema çalışma çalışmalarım sürüyor. çok yakında aramıza katılacak. gece söylemleriyle bizlerle olacak, dolu dizgin geliyooooor :)))

9 Eylül 2009 Çarşamba

www.nikkentobi.com

yupiya yeee :))

yaşasın, yaşasın, yaşasııın. artık "nikkentobi.com" beniiiim. şimdilik web sitem yok ama, sevgili arkadaşım cem sayesinde olacak. tembellik etmeyip güzel bir tasarım yaptığımda onu programlayıp, yayına sokmam konusunda yardım edecek bana. kendisi freelance web tasarımı yapan bir arkadaşım. sağolsun sorularımla onu bayıltmama rağmen, sabır ve nezaketle hep bana yardımcı oluyor. sabır küpüdür kendisi :P 

çok mutluyum, lay lay loooom...

7 Eylül 2009 Pazartesi

bak sen şu kırmızı bibere :P

serrosem sormuş, yağ biberi nedir? diye. fotoğrafını bulup, koyayım iyi olur derken; yağ biberi dediğimiz biber, meğersem yağ yakıcı özelliği olan çok faydalı nadide bir sebzemizmiş. bakınız, okuyunuz, faydalanınız :))

çok hamaratım çoook

gribim, ayakta geçirebileceğim seviyeye geldi nihayet.
günlerden sendrom ve ben ofisteyim:P

hastayım falan ama insanlık için mikro, evimiz adına makro işler başardım. cumartesi günü pazara çıktım, didoyla. hazır araba da var diye bol bol domates, yağ biberi patlıcan vs. aldım. sonaa burnumu çeke çeke, domatesleri rendeledim, kaynattım, kavanozlara doldurdum. barbunyalar ayıkladım, bölerek buzluğa yerleştirdim. taze fsulyeleri ayıkladım, güzelce haşlayıp, bölüp, buzluğa kaldırdım. yağ biberlerini fırınladım, soyup temizledikten sonra yağının süzülmesi için dinlendirdim. sonra onları da 3'lük paketler halinde buzluğa yerleştirdim. bu akşam da; tophane patlıcanlarını, mini fırınımızın ızgara kısmısında közleyeceğim. sonra onları da buzluğa atacağım. anlayacağınız kış hazırlıklarımı yapıyorum :P

kendimi aştım. ey, evlilik ve global kriz sen nelere kadirsin? kendimi daha da aşıp yakında tarhana ve erişte olayına da girermişim:))
çok hamaratım çooook :))

4 Eylül 2009 Cuma

teşekkürler hepinize..

2 gündür yatak döşek yatıyordum, teşekkür etmekte biraz geç kaldım. lütfen kusuruma bakmayın. gripsel mikroplar, sağ gösterip sol vurdular. tobiniz, maymun gibi oldu:P

meşhur doğumgünüsü akşamımda ateşlendiğim için evden burnumu çıkartamadım. sürpriz partim düzenlenmiş ama ben gidemedim. dido iş-güç-bebek koşuşturmasının arasında bir de benim sürprizim için hazırlanmış. ne yazık ki, onur konuğu bendeniz gidemeyince iptal oldu partim. elimde selpak mendilimle, böcüüm ve ben üfledik pastamızı. hem de frambuazlı... :)))

iki muma bi sürü dilek tuttum. "en kötü günüm böyle olsun", "sevdiklerimle sağlıklı bir ömrüm olsun"... diye.

illüstrasyon: http://pyromaniac.deviantart.com

2 Eylül 2009 Çarşamba

ve ve ve veeee, beklenen gün :P

kocamaaan frambuazlı bir pasta istiyoruuuum. yanına bir sürü hediye paketi de olsun. hep şaşırayım;"ay ne gerek vardı, hatırlanmak en güzeli" diyeyim ama gözlerim hediyelerle ışıldasın. tekrar çocuk olayım.
"e kaça bastın" soruları güme gitsin, daimi 29 yaşım kabul edilsin :P

bugün heyecanla beklediğim gün, doğum günüsüm.
dün gece 00.01'de uyuduğunu sandığım böcüüm, kocamaaaan sarılarak gününde ilk kutlayan olma ünvanına hak kazandı. 00.03 te annişim aradı, ilk olmaya. ama ikinci olduğunu öğrenince "hain damat" dedi :P
3. babam, 4. adiloş, 5. ablam oldu. günün ilk dakikalarında :))

sabah kalktığımda sürpriz bir hediyeyle uyandım; şiş ve ağrılı bademciklerimle...
pastil emerek ve  masamda uyuklayarak gün geçiriyorum. elimdeki broşürü baskıya gönderince eve doğru yol alma arzusundayım. didolara gitmeden, biraz kendime geleyim.

coşkum biraz mayıştı ama biraz uyursam, kendime gelirim ben.
nayırrr, nolamaaaz, böööle bayık doğum günüsü kutlanmaaaaz.
ben pastayı yemeden gün bitemeeeez:))

1 Eylül 2009 Salı

şımarmaya 1 gün kala :)

oyy, heyecan yaptım yine. 
yarın aksam didolara gitmeyi düşünüyorduk. 
az önce aklıma geldi, "yahu, benim kutlanası günüm, yarın" diye. tarih aklımda da hangi güne denk geldiğini hesaplayamamışım. yaşlanıyorum galiba :P

acaba, hatırlıyorlar da özellikle mi çağırdılar, yoksa unuttular da sadece tesadüf mü? böcüüme de söyledim çarşamba çağırıyorlar diye, o da; "tamam, gideriz" dedi. acaba o da mı unuttu, ya da haberi var da bana sürpriz falan mı yapacaklar? ya da ben sürpriz umutlarıyla gidip, kırık bir gülümseme ile geri döneceğim.
hen, hen, hen hen...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails