29 Kasım 2010 Pazartesi

kayra gelmiş, hoşgelmiş...

10 kasım'da karar vermiş, "e hadi ver bakalım elini doktor amca çıkmama yardım et" demiş ve heyecanla yollarını gözleyen anneciğine sağ salim kavuşmuş.

annen ve babanla sevgi ve sağlık dolu koca bir ömrün olsun...


çok çok çok cici...
ayrıca çok yaratıcı ve akıllıca.

şahsen tobi jr. için böyle bir sürprize hayır demem.

26 Kasım 2010 Cuma

"mahfel" SATILAMAZ...



yıl 1994.
henüz lise son öğrencisiydim. yarım dönem önce Bursa'ya taşındığımız için pek kimseyi tanımıyordum.
hafta sonu üniversiteye hazırlık için Tan dershanesine gidiyordum.
kıvırcık saçlarımı ortadan ayırdığım, her nedense kambur ve kafam önde, walkmansiz dışarıya adım atmadığım zamanlarım.

bir gün dershanedeki ders çıkışı arkadaşlarımla mahfel'e gittik. 1-2 saat oturduk ama fazla konuşmadık. hep dinledik, seyrettik. yan masamızda oturan üç kişinin yaş ortalaması yaklaşık 70 civarları, bizim masanınki ise taş çatlasa 16.

ne zaman kafam dağınık olsa, soluğu mahfelde alırdım. sessizce oturup, sıcak bir çay eşliğinde çevremdekileri izlemeye...

salaş ve kendine özgü bir havası vardı, mahfel'in. birgün mahfel'i yaktılar. güya elektrik kaçağıymış. hiç inanmadım.
yandığını televizyondan seyretmiştim. içim cızlamıştı.
yarısı gitti, yarısı kaldı. giden yarısını mado yaptılar.
kalan yarısını da şimdi kebapçı yapmak için uğraşıyorlarmış. yeni duydum yine cızladı içim.
işe yarar mı bilinmez ama,
cumartesi saat 17.00'de çay içme eylemi'nde setbaşı-mahfel'de olacağım.
mahfellilere duyurulur...

mahfel'in satış habeerleri medyada da yankı bulmuş durumda. ne mutlu ki, birileri de bizim gibi mahfel'e ve tarihe sahip çıkmaya çalışıyor;
Peki Mahfel’le ilgili kaygılar yersiz çıkmazsa ne olur?
Orhan Kemallerin, Oktay Akbalların, Sebahattin Alilerin uğrak mekanı asırlık tarihi çınar Mahfel, göz göre göre yok olur.
Bu biirr…
Kentin en değerli bölgelerinden biri olan ve yeşil alan olarak gözüken güzelim bölge, birilerine peşkeş çekilmek suretiyle ranta açılır…
Bu ikii…
Bursa’nın merkezinde nadir yeşil alanlardan biri katledilerek, yerine beton yapılar yükselir.
Bu da üççç…
Yani, tarihimizi yok eder, mirasımıza ihanet ederiz.


diyor, Mustafa Özdal.

24 Kasım 2010 Çarşamba

pratik baba ödülü


sevgili tubiş ve hakan'ın ortak mahsülü olan minik prensesimiz begüm'ün pratik babası hakan'a verdim, ödülü...
haksız mıyım?

hamaratlık hevesim geldi

dikiş makinemi ablamdan almayı başarabilirsem ilk olarak yeni mutfak masamıza örtü dikeceğim. o yüzden cumartesi öğleden sonra kumaş avına çıkacağım.

yeni evimizin yeni mutfağı genişcene olduğu için ikea'dan jokkmokk masa-sandalye setini aldık, cici mutfağımıza.
şimdi onu süsleme zamanı.
masa örtümün kumaşından, dört tane de yastık yapmayı planlıyorum.
ablam "hazır yastık alalım, kumaşıydı içiydi derken aynı maliyete geliyor" dedi.ama masası ile takım olsun diye aynı kumaştan yastıkları ben yapacağım.
tamam, kabul.
dikiş makinemle birlikte beklediğim performansı gösteremedik ama uğraşmadan, denemeden de öğrenemem ki.
annem ne zaman birşey yapmaya kalksam; "sen beceremezsin, bırak ben dikerim" deyip, elimden alıyor denemelerimi.
kötü niyetle yapmadığını biliyorum elbet ama hevesim de kırılmıyor değil.
bu sefer kararlıyım kare yapmaya çalışırken üçgen dahi olsa, düz yerine yamuk da olsa, masa örtümü ve yastıklarımı ben yapacağım.
onlarla pratik ettikten sonra, tchibonun bu haftaki konseptinde gördüğüm yeni yıl kurabiyelerime uygun küçük sepetcikler yapmayı planlıyorum. bakalım, bakalım :)))

örtmenler gününüz kutlu olsuuuun...


öncelikle sevgili ablacığımın ve öziciğimin öğretmenler gününü kutluyorum.
iyi ki varsınız...

ve geri kalan tüm iyi dileklerim;
küçük beyinlere bilgi yığmaktan çok düşünmeyi öğreten
ülkemin genç, olgun tüm öğretmenlerine gelsin,
iyi ki varsınız...

12 Kasım 2010 Cuma

bir çocuğun hayatından daha değerli ne olabilir ki?



ithal kurban alıp da birilerinin zenginligine katkıda bulunacağınıza, kurban bağışınızı Lösev'e yapmaya ne dersiniz?
düşünün;
bir çocuğun hayatından daha değerli ne olabilir ki?

hepinizin, kurban bayramını kutlar, sevdiklerinizle nice bayramlar geçirmenizi dilerim.
tatil sonrası görüşmek üzere :)))

9 Kasım 2010 Salı

Modazon 1.sezon başladı.


www.modazon.com

oyyy, yirim seni beeen...

yavru fillere ve yunuslara zaten bayılıyordum. bir de şu anne karnında olan hallerini görünce, daha bir bayıldım. baksanıza şu masumiyete.
yirim ben onu, yirim.



6 Kasım 2010 Cumartesi

kesin birinin ahı tuttu...

bugün 3.günüm.
hastayım ve tam 3 gündür sesim kısık. yok çıkmıyor.
zorladığımda ise acıma ve yanma hissi var, boğazımda.
çok konuştuğum için biri canından bezip,
ah etti hehalde diye düşünüyorum :)
bronşit-faranjit karışımı ÜSYE olmuşum.
perşembe doktora gittim, 7 gün kullanımlık antibiyotik va şurup verdi.
gidip reçetemi kendi doktoruma da onaylattım. paranoyaklıkta son nokta.
artık iki doktor görüşü olmadan aspirin almıyorum, dermişim :))
perşembe öğleden sonra ofise uğrayıp, doktor kararı ile istirahate çekileceğimi bildirdim. 2,5 gün işe gitmeyecek olmanın vicdan azabı ile yanıma evde yapmak için iş bile aldım ama, ancak bugün ayaklanabildim biraz. biliyorum ki, böcüüm pazar dönüşü beni bilgisayarda yakalarsa kıyamet kopacak. napiim işler birikecek, pazartesi yarı iyileşmiş halde hepsi üzerime çullanacağına, evden biraz olsun azaltayım dedim. bakalım bakalım beyim gelmeden ne kadarını yapabileceğim :P
şimdilik izninizle. beni özleyin anacığııım :))

3 Kasım 2010 Çarşamba

bademciklerim gıdıklanıyor :(


biraz da yanmaya başladı. burnum da uyuntu uyuntu kaşınıyor.
nezle veya grip oluyorum, sanırsam galiba.

oysa ki, kaçtım, saklandım, kolonyalarla dezenfekte ettim kendimi habire.
ellerimi yıkamaktan derilerim soyulacak neredeyse. yok, yok...
gene buldular beni hayın mikroplar. daha da ağırlaşmadan önlem olsun diye;
kendimi c vitamini ve bitki çaylarına gömdüm, sabahtan.

ada çayı yapraklarını fincana atıp, bolca limon sıktıktan sonra elma kabuklarını da tepiştirmek ve
tepesini çay tabağı ile kapatmak suretiyle boğaz yumuşatma formülümü demlenmeye bıraktım.
ilkel yöntemleri bir kenara bırakıp, kendime şu kapaklı süzgeçli seramik fincanlardan alma zamanım gelmiş sanırım.
telefonuma not ettim. bir sonraki boyner veya YKM ziyaretimizde bakacağım.

babişimin her grip olduğumda
"mikrop, mikroba bir şey yapmazdı ama aranız bozuk herhalde" der ki,
muhtemelen akşam telefonda yine bu cümleyi duyaçağım:)
burnum akmaya başladığında da "burnuna musluk takalım, olmayacik silmeyle" der şakacı babam :))

neyse,
mikrobu kapmış bulunmaktayım.
hepimize hayırlı, uğurlu olsun.
umarım az sürünmeli bir süreçle atlatırım.
dua edin bana :))

illustrasyon:http://endorphine-drops.deviantart.com/

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails