31 Ekim 2011 Pazartesi

tüm "koyun"ların bayramı kutlu olsun...

Cuhmuriyet Bayramı kutlamaları iptal edildi ya, kurban bayramı da iptal edilecekmiş.
bu vesile ile tüm "koyun"ların bayramı kutlu olsun.

29 Ekim 2011 cumartesi akşamı Nilüfer FSM bulvarında
50.000 Cumhuriyet insanı, çocuk yaşlı demeden Cuhmuriyet için yürüdü,
tüm engellemelere ve koyunlara inat...

28 Ekim 2011 Cuma

Anlık yaşıyoruz.. Bak, bir anlık...


dün akşam üzücü bir haber aldım. eski iş arkadaşım "nilüfer belediyesi konak kültür evi" teknik ekibinden sevgili "Serdar Şafak"ın geçtiğimiz hafta bir trafik kazasıyla aramızdan ayrıldığını öğrendim. aa, ne zaman, nasıl gibi sıradan sorularımı sordum ama ayrıntıları dinlemedim. nedense hiç inandırıcı gelmedi, şaka gibi derler ya, şaka gibi geldi.
bugün nette kanıt aradım, malesef buldum.
güle güle çöp adam arkadaşım, Allah rahmet eylesin, huzur içinde yat.

27 Ekim 2011 Perşembe

kaju-nmayın sakın!

geçen hafta salı akşamı çocukluk arkadaşım ayça'nın sürpriz doğum günü partisi için Nilüfer FSM'deki yeni açılan "kaju" isimli sözde arjantin restoranına gitme gafletinde bulunduk. arjantin restoranı olma iddiası nereden geliyor pek anlamadım ama bir keşif hevesiyle gittik. 12 kişilik kalabalık bir gruptuk. tobi jr. ve yamaç paşa da bizlerleydi.
çoluk çocuklu işten yeni çıkmış aç bir topluluktuk.
ama mekan işletmecisi, aşçısı ve garsonları sayesinde ıslah olduk.

ben diyette olduğum için ılık tavuk parçalı yeşil salata sipariş verdim.
eşim ise dana madalyon istedi.
masanın çoğunluğu tercihini pizza ve dürümden yana kullandı.
saat 20.00'de verdiğimiz siparişlerimiz 21.30 gibi teşrif etmeye başladı.
böcüğümün danası, bildiğiniz ekmek tahtasında servis edilerek geldi.
"aa değişik bir ambians olmuş hemen eleştirme" dediğinizi duyar gibiyim.
ama benim gördüğüm en az 10 sene kullanılmış ortasında geniş bir yarığı olan ve
neredeyse bir kayık gibi sallanan yurdum ekmek tahtasını siz görmediğiniz için çok iyimsersiniz.
et az pişmiş, hatta çok az pişmişti. dananın kanı çekilmeye fırsat bulamadan ateşe atılmış gibiydi.
onu görünce salata siparişi verdiğim için şükrettim.
sonra ona da pişman oldum tabi.

salatam 22.00 gibi masaya teşrif etti.
ondan 5 dk. sonra çatalım, ondan 10 dk. sonra da limonum geldi.
sanırım tavuklar arjantinden özel geliyor.
lezzet deseniz salata mı salata işte.
pizzacılar da oylarını gözümüzün nuru dominosa verdiler.

bebişkomun alt değiştirme maceramız da var ama onu anlatmayacağım.
yemek ve servis yetti bize, o eksiklikleri sallamadık bile.
sonuç olarak, böyle giderse tutunamazlar FSM'de.

bizi kaybettiler, hızlıca kendilerine çeki düzen vermezlerse daha çok şey kaybederler,
benden söylemesi...

26 Ekim 2011 Çarşamba

7. ay sonunda...


bu fotoğrafı bu sabah çektim.
elimdeki telefonu yakalamaya karar vermeden 2 sn. önce çektiğim karedir.
kuzumuz iki gün önce 7. ayını doldurdu. tam bir böcük oldu.
kumanda ve telefon avcısı.
telefonları mümkün olduğu kadar uzağında tutuyoruz ama kumandalar telefon kadar şanslı değiller :)
kumanda, koltuk kenarı gibi şeyleri ağzına sokmaya çalışırken,
onu bu nesnelerden uzaklaştırmak yerine "hayır" diyoruz.
yavaş yavaş tepki vermeye başladı.
en azından "hayır" dememle tekrar denemesinin arasında en az 10 sn. geçiyor.
bazen ağzına götürürken yan gözle de bizi kontrol ediyor.
gülmemek için zor tutuyorum kendimi ama azimliyiz, "hayır"ı öğreteceğiz :)

artık oturabiliyor. ellerinden tuttuğumuzda oturmak da kesmiyor direk ayağa da kalkıyor.
"emeklemeden yüreyecek bizimkisi" diyor babası. emekleme çalışmaları var ama şimdiye kadar sadece geri geri gidebildi.
ilerleyemediğinde bir sinirleniyor ki sormayın.
baktı oyuncağa ilerleyemedi, ulaşamadı, elleriyle "gel, gel" yapıyor.
anası kılıklı öyle ya da böyle anlatıyor kendini işte :P

sebze ve meyve püreleri yiyor böcük sultan.
en sevdiği ise yoğurt. bir de bebe püskeviti.
en sevdiği öğünün kahvaltı olduğuna bahse girerim.
ilk zamanlar rondodan sonra tel süzgeçten geçiriyordum püreleri.
şimdi sadece rondo yetiyor. arada minik parçalar kalıyor onları da yiyor.
ama işine gelmedi mi de havuç parçalarını diliyle dışarı itiyor.
çok uyanık çoook.
enginar, mercimek favorisi, pırasa ve kereviz haz etmediği yiyecekler.
az az kıyma katıyoruz öğle yemeklerine severek yiyor maşallah.
hafta sonu sakatatçıya gidip ciğerle ilk denememizi yapacağız.
sonra böbrek ve beyinle devam etme planlarım arasında.
ağız tadı bana benzediyse he türlü sakatati yer gibime geliyor ama babaya benzerse yandık :D

uykusu geldi mi mızık mızık hala.
inada binmediği günler en geç 22.30'da uyuyor idi.
dişleri kaşındığından son bir haftadır 23.00-23.30'dan önce uyumuyor.
allahtan gece uykusu eskisi kadar bölünmüyor. onunla birlikte anneciği de tos tos uyuyor :)

bu ara mama yedirme teknikleri üzerine deneyim kazandığımızdan,
bir mama sandalyesi edinsek mi acaba, diye düşünür oldum.
standart mama sandalyeleri yerine seyyar koltuk olarak da kullanabilirliği sebebiyle
"bumbo bebek koltuğu"nu araştırıyorum.
ülkemizde satışı yeni başlayan "bumbo"lar çok kullanışlı görünüyor.
en yakın joker mağazasına gidip bakasım var.
bilen, kullanan varsa yorumlarınızı bekliyorum.



bu cici bebeğin annesinin sitesi de burada. çok tatlı bereler örmüş bebişkosuna, çok beğendim:)

25 Ekim 2011 Salı

Lösev'den duyuru...

Sevgili Dostlar,
Lösemili ve kanserli çocuklar ile erişkin onkoloji hastaları depremden çok fazla etkilendiler.
Hastanelerde tedavileri yarım kaldı, ilaçları yıkılan evlerinin altında kayboldu.
Van aile komitemiz tedavisi yeni başlamış, ateşler içindeki bir hastayı hastane bahçesinde buldu
Ve Ankara’ya Lösante Lösemili Çocuklar Hastanemize yönlendirdi. Uçakla transferi sağlanıyor ve
Tamamen parasız en iyi tedaviler ile hayatını kurtarmaya çabalayacağız.
Ama geride çok sayıda lösemi ve kanser hastamız var. Onlarca hasta hastane bahçelerinde çadırda yatıyor.
LÖSEV’ kayıtlı yüzlerce kanser hastasının birçoğunun telefonu yanıt vermiyor.
Hiçbir lösemi ve kanser hastası soğukta çadırda – hijyenik olmayan koşullarda – yetersiz beslenerek
Yaşayamaz.

Siz de hem onlara hem de benzer durumdaki çocuklara destek olmak isterseniz yardımlarınızı LÖSEV aracılığı
ile bölgeye iletebilir, bağışlarınızı LÖSEV banka hesaplarına elden veya internetten yatırabilirsiniz.
Unutmayın ki; asagidaki posteri iletebildiğiniz hayırsever ve duyarlı kişi ile kuruluşların destekleri hayat kurtaracaktır.
Saygılarla…

LÖSEV Sosyal Hizmetler Birimi

24 Ekim 2011 Pazartesi

23.10.2011-13:42

sarsıntı,
yıkım,
toz bulutu,
korku,
şaşkınlık,
yüzleşme,
endişe,
bekleyiş,
gözyaşı,
soğuk,
açlık,
bilinmezlik,
çaresizlik,
acı...

dün Van-Tabanlı' da 7,2 şiddetinde deprem oldu.
arama kurtarma ekipleri, kızılay, asker, sivil herkes yardıma koştu.
biz televizyondan, CNNturk, NTV ve Habertürk'ten takip ettik,
diğer kanallarda normal yayın akışı devam ediyordu.
yarışma programları, entrika dolu yeni nesil türk dizileri doludizgin yayındaydı.

birileri hayatta kaldı, birileri öldü.
biz ise seyrettik.

tüm gün ev dışında olduğumuzdan biz depremden öğleden sonra haberdar olduk.
biz dünyadan bi haber iken annemler tüm gün Van Muradiye'de öğretmenlik yapan kuzenimi aramışlar.
telefon ağı çöktüğünden zorlukla ulaşmışlar.
sağlığının yerinde olduğunu öğrenmişler çok şükür.

dün gece kızım kucağımda uyurken dua ettim;
"Allahım sen kuzumu, kazadan, beladan, afetten koru.
evlatsız kalan analara, anasız kalan yavrulara sabır eyle,
merhametini eksik etme.
Sen ölenlere huzur, hayattakileri sabır ve dayanma gücü ver." diye.

korkuyorum,
bebeğim için, ailem için, kendim için.
eşini ve 4 aylık bebeğini kaybeden babanın acısını ta içimde hissediyorum.
içim kavruluyor.
dua ediyorum içimden;
"Allahım sen koru bizi, bizi birbirimizden ayırma.
bizi acıyla sınama." diye.
başka da elimden bir şey gelmiyor...

21 Ekim 2011 Cuma

bayramı yok, cadısı çok :)

ecnebi bayramlarına özenmem normalde ama şu cadılar bayramı yok mu?
beni feci baştan çıkarıyor.
fonda dış ses olarak annemi duyar gibiyim;
"bizim de şeker bayramımız var, işte al sana bayram".
olay, şeker değil anacığım.
olay, kostüm ve organizasyon.
ailece takım elbise, döpiyes, topuklu ayakkabı giyip iki dirhem bir çekirdek olmak yerine
vampir, hayalet, cadı, zombi falan oluyorsun.

çok eğlenceliii :) bu seneye yetişmez ama belki seneye tobi jr. ile
kostümlü kutlama yaparız kendi çapımızda :)

ecnebi bir ailenin cadılar bayramı hazırlığını sizlerle paylaşmak istiyorum. bu ailenin fertlerine ayrı ayrı bayılıyorum.












devlet babadan yalanlar...

Aslinda 87 sehit oldugu soyleniyor.
26'si resmen aciklandi.
Geri kalan 61 sehidi
gormezden gelmeyi mi planladi acaba devlet baba?
ya da gun gun alistira alistira mi
soylemeyi uygun gordu?

Umarim bu sayi sadece soylentidir.
Yarin bu soylediklerimden utanirim.
Umarim...

20 Ekim 2011 Perşembe

olmaz demekle olmuyor...

ölmez demekle de olmuyor.
şehitler de ölür, analar da kahrolur, reyna bile kapanır...

iki gün, bilemedin beş gün sonra unuttuğun sürece ne önemi kalır;
elinde bayrak çığlık çığlığa yürümenin?

sen 5'i de unut, 25'i de unut.
teröriste sayın diyen, sınır kapılarında karşılayan,
oturup hoş sohbetli pazarlık yapan adama gidip oy ver, e mi?
durmak yok, yola devam.
aferin size...

18 Ekim 2011 Salı

içiniz açılsın diye;

blog sayfamı yeniledim.
rengarenk, cıvıl cıvıl olsun, koşturarak gelen kış günlerinde
bir nebze sıcaklık olsun dedim.
banner'a çiçekler, kelebekler, çikolatalar, püskevitler koyarız da
tobi jr. koymaz mıyız?
kambersiz düğün, kuzusuz frambuazlı ruh pastası mı olurmuş?
köşeden bize muzur muzur baksın, gülsün istedim.

yazı fontumu hep özendiğim gibi en hareketlisiyle değiştirdim.
çok sevdim.
okunurluğu biraz düştü gibi geldi bana ama,
takdir sizlerin...

12 Ekim 2011 Çarşamba

diyet 1.hafta sonuçları

300 gr. yağdan vermişim. 200gr. sudan.
toplamda 1 haftada 500gr. vermişim, hem de göbişimden.
doktormuzun değerlendirmesine göre çok iyi değil ama kötü hiç değil.
yani açıklaması;
"iyi bir sonuç ama sakın şımarma, istikrarla devam et, cıvıma" demek :)
2 hafta sonra gorusecegiz hedefimiz en az 1,5 kq yağdan feragat.
çok azimliyiiim çoook.

aa azmimin ödülü olarak "bu hafta bir ikindi öğününe keşkül yiyebilirsin tatli olarak" dedi.
henüz değerlendirmedim, hafta sonunu bekliyorum. törenle yiyeceğim keşkülümü :))

6 Ekim 2011 Perşembe

en sevdiğim rejim, cumhuriyet rejimi :)


ama elimizde boğaz rejimi var. yeni adıyla sağyıklı zayıflama diyeti.
geçtiğimiz hafta cuma günü cerom beni doğum günü hediyeme götürdü. Bursa Acıbadem Hastanesi Diyetisyeni Petek Hanım'a gittik, elele tutuşarak. bir-iki hafta öncesinde bu konuda konuşmuş methini duyduğumuz bu diyetisyeni araştırmaya karar vermiştik. bu hararetli araştırmacı gazeteci moduna geçme sebebimiz ise ceromun çocukluk arkadaşımız gizem' i 38 bedenlik yeni haliyle görmesi oldu.
gizem, genç kızlığında bile 38 beden olmayan, 2 çocuk sahibi, uzun boylu ve etine dolgun bir bağyan arkadaşımızdır. dününü bilen bugün gizem'i gvrdüğünde şoka giriyor. ben utanmadan "liposuction mi yaptirdin" diye bile sordum. o da "Acibadem'de Petek Hanim'a gidiyorum" dedi.
Dedim sihirli değneği var herhalde bu kadının. ama değnek sallamak değil de değneği yutsan ancak böyle olur, diyerek az da olsa hasetlendim. neyse cerom da, dogum sonrası şımartayım ben arkadaşımı deyip Holyday inn'de Spa masajı ayarlasam mı, doğum gününe diye düşünürken; bir ampul yanmış kafasında. hemen almış randevumuzu.
işte geçen hafta velim cerom ile elele tutuşup gittik. halen bebiş emzirdiğim için protein destekli insafli bir listeyi verdi elime gonderdi.
81 kg.'ın 30kg. yağ imiş. max. 23 kg. olması gerekiyormuş. bu boya 19 kg. yağ yeterliymiş. yani ilk hedefimiz 23, ikincisi 19 kg. ilk hafta için hedefimiz 1 kg. yağdan vermek idi. bakalım bakalım sonuçta neler olmuş, göreceğiz. çok yakında :))

Güle güle Elma Kurdu...



hakkın ödenmez, boşluğun doldurulmaz gibi geliyor bana.
Kutsal Elma'nın efendisi toprağın bol olsun, nur içinde yat sen.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails