28 Ekim 2010 Perşembe

yazamıyorum

çünkü;
- çok yoğunum.
- kara bulutlar kapladı kentimi, yağmur dinmek bilmedi, içim karardı.
- sanki odun taşımışım gibi sırtım ağrıyor.
- pazar yine kpss sınavım var.
- cumhuriyet bayramı sayesinde elde ettiğimiz bu güzide tatili ders çalışarak geçirmek gibi can sıkıcı planlarım var.
- evdeki pc'ciğimi hala internete bağlayamadık. böcüüüsümünkinde de ilham gelmiyor.
- yazmak yerine; yemek yeme isteği ile yanıp tutuşuyorum ama çok kilo aldım.
- hava çok kasvetli.
- sanırım kar yağmayan kışa alerjim var.
- hayatımda yepyeni gelişmeler oluyor ama sevinemiyorum, paranoyak damarım tutuyor.
- PS oynamaya başladım. en sevdiğim araba yarışları. gerçekte ehliyetim yok ama sanal ortamda tam bir trafik canavarıyım.
- spartacus izlemeye daldım, 13. bölüme geldim. iyi ki roma döneminde yaşamamışız.
- nazara inanmaya başladım, kaygı ve paranoya sınırlarında ilerliyorum.
- parça bölük uykularım ve cinnetlik öfkelendiğim rüyalarım var.
- yağmursuz havalarda akşam yürüyüşlerine başladım, her akşam yarım saat.
- kafam azıcık dağınık bu ara.

19 Ekim 2010 Salı

yılın en şaşkoloz polar ayıcığı


yağmurdu, çamurdu, seldi derken kış kapıya dayandı. ha geldi ha gelecek.
kış aylarının sevimli maskotu kutup ayıcıklarını reklamlarda, kreasyonlarda, oyuncakçılarda bol bol göreceğiz yine.
ama ben en sevimlisini buldum az önce, çok şaşkoloz di mi? :))

13 Ekim 2010 Çarşamba

kemirgen tobi


çattt, çatırt, çutırtt...
kırt kırt, kıtırt.
ve karşınızda yaş ceviz canavarı tobiniz.
bayılıyorum kendisine.
zarlarını iyice temizleyip süt beyaz lezzetine gömülmeye bayılıyorum.

ofiste ceviz yiyebilmek amacıyla sert kabuklu cevizler için çantamda taşıdığım bir ceviz kıracağım mevcut.
klavyemin önünde kabuk kırıp ayıklama işlemini yapıyorum,
çıkarttığım sesler yüzünden çevreye verdiğim rahatsızlıktan dolayı şimdiden özür dilerim.

baş parmak ocelerim çizik çizik.
yeşil kabuğu olmamasına rağmen,
başparmak ve işaret parmak uçlarım biraz koyulaşmış gibi görünüyor.

yaş cevizin faydaları saymakla bitmiyormuş.
mesela şekli beyine benzediği gibi, beyne inanılmaz faydalıymış.
çocuklarda zeka gelişimi için birebirmiş.
yaş cevizde %5-6 civarlarında C vitamini bulunuyormuş.
henüz kurumadığından yağ oranı da kurusuna göre oldukça düşükmüş.
mide gazını gideriyormuş.
kanda zararlı kolestrolün birikmesini önlüyor ve yüksek kolestrolu düşürüyormuş.
ayrıca ceviz yaprağı kaynatıldığında şeker hastalığına,
yaprağı ve kabukları birlikte kaynatılıp balla karıştırılırsa da kansizlığa iyi geliyormuş.

bu kutsal sonbahar meyvesi; hem lezzetli, hem yararlı.
şiddetle tavsiye olunur, yiyiniz :))

11 Ekim 2010 Pazartesi

neler oluyor bu hayatta?

karışık duygularım var bu ara. bir gülüp, bir anda ağlak moda geçebildiğim.
"aman tanrım ne güzel bir sonbahar, yapraklar ayaklarımın altında çıtır çıtır" derken
"üşümekten sıkıldım, havalar gene soğudu, battaniyemin altında uyumak istiyorum."diye derin bir mutsuzluk hissediyorum.
ya da endişe krizlerine kapılıyorum. böcüüm biraz gecikti diyelim. "trafiktendir, ancak gelir" derken,
"hava da yağmurluydu, yolda bişi olmuş olmasın. gecikecek olsa zaten arardi." deyip. n
ormal bir alo sesi duyana kadar saniyeler geçmek bilmiyor. ses normal ve herşey yolundaysa da agresif bir şekilde konuşup, telefonu neredeyse yüzüne kapatıyorum bazen. eve geldiğinde ise sinirim geçeli çok olduğundan, güleryüzle karşılayıveriyorum. garibim kafası iyice karıştı bu aralar.
allahtan çok anlayışlı ve bana kırılmak yerine hep alttan alıyor beni. "ben bu adamı severek ne iyi etmişim" deyip,
"bazen de yazık mı etmişim?" demekten de alıkoyamıyorum kendimi.

bu aralar bu gibi sebepler yüzünden sürekli yazamıyorum.
bir an, "ben bu dünyanın tekerine çomak sokarım, dağıtırım uleeeyn" edasıyla kafa atma isteği ile yanıp tutuşuyorum.
"amaaan, koy götüne gitsin, çok pis uykum var, yemişim yazmayı çizmeyi'" dedirten bir umursamazlık.
ya da "sonbahar geldi, trilayli. hoptirinayni. bugün o işimi de yapayım, bunu da hatta. çıkışta da çarşıya gider bir yıldır bekleyen işlerimizi yapar, oradan da ona, buna, şuna uğrarım" diye manik atak bir ruh haline bürünüyorum.

geçici bir dönem biliyorum. biraz hormonlar, biraz tobisel haller, biraz sonbahar, biraz yorgunluk.
bu arada nasıl uykum var, anlatamam. içim uyumaya başladı, dışımı ise pes etmemesi için zorluyorum.
sıcak yatağıma ışınlanmak için tüm ayıcıklarımı feda edebilirdim.
ee, tobiiiim eeee, e...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails