24 Mayıs 2011 Salı

2 aylık anneyim...

kuzumuz hayatımıza doğalı iki ay oldu bile.
gelecekti, doğacaktı derken geldi de büyüdü bile.
bugün telefonda annanesine agulamaya benzer çıkarttığı sesleri dinlettik. bir kısmını da telefonuma kaydettim.
büyüdü de agucuk gugucuk sesler çıkarmaya başladı bile.
bir de böcük böcük, maviş maviş bakması yok mu?
ısırasım hatta yutasım geliyor kızımı.
kucak kedisi olmaya başladı iyice. iki dakka yalnız kalmaya, kucağım duruken koltukta yatmaya hiç gönlü yok. el kadar elbette annesinin kokusunu duymaya ihtiyacı var deyip, bırakmaya kıyamıyorum. sonuç olarak dar alanda kısa paslaşmak durumunda kalıyoruz. ev oldu dandini. danalar bostana dalmış da parti yapmış gibi.
allahtan çarşamba zeyzep ablamız gelecek de evimizi temizleyip paklayacak inşallah.
4 haziran'da annelik iznim sona eriyor. haftaya kısmetse annem gelecek, kuzumla oryantasyon yapmaya. 6 haziran pazartesi günü itibariyle de annecik işbaşı yapacak.
yapacak da mis kokulu kuzusunu bırakıp nasıl evden çıkacak? işte orası muamma...

sayılı gün çabuk geçiyor, hakikaten.kuzum iki aylık oldu ve gündüz ayrılma vaktimiz geldi, dayandı kapıya.
böyle düşündükçe bebeğimi kucağımdan indirmek istemiyorum haliyle. kokusunu içime çekerek depolamak, fırsatım varken sıcaklığına doymak istiyorum. duyan da haftalarca uzak kalacağız sanır. evet epi topu gündüz min. 10 saat ayrı kalacağız ama agulayacağı, gülücükler dağıtacağı, hatta emekleyip, ilk adımını atacağı 10 saatten bahsediyorum. şu an gözüme çook uzun zamanmış gibi görünüyor.
aslında ofisi ve çalışmayı özledim. liseden beri ilk defa bu kadar upuzuuun bir zaman diliminde evde kalıyorum. masamı, bilgisayarımı, yaptığım makina kataloglarını bile özledim. elbette ki, çalışma arkadaşlarımı da özledim.
4 aylık ofis özlemi ile 10 saatlik asya özlemini bir teraziye koysak hangisi ağır gelecek, tahmin edin bakalım. :)

istanbul ziyaretimiz ve etkinliklerimizle ilgili daha yazacaklarım var ama daha sonra...
şimdilik,
bana müsade, gidip kızımı koklayıp, anı yaşamak istiyorum.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

uçtu uçtu kırk uçtu...


kırk uçalı çok bile oldu.
dün 52 gün doldu.
23 nisan'da uçurduk kızımızı.önce teyzesize, sonra cadde üstüne.
o günden beri geziyoruz.
koruparka gidip alışveriş de yaptık, botanik parka gidip yürüyüş de.
dün de çağrışan'a gidip obez eylemde bulunurken kuzumuz da hep bizimleydi. annanemiz; "iyi ki kırkı çıktı, ayağı yanık kedi gibi geziyorsunuz" diyor. mümkün olduğu kadar koruduktan sonra bebişimizi gezmelere gitmekte sakınca görmüyoruz.
kısmetse önümüzdeki hafta ikinci şehirler arası yolculuğumuza da çıkacağız hep beraber. kuzumuz arada azıtsa da genelde arabasında sakin. dışarı çıkar çıkmaz sakinleşiyor, çoğu zaman uyuyor. uyandığında da böcük böcük bakınıyor. kısacası şimdilik benim kuzum gezmeyi çook seviyor:)

3 Mayıs 2011 Salı

annelik sınavı

bugün anne-kız ilk defa baş başa kaldık.
ilk günün hatrına asya sultan ban kıyak geçti sanırım. normal zamanlarındaki gibi azıtmadı pek. sadece kucaktan inmedi o kadar. indirmeye, yatırmaya kalktığımda açtı ağzını, yumdu gözünü. ben de aman azıtmasın tek başıma nasıl sustururm diyerek göğsümde ve kucağımda uyumasına izin verdim. koyun koyuna geçirdik koca bir günü anlayacağınız.
kolik değil ama ciddi gaz sancıları var kuzumun. 3 saatte bir emziriyorum iyi mi ediyorum kötü mü bilemiyorum. emzirme zamanımı daralttığımda ise, meme-gaz çıkarma döngüsü içerisinde bir türlü uykuya dalamıyor kuzum. daldı mı da uyanmak bilmiyor. huysuzluğunun yanında gaz sancısından kaynaklı acı çekmesine dayanamıyorum kuzumun. çaresizlik kötü bir şey. Allah devasız dert vermesin...
herbix adında bitkisel bir şurup ve kimyonlu rezene çayı verdi doktorumuz. şükür ki işe yarıyorlar. gazı tamamen kesilmedi elbet ama sancı sebepli ağlama krizleri bir nebze de olsa azaldı.
keyfi yerinde oldu mu, böcük böcük bakınıyor kuzum.
kokluyorum bol bol.
minicik elleriyle parmaklarıma sıkı sıskı sarılması yok mu?
"anneciğin seni bırakmaz annem" diyorum.
ve kara kara düşünüyorum:
doğum iznim bitince "nasıl bırakacağım ben kuzumu" diye.
4 mayıs'ta resmi olarak iznim bitiyor.
ofisi ve çalışmayı özledim elbet. lise yaz tatillerinden beri bu kadar uzun süre evde kalmamıştım. liseden mezun olalı 17 yıl olduğunu düşünürsek, benim için rekor zamanlar.
ama miniminnacık,anneciğine muhtaç, mis kokulu bebeğimi nasıl bensiz kalır acaba diye düşünmekten de alıkoyamıyorum kendimi.
hah, çok uzak kaldık bebişimle mıkırdanmaya başladı. telsizimiz yanıp sönmeye başladı bile.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails