25 Ocak 2014 Cumartesi

son saatler...

saatlerimiz 07:37'yi gösteriyor. tobi jr uyuduğundan beri bilgisayarda Sherlock Holmes dizisini seyrediyorum. uzun zamandır yapamadığım bir etkinlik seri dizi izlemek.
kendimi bir kurguya esir ederek saatler geçirmek, uykusuz kalmak çok da akıllıca bir davranış değil. hele ki yakalsik 1-1,5 saat sonra maksimum enerjiyle uyanacak olan 33 ayını 11 saat önce doldurmuş enerjik bir kızınız varsa.

biraz saçmalamış gibi görünsem de bu benim kronikleşmiş bir gizli stresimle yüzleşme sendromum. daha önce de yaşadım. mesela OSYM sınav öncesi akşamı, KPSS sınav öncesi akşamı, nikahımızdan bir gece önce ve bir kaç defa daha. önemli olayların arifesinde hep böyle olurum.

son saatler…
yaklaşık bir saat sonra beyim uyanacak, 09:00 gibi nakliyeciler Bursa'daki evimizin kapısına yanaşacak. birlikte evimizi der top edip yükleyip öğlen saatlerinde İstanbul'a taşımış olacaklar.

yıllarca memur babanın tayin mağduru olan çocukları olarak geze göre başladığımız hayatımızın benim açımdan memleketimde 20 senelik maceramın kapanışı bu son saatler.
ev sahibiyken misafir kadrosuna geçişimizin saatleri.
çok dramatik mi oldu bu yazdıklarım. olursa olsun, hissettiklerim bunlar.
hep aidiyat eksikliği yaşamıştım son 10 seneye kadar. başladığım hiçbir okulu aynı şehirde bitirememenin, ilkokul arkadaşlarımla karşılaşmayı bırakın, karşılaşsamda tanıyamayışımın eziklikleri oldu içimde. memleketimde mezun oldum, çalışma hayatına atıldım, yetişkinliğe geçiş yaptım.

aynı sokakları arşınlamanın, aynı manavdan alışveriş yapmanın, sokakta birileriyle karşılaşıp sohbet etmenin hazzını da sonradan da olsa, yaşadım çok şükür.

şimdi ise ait hissetmenin şehirlere, sokaklara bağlı olmadığını anlıyorum.
sevdiklerimin yanı benim yuvam, şehrim, sokağım.
ama yine de içimde birşeyler oluyor işte. neşeli, enerjik tobinizin melankolik yüzü su yüzüne arada da olsa çıkıyor.
büyüdüm mü, olgunlaştım mı yoksa yaşlandım mı?
hiç bir fikrim yok...


15 Ocak 2014 Çarşamba

neler mi yapiyorum?

ohoo moda ve magazin dünyasını peşimden koşturuyorum tabii ki :D

İstanbul'a geldim geleli pek bir faalim.
nikkentobi'mi facebook ortamına taşıdım mesela. sosyla medya yönetimini kendi sayfamda test edip, tecrübe ediyorum. çok merak ettim diyenler, buyursunlar efenim…
sonra bol bol çiziyorum.
web tasarımı ve dijital medya tasarımı hususnda kendimi yetiştirmeye çalışıyorum. izliyorum, deniyorum, çabalıyorum.
dar alanda ve kısıtlı zamanda kendimi aşmaya çalışıyorum.
çok hevesliyim, çook.
ufaktan ufaktan yazmaya da başladım, geri dönüşüm yakındır :D

8 Ocak 2014 Çarşamba

dua...

ve tobinizin grip mevsimi nihayet açıldı.
bitmeyen gribimin üzerine baş ağrısı da eklendi, ooh miss.
doktor grip tedavimi sinüzit tedavisine döndürmek suretiyle ağrımı bir nebze de olsa hafifletmeyi başardı.
antibiyotiğin tartışmasız iyileştirici gücünü hissediyorum bir de şu kulak zonklaması olmasa keşke.
sen yazma yazma sonra otur, oram buram ağrıyor diye dert yan.

demiştim ya bu aralar ülkenin gidişatı çok canımı sıkıyor diye.
hala çok sıkıyor.

berkin 15 yaşına bastı uyurken.
doğum günün kutlu olsun gülen gözlü çocuk.
uyumadan önce uyanması için dua ediyorum.
Allahım sen anasına sabır ver, diyorum.

Ali İsmail'in faillerinin duruşması kayseri'ye alındı.
Ailesine sabır diliyorum, allahtan.

Anne olunca anladım, evlat kokusunun cennet kokusu olduğunu.
cennetinden uzak kalan anneler için dua ediyorum.

takipsizlik kararı verilen uludere gençlerinin analarına sabır ve dayanma gücü diliyorum allahtan.
yürekleri nasıl da yanıyordur şimdi, diyorum.

uyuyan meleğime bakıyorum.
Allahım sen bizi birbirimizden ayırma diye dua ediyorum.

Allahım sana inanıyor, sana sığınıyorum, dualarımı kabul et, diyorum.

sana inandığını sanarak gafletle can alanlardan bizi koru diye dua ediyorum…

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails