30 Haziran 2011 Perşembe

sanırım ben yanlış anladım.

yani öyle olmalı.
düşündükçe yanlış anlamış olmalıyım, diyorum.
gerçekten "başınızın çaresine bakın" mı demeye çalışıldı.
"haydi bakalım, buradan sonra direksiyon sizde" mi dendi.
"bizi ilgilendirmiyor artık, kendi başınasınız" mı dendi.
ya da ben mi öyle anladım?
hani bu ara hassaslığım alınganlığım üzerimde ya, ondan mıdır ki acaba?
ya da yanlış anlamış olmayı istediğimden mi, böyle garip hissediyorum kendimi?
biraz ağlamaklı, biraz kanadı kırık, biraz paniklemiş...

yanlış ya da doğru.
anladıklarım bende hayalkırıklığı hissi yarattı.
teoriler eyleme dönüşene kadar huzur bulamayacağım, sanırım.
belki de korktuğum gibi olmaz.
belki de olması gereken budur.

ah, tobiciğim yine neden bahsediyorsun böyle sen? diyebilirsiniz.
inanın ben de bilmiyorum.
kafam da duygularım da karmakarışık.
sadece dışavurabilmek istedim, belki biraz rahatlatır dedim.
belki,
sanırım,
bilemiyorum...

25 Haziran 2011 Cumartesi

stil sahibi annenin stil sahibi bebeği...



karşınızda begüm...
sevimli, şirin ötesi, muzur, sportif ve maceraperest. daha 1,5 yaşında olmasına rağmen benden fazla yer görmüş, daha çok yüzmüş hatta daha fazla eğlenmiş bile olabilir. bu aktif hayatı elbet anne babasına borçlu begüm. begüm'ün bu harika fotoğrafını çeken annesi tuba. kendisi doğum, bebek ve kamp fotoğrafçısı.
benim doğum hikayemi hazırlamasını çok istemiş olmama rağmen biz, hastane politikalarına kurban olduk. yerel bir fotoğrafçı ile çekimlerimiz yapıldı. çok memnun kalmasam da, doğum fotoğrafım var mı, var.
tuba'nın çalışmalarını gördükçe daha bir hayıflanır oldum oldu da kuzuma kazara kardeş yaparsak, hamile kaldığım gibi tuba'yla rezervasyonumuzu ayarlayacağım. öyle hastane ben istemem falan derse, hastaneyi değiştiririm valla. gözüm görmez bu sefer.
stil sahibi olma meselesine gelince; begüm'ün boyu küçük ama şimdiden başardığı işler çok. en küçük sörfçü olmasının yanı sıra limango style yarışması kazananlarından bizim prenses.
anne-kızın başarılarının devamını diler, begüşümün yanaklarından ısırırım :)

22 Haziran 2011 Çarşamba

güne başlarken...





ofis arkadaşım arif'in gönderdiği bir linki inceleme fırsatı buldum bu sabah. sokak sanatı diye ben buna derim. buyrun bu linkte daha niceleri var. iyi seyirler...

21 Haziran 2011 Salı

neyse ki;

kuzum iyileşti gibi. iki günlük antibiyotiği kaldı. keyfi yerine geldi sayılır.
süt düzensizliklerimizi de atlatırsak çok daha mutlu olacak, sanırım.
küçüğüm hastalandıktan iki gün sonra ben de başladım. hapşırıp, tıksırmaya. emzirdiğim için kızıma yeni mikroplar geçirebilir miyim, bilemediğimden ablamın sözünü dinleyip doktora gittim hemen.
doktorumuz muhtemelen bebişimden kaptığımı söyledi mikrobu. aynı onun gibi boğaz kısmımda toplaşmış virüsler. bana da ona dokunmayacak bir antibiyotik verdi. hamileyken grip olduğumda da aynı antibiyotuğu kullanmıştım. bir de ateş düşürücü verdi. "ne gerek var ki, herşeye ilaç yazıyorlar" diye söylene söylene aldım ilaçları ama akşam dediklerimi birer birer yutmak zorunda kaldım. eve dönüş yolunda başladım ateşlenmeye. böcüğüme rica ettim hatta beni metrodan aldı. ilaçlarımı almama rağmen o akşam 39 dereceyi gördüm. biraz yatıp uyuduktan sonra yavaştan azaldı ateşim düştü ve nihayet kendime geldim. pazar gününe kadar yatıp dinlenme fırsatı bulamadığımdan birkaç gün süründüm. pazar günü babalar günü hediyesi olarak bebişimizi babacığımıza emanet ettikten sonra bol bol uyuyup dinlendim. şimdi çok daha iyiyim.
kuzum da iyi, öksürüğü ciddi derecede azaldı. iki gündür 6:30da uyanıp ben evden çıkana kadar böcük böcük bakınıyor. kalbim onunla kalırken, ayaklarım beni ofise getiriyor bir şekilde.
pıtırcığımı çok özlüyorum. onu annem, ablam dahi olsa başkasına bırakıyor olmaktan oldukça da rahatsızım. ablam çoğu zaman kuzumu "teyzem" diye seviyor ama bazen "annem" de diyor. işte o zaman içimi garip bir kıskançlık sarıyor. "onun annesi benim" diyesim geliyor. sonra da saçmalama diye tutuyorum kendimi.
anne olduktan sonra çalışma hayatına dönmenin getirdiği bazı ruhsal dağişimleri yaşamak çoğu zaman garip geliyor insana. yorgunlukların, endişelerin ve paniklerin yanı sıra paranoyak gerginlikleri de sıkça yaşamaya başlıyorsunuz. siz bu duygularla boğuşurken bir yandan da anlayışlı pozitif, hiperaktif ve çılgınlar gibi mutlu olmanızı bekleyenler çıkabiliyor çevrenizde. onların beklentilerini yerine getiremeseniz de idare edebileceğiniz yanılgısına düşüyorsunuz çoğu zaman. yanılgınızla yüzleştiğinizde kalbiniz kırıklarla doluveriyor.
doğum sonrası sendroma maruz kalmadım ama bu yaşadıklarım çalışmaya başlama sendromu olarak da değerlendirilebilir.
çalışmaktan gocunmuyorum, tam tersi. işe tekrar başladığım için oldukça memnunum. tasarlamayı, bilgisayarımı, ofis maceralarımızı özlemiştim. yaz geldi, heryer yemyeşil, ofisimiz serin, işler tam tıkırında ama benim aklım çoğunlukla bebeğimde. sütünü emdi mi maması yetti mi, bugün kakasını yaptı mı, uyurken huysuzlandı mı? bugün yeterince süt biriktirebilecek miyim? ve daha milyonlarcası.
anne olmak muazzam güzel bir duygu. güzelliğinin yanında non-stop endişelenmek, meraklanmak ve özlemek anlamına geliyormuş.
akşam olsa da, kızımı göğsüme yaslasam, bol bol koklasam, ohhh missss...

14 Haziran 2011 Salı

miniğim hastalandı...

hem de karma aşılarımızın kapsamında olan bir hastalık musallat oldu kızıma. boğmaca...tüm dozları vurulmadan aşı korumazmış, meğerse. koruyamadı da, koruyamadık kuzumu.

peşpeşe gelen öksürük krizinin ardından nefes almaya uğraşıyor bebeğim. ya da öksürük sonrasında öğürüyor. dün sabah doktordaydık. antibiyotuk, öksürük şurubu, reflü ve alerji için de damla verdi. üç gün sonunda iyileşme gözleyemezsek, tekrar doktorumuza geleceğiz. gerekli görürse hastaneye yatmamiz söz konusu olacak.
yeter ki acı çekmesin miniciğim.

dün gece ben nöbetteydim. bugün de teyzesi yanında. akşam olsun da yanına gideyim istiyorum. o kadar minik ki, öksürdüğünde nasıl da çaresiz görünüyor. içim eriyor, onu öyle gördükçe. benim miniş kızım bir an önce iyileşsin ve anneciğine böcük böcük bakıp agulamaya devam etsin. annesi kurban olsun ona...

10 Haziran 2011 Cuma

gözüm yolda...

yurtiçi kargoyu bekliyorum.
gezenti çekirdek ailemizin yeni üyesi Asya sultanın ev dışı beslenme molalarında yaşadığımız sıkıntılardan kurtulmak için limangoda mycey'den emzirme önlüğü sipariş etmiştim. onu bekliyorum.
aman ne gerek var, diyordum.
ettiğim ukalalıkların hepsini yuttum. evet emzirme önlüğü çok lazım oluyormuş.
yaşadım, öğrendim.
İstanbul gezimizde Moda iskelesinde babamız ve kağan amcamız denizin keyfini çıkarırken, biz kızımla üst salonun köşesinde gizlenerek emzirme seansı düzenliyorduk. işimiz bitip de masamıza döndüğümüzde ne göreyim? yan masa komşumuz bayan takmış emzirme önlüğünü, gayet de güzel, korunaklı ve güvenli emzirme seansındalar.
limangoda satışta görünce bir atmaca edasıyla atladım ve aldım.

çok gerekli bir şey, tavsiye ediyorum. almama gerek yok dikerim de diyebilirsiniz. ben kendime güvenemedim :)

8 Haziran 2011 Çarşamba

burnu tüten tobi...


malum tobiniz işe başladı. annelik izni hüüüp diye bitiverdi.
aklım evde, kuzumda sürekli. tüttü tüttü durdu bütün gün. şimdi ise direk sızlaması başladı. fotoğrafına bakıp bakıp telefon sapıklığı yapmam da cabası.
evet ofisi, tasarım yapmayı, çalışmayı özlemişim ama bana herşey kuzumu hatırlatıyor.
çok özledim çooook...
bakın şu maymuna, söyleyin,
özlememek mümkün mü?

1 Haziran 2011 Çarşamba

asya:1 ,annane:0

annane oryantasyonun ilk gününde.
"oh annane geldi ben de bilgisayarda biraz işim var" diyerek. ikisini başbaşa bıraktım. gözüm bilgisayarda ama kulağım ikisinde. asya ağlıyor, annem başında dört dönüyor. kucaklıyor, sırtlıyor, dizine yatırıyor, asya susmuyor.
en sonunda asya'nın sesi biraz daha arttı da olaya müdehale etme kararı verdim. bir baktım annem kan ter içinde. yastıkla beraber asya'yı koymuş ayaklarına sallayarak uyutmaya çalışıyor. kuzum bu fikirden hoşlanmamış belli azıtma öncesi ağlamasını yapıyor. ee, tabi ben de pek hoşlanmadım bu ayakta sallama durumundan. annane sarı kart gördü bu davranışı ile:) şaka bir yana annem muzur muzur gülerek "e, ne yapayım uykusu var ağlamasın diye yaptım" dedi.
neyse ben kucakladım sakinledi, uyku moduna geçti.
annane "iyice kucak kedisi yapmışsınız kızı. yatır yatağa ben de yanına yatayım uyuturum" dedi.
dedim; uyumaz.
dedi; uyuturum ben.
dedim; uyumaz azıtır.
dedi; kucağa alıştımışsınız ben yatırıp uyuturum.
...
5 dk. sonra annane ve kucağında asya göründü.
asya:1, annane:0
artık önümüzdeki maçlara bakacağız:)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails