26 Temmuz 2012 Perşembe

sivrisinek mevsimi açılmıştır.

hepiciğimize hayırlı uğurlu olsun.

bizim sitenin arka tarafında ıslah edilmeyi bekleyen bir dere var haliyle de bol bol sivri sineğimiz var.
biz odamızda raid'in fise takılan likit zımbırtısını kullanıyoruz.
tobi jr. için ise tamamıyla bitkisel "bella B"nin sineksavar fıştırıklı losyonunu kullanıyoruz.
ama dün sevgili arkadaşım berrak kendi formülünü anlattı, gayet de mantıklı geldi.
tatilde deneyeceğimdir.

gizli formülümüzün adı "lavanta yağı".
aktardan alınıyormuş.
bebenizi cildine sürmeden önce avucunuza dökecekmişsiniz. sonra yavaş yavaş bebenizin tenine.
sivrisinekler yaklaşmıyormuş bile ne yemesi.
çay tabağına biraz döküp pencere kenarına da koyuyormuş ki, esintiden odanın içine doluyormuş,
bizim likit raid'in görevini yapıyormuş.
kış kış sinekler, kış kış.
annemler de tabletli raid sineksavarların içine zakkum yaprağı koyuyorlarmış, denemek lazım.
ilk önce lavanta yağını deneyeceğim, bakalım neler olacak ?

25 Temmuz 2012 Çarşamba

şıp şıpıdık...





allayııım, tatil geliyooor. hemi de gümbür gümbür.
bu sabah itibariyle kağıt üzerinde de olsa sırtımdaki yükleri attım.
"hoplayıver çekirge, zıplayıver çekirge. pıtı pıtı pıtıııı" modundayım sabahtan beri.
oyucaklarım da, ayaklarım da bu güzel hava değişimine hazırlar.
hissediyorum bu tatilde kuş gibi hissedeceğim ve gerçekten bir ohhh, çekeceğim.
bakın, bakın.
ohhhhh...

24 Temmuz 2012 Salı

kimine yolun yarısı, kimine...


yaş neredeyse 35...
yarımıydı, çeyreğiydi diye düşünürken,
bir bakmışsın yolun sonuna gelivermişsin.

görüşmeyeli konuşmayalı yıllar oluyor.
ama belleğimda hep aynı güleç, güzel insan.
B'ye duyduğu tutkulu aşkı, sarımsak kokusuna olan antipatisi ve
tabi ki metallica james abimize benzerliği ile
aklımıza geldikçe kulaklarını çınlattığımız, sevgili arkadaşımız
"Süleyman Avcı"nın vefatını,
acı kaybını yeni öğrendik.
Allah rahmet eylesin, nur içinde yatırsın.
Allah tüm dostlarına ve ailesine sabır versin.

başımız sağolsun...

23 Temmuz 2012 Pazartesi

geri sayım başladı...

tatile ve yeni hayatımın başlangıcına çok az kaldı.
tatil ile yenilenip yeniden doğacağım.
en azından planlarım bu yönde.
"yahu tobicim, altı üstü 2 hafta göz açıp kapayıncaya kadar geçecek, çok fazla anlam yükeyip şu tatile,
hayal kırıklığına uğramayasın."
diyenleriniz olabilir. haksız da sayılmazsınız.
ama benim de hayallerimin tatili, tatil yapmak olunca böyle kesinimsi konuşabiliyorum.
camış gibi yatsak da, sıcaktan patlasak da, soğuk diye denize giremesem de,
tatil iyidir, mutlulk vericidir, umut vaat edicidir.
kısaca tatil can'dır...

20 Temmuz 2012 Cuma

Ramazan geldi, hoşgeldi...



yanında misss gibi pide kokusunu, paylaşmanın mutluluğunu, izzetli ikramlı sofraları, davulcuları ve bol hoş sohbetli aile buluşmalarını getirdi.

Her ramazan olduğu gibi bu sene de Allah bizi,
gösteriş ve şaşaa budalalığı ile yapılan iftar şölenlerinden, sahte müslümanlardan,
laf olsun diye konuşan sahte alimlerden, cehaletin kılıcıyla oruç tutma/ tutmama bahanesi ile,
iyi niyetlilere her türlü tacizi yapabileceğine inanan saçma zihniyetlerden korusun.

Yaz sıcağında niyetlenip Allah rızası için oruç tutan herkese Allah kolaylık versin ve Ramazan ayı boyunca iyi niyetlerinizi Allah kabul etsin.
...sübhaneke, amin.

16 Temmuz 2012 Pazartesi

talihsiz kaza...

benim minicik, küçücük çitlembiğim talihsiz bir kaza geçirdi.
kaza geliyorum demiş gerçi ama biz tedbirsizliğin adını kaza koyduk mecburen aman kimse üzülmesin diye.

perşembe akşam üstü eve varmama on dakika kala, telefonum çaldı. leyla ile konuşmayı beklerken;
"merhaba ayşe hanım, ben emel. apartman komşunuzum. kızınız düşmüş, ağız bölgesinde kanaması var, tıp fakültesine götüreyim diyorum, bakıcısı yanımda. sizin de onayınızı almak istedim."
dedim, "geliyorum hemen, çok yakındayım."
koştum, koptum.
o kadar mesafeyi nasıl gittim ben de bilmiyorum.

kuzumu öyle kanlar içinde ağlarken gördüğümde içime bir taş oturdu sanki. hemen kucakladım kuzumu. koalam yapıştı kollarıma, sakinleşeceğine bastı yaygarayı. can acısı, korkusu... ah, balım benim, düşündükçe içim yanıyor annesinin bir tanesi.
emel hanım sağolsun, benim soğukkanlılığımı da takdir ederek yardım önerdi. hemen yakınlarımızda yer alan dört çelik çocuk hastanesinde soluğu aldık. babamıza da haber verdik, o da fabrikadan yola çıktı. nöbetci hekim, düştüğü ve ağız kısmından yara aldığı için her türlü kötü durum senaryosu üzerine karın filmi ve kafa filmi istedi. emel hanım da eşim yanıma gelene kadar bizimle kaldı, sağolsun. o soğukkanlı ama kalbimin dakikada 1500 attığı anlarda anlayamamışım, meğerse kendisi tıp fakültesinde iç hastalıkları uzmanıymış. bileydim direk fakülteye gidelim derdim, sonuçta kafası çarptıysa ihtimali ile beyin cerrahisine sevk edilmesi gündeme geldi. çekirge devlete ya da tıp fakültesine sevk edelim dediler biz de tıp fakültesi seçeneğimizi kullandık.
acil serviste sorumlu doktor sağolsun çok ilgilendi bizimle. üç saat acil servis dolaylarında bekledik. bebişkomda kusma, bilinç kaybı ya da konuşamama gibi bir anormalite olup olmadığını gözlemledik. olmayınca doktorumuzun bakım önerileri ve izni ile hastaneden ayrıldık.

kuzumun ağzındaki kanama ara ara devam ettiğinden benim içime sinmedi ve başka bir doktor görüşü daha almak istedim. böcüğüm de hem fikir olduğundan en yakınımızdaki alternatif olan acıbadem hastanesinin yolunu tuttuk. acil servisteki hemşire ve doktorumuz film ve kan testleri sonuçlarımıza baktılar. herşeyin yolunda olduğu ve ağız bölgesindeki yaralanma dışında iyi olduğuna ikna olduk. doktorumuz minnoşumun ağlayarak ortalığı yırtmasına rağmen damak ve dudak bölgesini inceleyerek daha sağlıklı bir tespitte bulundu.
evet alt dudakta dişleri sebebiyle derin bir kesik olduğunu onayladı ama üst damakta da bir yarık tespit etti. asıl kanama da üstten kaynaklanıyormuş. hemen plastik cerrahi doktorunu arayıp, sabahın erken saatlerinde bize randevu verdi.
"bu akşam dolven verin, biraz ağrısını ve ateşini keser sabah erkenden doktor Ayhan Okumuş'a gösterin ki işin uzmanı durumunu değerlendirsin" dedi.
sabaha kadar 2 saatte uyandırmak üzere yatmaya hazırlandık ama korku ve acıdan perişan olmuş kuzum kucağımdan bir dakka inmedi. kucağımda kısa aralıklarla uyudu. ne süt ne su içebildi.

sabah hazırlandık, doktor randevumuz için hastaneye vardık. doktorumuz sağolsun, hemen ayrıntılı bir şekilde muayene etti. normalde en az10 gün sonra iyileşebilecek yaraları olduğunu ama henüz 16 aylık olduğundan yemek sonrası ağız çalkalama, yara temizleme işlemlerini yapamayacağından, besin artığı kalması halinde enfeksiyon riskinin doğabileceğinden bahsetti. sancılı ve risk taşıyan min. 10 gün iyileşme bekleebileceğimiz gibi. kesiklerin dikilmesi halinde bu süreci kısaltabileleceğimizi ve bebeğimizin iyileşme sürecindeki konforunu arttırabileceğimizden bahsetti.
el kadar bebemize anestezi verilip uyutulması taraftarı olmadığımız halde daha fazla ve uzun süre acı çekmesine razı gelemedik ve bu minik operasyonunun yapılmasına izin verdik. pediyatri cerrahı, anestezist, iki hemşire ve doktorumuz birlikteliğinde kuzumuz minör cerrahi odasına yatırıldı. 20 dk.lik işlem sonucunda doktorumuz dışarı çıktı, sürecin başarılı ve normal ilerleyişinde gerçekleştiğini anlattı. bakımında yapmamız gerekenleri tek tek anlattı, sorularımızı cevapladı ve reçetemizi verdi. başka bir ameliyata gideceği için iznimizi isteyip yanmızdan ayrıldı. pediyatri cerrahı bize ayılma sürecinde yapmamız gerekenleri anlattı ve hemşirelerimiz eşliğinde nekahat bölümdeki yatağımıza yerleştik. sultancığım yan yatsın diye ben de yanına yattım. ara sıra ağlayarak, ara sıra da uyuyarak 2 saatte tam olarak ayılan böceğimle birlikte beklerken babamız da taburcu işlemleini gerçekleştirdi. bu arada doktorumuzun muayenesi sırasında bizimle ilgilenen asistan ablamız yanımıza gelip hatrımızı sordu hemşirelerden bebişkomun durumunu öğrendi ve halen ameliyatta olan doktorumuza bildirdi.
çocuk hastanesi, tıp fakültesinde de ilgi alaka iyiydi ama ne yalan söyleyeyim özel hastanenin özel ilgisi gibi değil.
aklımızda soru kalmadan güvenle hastaneden ayrıldık.

özeli, devleti hastanelere, Allah mecbur etmesin.
bu kadarla atlattığımız için binlerce, milyonlarca şükür Allahıma.
kuzum yavaş yavaş iyileşiyor.
suyu ve sütü biberonundan su püskürterek serçe gibi besliyoruz.
iki gündür meyve püresi ve yoğurdu kaşıkla ağzından akıtarak vermeye başladık. karnı doydukça kendine gelmeye başladı. ilk gün şiş olan dudakları yüzünden goril yavrusuna benziyordu, iki gündür şempanze yavrusu gibi küçülmüştü. sabah angelina coli dudaklarıyla insan görüntüsüne kavuşmuş gibiydi. 3 gündür koala gibi bana yapışık yaşayan kuzum işe gelmek için evden ayrılırken ananesiyle trt çocukta keloğlanı seyrediyordu. sanırım hem kendini iyi hissettiğinden hem de hayatın gerçeklerinden haberdar olduğundan başta "anni gel, gel" demesine rağmen, sonra el sallayarak beni yolcu etti prensesim.

Allahım, sen büyüksün, yokluğumda da varlığımda da kuzumu koru ve kolla.
Devasız dert verme yarabbim...

9 Temmuz 2012 Pazartesi

feysbık paylaşımı



Sevgili dediğin
güzelliğiyle seni kendine aşık eden değil,
sana kendin olabilme şansını verendir.

Che Guevara

demiş, feysbık bilgini
valla ben onun yalancısıyım.
hoşuma gitti da paylaşmadan geçmiyim dedim.

dündem tespiti...

bildiğiniz üzere bizin günlerimiz tobi jr. ve maceralarıyla geçip gidiyor.
günün olaylarıyla değil dünün olaylarıyla meşgulüz artık.
dünya dönüyor aynı hızla ama biz biraz geriden takip ediyoruz.
ne yalan söyleyeyim çok da iyi ediyoruz.

dün akşam derinim tospaam ve kocaman ailesiyle köyde yemekteydik.
jr. böcek ve derin ablası kah uyumlu, kah didisken, kah itişken oyunlar oynadılar.
paylaşımlarda bulundular hatta bir ara birbirlerine sarılırken pozlar verdiler.

iki günlük dündem tespitlerime göre;
kuzucuğum çok sosyal ve uyumlu.
ama fakat birazcık da inatçı.
koç bebesi ya illa inatlaşacak.
konu üzerinde mutlaka a, b,c planları var.

cinsiyet ayrımsız,sevdiği herkes abi.

beyaz saçlı amcaların hepsi dide.
ama gerçek dedemize verilen iltimaslar yok, uzaktan dede onlar.
yatıyor kalkıyor dide, ananemiz de biraz kıskanıyor haliyle :)

anni=anne,
didde=dede,
annna=anane demek.

köpeklerden biraz tırsıyoruz ama
henüz 3m bile yakınlaşadığımız halde kedilerin peşinden ayrılmıyoruz.

tavuklara ekmek verirken mutlaka kendimize de ayırıyoruz.

birinden hoşlanmadıysak, sesini bile duysak anında kaçıveriyoruz.

yaprak sarma ve köfte seviyoruz,
görünce mammma mammma diye ortalığı yıkıyoruz.

akşam olunca "anni fiss" diyerek, sinek ilaci hatırlatmamızı yapıyoruz.

suya bayılıyoruz, banyo yaptıktan sonra küvetten çıkmamak için direniyor,
afra tafra yapıyoruz.

bulduğumuz ısak mendillerle yer silip, toz alıyoruz.

hamarat böceğim aynı annesine çekmiş.
pek bir titiz :P
hahah, babamız duymasın,
duyarsa gülmekten çatlamasın :D

6 Temmuz 2012 Cuma

pojitif cuma etkinliği-3


bugün cuma lay lay lom, yarın cumartesi laylay loom.
yarın kpss sınav maratonuna rağmen, yarın cumartesi laylay loom.
akşamı annemin dizi dibi. tobi jr.'in anane ve dede ile buluşması laylay loom.
sonuç olarak bugün cuma, yukarıda da cuma masası :D
lay lay looom :)

insanlık için küçücüüük....

bizim için kocciman bir adım oldu dün akşam.
sevgili nermin teyzemin önderliğinde ilk bluzumuzu diktik,
hatta kovalaklık yapıp bugün üzerime giydim bile.

neler öğrendiim?
hazır bir bluzdan (ki basit kesimli bir bluz oluyor kendileri) kalıp çıkarmayı,
kalıbı dıştan 1 cm paylı hazırlamayı,
kumaşın enini ve boyunu,
kalıbı yerleştirerek çizmeyi, ultrasonik dev makasla kesmeyi,
ön prova yapmayı,
ütülemenin önemini,
dikmeyi (seyrederek)
dikerken kumaşı kıvırmayı,
bitince de giyip salına salına gezinmeyi öğrendik.
yihhhuuuu,
ay çok sevinçliyim, mutluyum, heyecanlıyım.

uygulamalı ev ödevi olarak,
kalan kumaşlardan jr. böceğe de minyatür bluz dikeceğim.
biraz tırsıyorum, ama yine de çok heyecanlıyım,
yuppiiii demiş miydim?

3 Temmuz 2012 Salı

özlüyorum...

nurcaaan seni çok özlüyorum, bilesin.
beni bir anlayan sen vardın, sen de gittin.

ama biliyorum ki senin için çok daha iyisi oldu,
darısı başıma.
bir gün kukimanya büyürse
ben de senin gibi kendimin, keyfimin ve kahyasının patronu olacağım.

evrene pojitif sinyaller yollayalım, ohmmm :)

2 Temmuz 2012 Pazartesi

beni kategorize etmeyin...

ama tek kelimeyle anlatmayı deneyebilirsiniz.
ben denedim çok da güzel oldu :)

olay şu, bendenizi tek kelime ile anlatmanız gerekse ki, gerekiyor.
ne derdiniz?
der misiniz?
araya bosluk koymadan yazılan tamlamalar da kabulüm :)
frambuaz ve frambuazlı ruh pastası demek yok yalnız :P

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails