23 Kasım 2012 Cuma

böyle kar yağsın...

sonra her yer böyle romantizm koksun.
ooh, miss...
Photo From lillyunique.tumblr.com

21 Kasım 2012 Çarşamba

bir garip kutlama...


bundan 6 ay önce falan sorsanız, "yok ya böyle birşey kutlanır mı ki?" derdim. bugünse kutlanabilirmiş dedim, hatta dün kutladık.
bir arkadaşım 8 yıllık kocasından boşandı. biz de güya ona destek vermek için toplandık. kimse uygun kaçmaz diye dile getirmedi ama içimizden kutladık işte.
bir bitişe ve yeni bir hayatın ilk gününe tanık olduk.
biraz hüzünlendik, biraz da imrendik ucundan.
yeniden yeni bir hayata başlama fikri cezbetti belki de bizi.
dedim ya garipti dün akşam.
galatasaray da mençıstırı yendi ve maç bitti.
belki de daha yeni başlıyor.
olamaz mı,
olabilir...

19 Kasım 2012 Pazartesi

kış geliyor...


hava soğuyor.
herşeyin enerjisi içine kaçıyor.
ayıcıklar kış uykusuna, minik hayvancıklar da kuytusuna kaçıyor.
bense nerelere kaçsam diye düşünüyorum.
haftada bir akşam ahşap boyama grubuna mı katılsam,
kendimi arka odaya kapatıp kpssye mi kassam,
bahar gelmesini beklemeden tenise mi başlasam.
ya da internetten deli gibi dizi ve film indirip kampa mı girsem.
hepisini yapmaya hevesim, daha da doğrusu evden kaçmaya niyetim var.
böcükkomla geçirdiğim zaman elbetteki çok kıymetli ama
bu ara bana gelenler geldi yine.
hamile kaldığımdan beri hayatım çok değişti.
bebeğine göre yaşa,
kocana göre yaşa,
ailene göre yaşa,
gelene gidene göre yaşa.
ben ve kendim ayrı düştük.
herkesin bir hobisi var benim de popim olsun istiyorum.

ben ki özgür bir kuş idim,
artık ne uçabiliyorum ne konabiliyorum.
birilerinin ahı mı tuttu ne, anlamadım...

9 Kasım 2012 Cuma

bu kız beni görmeli bana kazak örmeli...

pinterest yine yeni bi iki bişi gördüm.
yine bayıldım.
kış de geldi ya,
isterim de isterim :)
pugnat.com
wendyslookbook

6 Kasım 2012 Salı

kamulaşıyorum az kaldı....

4B, 4C, 657 bi de 5393.
anacım geldiğimden beri rakamsal bilgi düzeyimde ciddi bir artış var.
buralarda 3 cümleden biri kadro.
kadro- referans- başkan üçlüsü ciddi prim yapan konulardan.
seçim tarihi de açıklandı haydi biz sefiller 1,5 sene daha rahatız bakalım.

olaya ayrımcılık ve kayrımcılık gözüyle bakan çok.
bakmayana uzaylı gibi bakıyorlar.
benim durumum şaşkın bakışlı kedi yavrusu.
o ne ki, aa öyle mi?
durumlardan ziyade insanlara şaşıyorum.

bugün bir kez daha şaşırdım.
aramızda bir acan var arkadaşım.
hem de patavatsız türünden.
hadi anlatıyorsun da, neyi anlattığına da bak.
artı kimi kime anlatıyorsun.
dur bir de bu komediye bak.

az kaldı aaaz. kamulaşacağım tez zamanda.
şamşırıp kalmaya son.
alemin bir saftorozu ben kalmışım meğerse,
haberim yok :P
bunların yanında iş konuşana rastlamak da çok az bu arada.
parantez içinde,
üç nokta.

nikkentobi, kamudan bildiriyor;
genel tespitlerim şimdilik bu kadar ana haber merkezim,
iyi yayınlar...

2 Kasım 2012 Cuma

Bir ara sokakta öldüm…dün

Bir ara sokakta öldüm…dün
Öylece yani.
Birdenbire
Boşluğa düşer gibi, sarı bir sessizliğin içinde
Granit duvarlı binanın anlamsızlığına,
Şehrin boşu boşunalığına içerlerken
Bırakmışım son nefesimi kaldırıma
Bitmiş,
Öylesine yani.
Birdenbire

Yan binadaki otel odasından izliyordu oğlan
Yüz ifadesini göremesem de
Anlamış mıydı acaba öylece oturmadığımı?

O sokakta bitti her şey
Öğleden sonralarını bir bardak sütle geçiştiren
Apartman sakinlerini düşlerken
Sıkıntıdan
Ölmüşüm…dün

Arka odada ütü yapıp
Buharını burnuna çeken kadını,
Mutfağında her öğün için soğan doğrayıp
Gözyaşını kabuklara saklayan Madam Mari'yi
Kocasıyla artık sevişemediği için
Kapı komşusu gar sabunu satan adamı düşleyen Servi'yi
Düşündükçe
Ölüvermişim…dün

Böylece bitmiş yani,
Birdenbire

Sıkılmışım derinden zahir.
Tutunca da nefesimi
Portakal kabuklarıyla çay demini döktükleri çöpe.
iki kedi de bulanınca
kaldıramamış nefsim demlenmiş portakal kedilerini.

balkabağı mevsimi bile değilken
dönüşüvermiş her şey baldan kabağa
ve saat henüz 12`yi vuramamışken
kalkmış otobüsler durmamaya.

mecal mi bulamamışım, yere döktükleri bala mı basmışım
hatırlamam ama
öylece kalakalmışım kalkamamışım.

şehrin insanı haberdar değil mi bu öldüresiye sıkıntıdan
vagonlar boş, birkaçı kiremit taşıyor topraktan
kayıklar da serseri misinalar
otobüsler kimseyi almadan durup durup geçiyorlar duraktan
arabalar yürüme mesafelerini öldürüyor her gün, her öğle
her gece.

bisikletleri balkonlarında unutanlar
her an yağmur yağsın diye dua ediyor
üç öğün yemek yiyip, dört öğün uyuyorlar
buna rağmen erken uyanıp, geç yatıyorlar
aynı kuru kahveciden gün aşırı iş olsun diye
yüzer gram kahve alıp evde iş olsun diye öğütüyorlar
ve bir gün bile sormuyorlar öğütülmüşünü.
kimse sormuyor iş olsun diye yapılan iş, iş midir diye...

bunlar olurken ölmüşüm o ara sokakta.

balkondaki beyaz brandalar rüzgarla sökülürken
sökülüvermişim
şişip patlayan bir eteğin dikişi gibi.
sıkıntı işte.
ya da ölmek yerine
iki adım yol yürüyeydim de
konuşuverse miydim şu gelin çiçeğiyle
gitmek yerine...


LinkWithin

Related Posts with Thumbnails