30 Kasım 2011 Çarşamba

üç silahşörler ve cumartesi...


cerom ve oslem ve tabii ki bendeniz nikkentobi,
hep beraber elele tutuşup,
fotoğraftaki şirin kurabiyelerden yapma kursumuza gideceğiz.
başarılı olursam kuzumun diş buğdayında da bu cici kurabiyelerden yapacağımdır.
çok heyecanlıyım şimdiden, hiho hayyt.

29 Kasım 2011 Salı

aşkla...

"....
Neden veya nasıl olduğunu bilmiyorum bir gece sana "Odam kireç tutmuyor" türküsünü mırıldanmaya başladım. Bir kaç dakika içinde göğsümde uyuya kaldın. Göğsümde uyuman o kadar hoşuma gidiyordu ki seni beşiğine bırakamıyordum. Uyuyakalır da seni göğsümden düşürürüm diye korktuğumdan sabah kadar seni izliyordum. Her halde bir babanın uykusuzluktan keyif aldığı tek zaman kızının uymasını seyrettiği anlardır. Bu durum bir süre sonra alışkanlık haline geldi. Uyku saatin geldiğinde seni kucağıma alıp aynı türküyü mıraldandım ve sen uykuya daldın. Aramızda ki aşkın ilk tohumları da o zaman atıldı. Bu aşkın zamanla beni değiştireceğini ve bambaşka bir adam yapacağını fark etmemiştim o günlerde. "
diyor kızına aşık bir baba.
yine gözlerim doldu.
Allah sizi nazarlardan saklasın, tü tü tü maşallah...

28 Kasım 2011 Pazartesi

1,2,3 tıp...

ne ofis cumhuriyeti, ne de bizim evin halleri.
ikisinden de memnuniyetsizim, ikisinden de konuşmak istemiyorum.
sabah sabah canım sıkıldı.
miki mouse kulaklıklarımı takıp, sosyal iletişime kendimi kapatasım var.
günün ilerleyen saatlerinde belki biraz kendime gelirim.
en bi gumbilerimi okumak belki iyi gelir molalarda.

hem sonbahar, hem pazartesi hiç çekilmiyor vallahi :(

22 Kasım 2011 Salı

cızzt bızzt...

dokunmayın çarparım :)
havalardan mı, tabiatımdan mı bilinmez nasıl elektrikliyim bugünlerde anlatamam.
kapı kollarıyla kavgalıyız, orada çok güzel çarpılıyorum.
az önce patronumun elinden telefon alırken çarparım haaa, dedim.
çarptım :)
arada gidip ellerimi 5dk. lığına duvara dayıyorum,
fotoğraftaki böcük gibi olmayayım diye :P


fotoğrafın kaynağı burada statik elektrik oluşumunu da çok güzel anlatmışlar, sağolsunlar :)

21 Kasım 2011 Pazartesi

11 hiper hızlı sivilce, 1000 hiper düşünce...

perşembe gecesi yattım, cuma sabahı kalktim, nur topu gibi 11 sivilcem olmuş.
kafamın arka kısmına birden sivilceler doluştu.
-saçlarımı yeni mi boyadım?
-hayır.
-şampuanımı mı değiştirdim?
-yoo..
-alerji yapabilecek herhangi bir şey mi yedim? (mesela kavun)
-yoo, yemedim. zaten diyetteyim.
kaşıntıdan çok o sivilce batması var.
elim sürekli kafamda, millet bitlendim sanacak.

ama bu yeni değil. çocukluğumdan alışkınım aslında.
ne zaman sıkıntı bassa beni de sivilce basardı, elim sürekli kafamda olurdu.
yapma, etme, kaşıma demekten de anneme sıkıntı basardı.

büyüyünce geçmişti, ya da öyle sanıyordum.
ne sebep oldu anlamadım.

dürüst olmak gerekirse,
anlamamazlıktan da gelmiş olabilirim aslında.
bu aralar soldan soldan geliyorlar bazen.



hamilelikti, lohusalıktı, anne olmaya çalışmaktı, başarmaktı, başaramamaktı,
işe başlamaktı, aklının evde kalmasıydı vs. derken.
hayatımın tepetaklak olduğunu hissediyorum bazen.
tobi jr. büyüdükçe, sorumlulukları ve yorgunlukları arttıkça
kendimi bir hamburger köftesi gibi mengeneye sıkışmış hissediyorum.
o doğduğundan beri hayatım benim elimde değilmiş gibi düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi.
bazen işten çıkıp eve gitmek içimden gelmiyor. gönüllü mesai yapasım geliyor.
ya da çarşıya pazara çıktığımda vakit hiç geçmesin istiyorum.
sonra da böyle düşündüğüm için, bebişkoma harcadığım zamanı çok görüyormuşum
gibi geldiğinden dayanılmaz bir vicdan azabı çekiyorum.

böcük beyimle anlaşıp, cuma akşamını benim izin gecem yaptık.
iki haftadır cuma akşamı, yavru böcükle babası ilgileniyor,
ben de go'ya ya da ceromla buluşmaya gidiyorum.
aylak aylak takılmak, vitrin bakmak, havadan sudan konuşmak,
saat hesabı yapmamak bir nebze de olsa beni rahatlatıyor.
sonra da güzelim izin gecemi boşa geçirdiğim için hayıflanıyorum.
gece biterken keşkeler başlıyor.
keşke yeni aldığım masa örtüsünü dikseydim,
şu kitabı alıp okusaydım.
şunu bunu çizseydim vs. diyorum.

iki hafta hiç bana özel vaktim yok diye hayıflanıyordum,
şimdi de yetmiyor diye sızlanıyorum.
ne hissedeceğimi ya da ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum.
sürekli kendi kuyruğunu kovalayan şaşkın köpecikler gibiyim.
kafam kaşındıkça bunları hatırlıyorum, rahatlamam lazım.
ohmmm :)

17 Kasım 2011 Perşembe

2 tane yüz veya yüz tane 2 veya 200 tane bir...

nihohayyt.
bir tutam kekik ile hemencik sağ tarafta duran izleyici kutucuklarım 200 kişiyi işaret eder olmuş meğersem. ben de bu sebeple çok sevindirik oldum. bir tanelerim birleşip 200 tane oluvermişler.
kayıtdışı bir taneciklerimlerin de haklarını yemeyelim.
onları da toplayınca on yüz bin milyon baloncuk ediyor, hihuhuu:)
alişi bilmem ama benim daha çok saçım var daha çok ısınıyorum.
bir de sevinince cıvıtabiliyorum, mazur görünüz :))

16 Kasım 2011 Çarşamba

tek dişi çıkmış canavar :)



böcüşkomun alt çenesinde bir miniminnacık diş çıkıyor.
ilk pirinç tanemizin ucu cumartesi günü görünmüştü.
dün de, damağında beyaz bir çizgi vardı.
hemen dibiciğinde damağı beyazlamış. sanirim ikincisi de yolda.
çok sevindirik olduk, yupi ya yee...

jübile


dün akşam "cerom"la yeni diyetisyenimize gittik.
"eskisine ne oldu?" derseniz, bu yenisinin o kadar çok methini duyduk ki arkadaşlarımızdan.
dayanamadık aldık randevumuzu gittik.
diyetisyen konusunda maymun iştahlı olan diyet konusunda nasıl tutarlı olsun, diyor anacığım. :)

neyse yeni diyetisyenimiz cok sempatik.
yeni listelerimizi elimize tutuşturdu, 9 aralik gunune randevumuzu verdi gönderdi.
daha 30 m uzaklaşamamıştık ki, jübile fikri beynimize yerleşti.
"cake lounge" dan cupcake alıp lehmecun kaçamağı için "urfalı hacı dayı"ya gittik. ceren iki lehmecun yirken ben de bir kase çorba içtim. sonrasında da şekil1 A'da görülen şeker şeyleri mideye indirdik.
pişman değiliz :))

11 Kasım 2011 Cuma

11.11.11.11.11

2011'in 11. ayının 11. gününde saatlerimiz 11.11'i gösterecekmiş. aman da 1000 yılda bir olurmuş, aman kaçırmayalımmış.
epi topu 60sn'lik bir raslanti kaçırsam ne, kaçırmasam ne? nasıl yakalanır ki?
bu senekini ben kaçırdım yakalayabilenler varsa,söylesin.
bir işe yarıyorsa o dakikada saate bakmak, ben de seneye 12'ler için kasayım kendimi.
bayram telaşesinden sonra ne boş işler bunlar, yahu...

3 Kasım 2011 Perşembe

salya sümük...

hasta oldum.
pazartesi sabah hapşırmalarım başladı.
salı sabahı salya sümük idim. hemen soluğu aile hekimimizde aldım.
şu ara okullarda öğrencilere musallat olan virüsten kapmışım ben de.
emzirdiğimi söyleyince hemen antibiyotik ve parol tablet verdi. doktor dönüşü evde dinlendim.
dün sürünerek çalıştım. evde maske ile gezdim, bebişkomu kucağıma almamaya gayret ettim.
bugün daha iyiyim ama dün akşamdan beri benim küçük kuzumun burnu akıyor.
bir görseniz sümükleri akarken hissediyor, şaşkınlıkla gözlerini kocaman açıyor boncuk boncuk.
umarım böyle hapşırarak atlatır, daha ağırlaşmaz.
annesinin sümüklü böceğiii, sümüklerine kurban olrum ben seniiin :)

2 Kasım 2011 Çarşamba

iki şey...

feysbık'tan okudum. kuzumun neslihan teyzesi paylaşmış, kaynağını bulamadığımdan belirtemiyorum.
çok hoşuma gitti sizinle de paylaşayım dedim :)

İKİ ŞEY :
İki şey 'Kalitesiz insan'ın özelliğidir :
1- Şikayetcilik
2- Dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer :
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2- Hak yememek

İki şey kişiyi gözden düşürür :
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı 'Nitelikli insan' yapar :
1- İradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak

İki şey 'Ekstra Değer' katar :
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır :
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik

İki şey kaşif yapar :
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar :
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır :
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır :
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık

İki şey milyonlarca insandan ayırır :
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller :
1- Aşırılık (mubalağa,abartı,ifrat,tefrit)
2- Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir :
1- Tebessüm
2- Sukut (susmak)

İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba

İki şey geri alınmaz:
1- Gecen zaman
2- Söylenen söz

İki şey ulaşmaya değerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails