31 Ağustos 2009 Pazartesi

elektrikler gitti, ben kendime geldim.

ay yüzüm, gözüm, kafam yorulmuş. zorunlu yarım saat mola verdik. ooooh valla ne iyi geldi.
epeydir yazamadım. internette gecirdigim vakitler çiftliğime gidiyor bu ara. kurdele avına çıktım, oyunu bitireyim rahatlayacağım, umarım biter:P

dün böcümle, ilk yılımızı coşkuyla kutladık. zaman çok hızlı geçiyor, bunu anladım. 
2 gün sonra da kutlu doğum günüm. yihuuuu...
gerçi kutlamalarım eskisi gibi olamıyor. herkes kendi hayatının koşturmasında. her sene daha fazla unutan oluyor. 
unutanlara kızıyorum. misilleme yapıyor, onlarınki gelince bazen hatırlasam da unutmuş gibi yapıyorum. çok mu şey istiyorum canım aaaa. geçen sene herkesin bahanesi; 
"balayında sizi rahatsız etmek istemedik".
bakalım bu sene bahane ne olacak?

"çok takıyorsun"demeyin. takılıyorum işte, 365 günde bir.
ben doğdum, günün şımarık çocuğu ben olmalıyım.
ego komasına gireyim, herkes beni hatırlasın, sevdiğini hissettirsin.
çok mu şey istiyorum canım?
:P

25 Ağustos 2009 Salı

alçı çöpe gitti :)

babişim iyileşti.
geriye fotoğraflı hatırası kaldı :)
üzerine yazdıklarımız ve çizdiklerimle.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

ta ta taaaam, işte karşınızdaaaaaa;

nikkentobi çantasıı.
en azından ilki :Pcicili bicili düğmelerle keçe çiçek, kelebek de diktim. güzel oldu gibi. takdir sizlerden gelecek artık. yani umarım :P

cümleten kafayı yedik :P

devlete millete hayırlı olsun.
hepimiz organik çiftçi olduk.
facebook farmville çılgınlığına kapıldım, kopamıyorum. 
yemek yiyoruz, saate bakıyorum;
"aaaaa, çileklerimin hasat saati gelmiş"
tv seyrediyoruz,
"acaba traktör satın alsam bana ne getirisi olur"diye düşünüyorum.
böcüüm ya sabır diyor.
beyimin şifresini öğrenip ona da bir tarla açıyorum;
"bari beni bulaştırmasaydın" diyor. ben de "bulaşma ben bakarım, bana koyun yollaman lazım, seri oluşturucam" diyorum.
telefonum çalıyor, dido. "bana ağaç yollasana" diyor, normalde fazla telefonlaşmayız. gün içinde msn, mail yoluyla konuşuruz.
ninca "kurdela aldım, ördeğimi tıklasana, bonusa ihtiyacım var" diyor.
müşteri-arkadaşımız hakan geliyor; "ya siz nasıl bu kadar çabuk ilerlediniz, sırrınızı söyleyin" diyor. gülüyoruz.
manyadık.
yedik kafayı.
hastalık gibi birşey, rüyamda tarla sürüyorum, çilek topluyorum.
ayyyy, daraldım ama bırakamıyorum da. sigara gibi birşey.

bulaşmayın, elleşmeyin. 
şiddetle uyarıyorum, biz yaptık, siz etmeyin:P

tobi ödüle doymuyoooor:P

heyooooo, yihuuu, yuppiiiii:P

öncelikle sıkılmadan, yorulmadan, bayılmadan çok maddeli mimimi okuyup da üşenmeden yorum yapan arkadaşlara benden kocaman bir alkış ve en içteninden teşekkürler. 

sırada;  sevgili, düşünceli arkadaşım mani ve 

muhtemel kayıp ikizim serrose'nin 

şahsıma layık görmüş oldukları ödüllerim var. 

efenim reeel hayatında hiçbir konuda ödül alamamış biri olarak, sanal dünyada ödüllendirilmek beni nasıl mutlu ediyor anlatamam. 

ödülün ilk üç gereğini yerine getirdik, logo, ödülü veren ve teşekkür kısmısı:)
7 yaratıcı blog seçimime gelince;
1- geveze ve annanesi

7 ilginçliğime gelince bir önceki mimden istediğiniz yediliyi seçebilirsiniz :P

19 Ağustos 2009 Çarşamba

çok maddeli mim ve ben:P

böcüküm beni mimlemiş. orjinali 100 madde imiş. böcük 50'lik yapmış. benimkisi kaç olacak bilemedim. çok maddeli uygundur :)

1) yıl hesabına göre 31, kendi hesabıma göre 29,5 yaşındayım.
2) gevezeyim, bazen susamıyorum, çok çok çok konuşuyorum, hatta çenem bile ağrıyor.
3) pandaseverim, hatta manyağıyım, evde yavru panda beslemek en büyük hayallerimden biri.
4) yavru köpek beslemeyi de çok istiyorum ama evimin beyi ile uzlaşamıyoruz.
5) iki isimli olduğumdan, iki kişilik sahibi olduğuma inanıyorum, çoğu zaman.
6) en büyük korkum yaşlandığımda delirmekti, mahallenin deli ayşesi gibi.
7) kin tutarım ama sonra sebebini bile unutur, affederim.
8) süper dağınığımdır. önemli şeyleri kaybolmasın diye bi yere koyar, unutur, sonra da bulamam. örnek: fotoğraf mak. aktarma kablosu, yer yarıldı içine girdi sanki.
9) planlamada bir dahi, uygulama da felaketimdir.
10) çok yaratıcı bir tembelim.
11) en çok baharları severim, ilk'inde kelebekleri ve uyanışı, son'unda hüznü, yağmuru ve bastığında çıtırdayan yaprakları...
12) uyanık görünen, süzme salak hallerim çoktur. sonrasında hep kendime gülerim.
13) toplum içinde küçük düşme korkum olduğundan, halka açık spor kavramından nefret ederim. bir yere gidiyormuş gibi yapıp, arada yürüyüşe çıkarım.
14) kitapları severim, kahramanları hep ben olurum, sonunda genelde ağlarım.
15) sırt çantasız sokağa çıkmam ve içinde mutlaka; defter, kalem ve kitap bulunur. annem "bana radyolu hamal" ve "ninja kaplumbağa" der, bense "çok amaçlı kameraman cevat kelle" derim kendime.
16) görme gözlüğüm genelde kafamda durur, "hay allah benim gözlerim neden ağrıyor, gene" dediğimde de bir gözlüğüm olduğunu hatırlarım. allahtan astiğmat dışı bir derdim yok ama gözlük takmaktan da hoşlanmıyorum işte.
17) japon delisiyim. önceki hayatımda iskoçya'da bir japon köyünde yaşayan, kızıl saçlı bir japon büyücüsü olduğuma inanıyorum :P
18) küçükken her yerde şirinleri aradım durdum. kurmaca çizgi film kahramanı olduklarını anladığımda, çizgi olmak istedim.
19) annemle senelerce didiştik ama aynı annem gibi olmaya başladım. keşke onun gibi olabilsem gerçekten. onu çok seviyorum.
20) kız isteme sahnesinde tek koşulunun "fenerbahçeli damat" olduğunu söyleyen, cimbomlu damada sahip bir babanın, fenerbahçeli kızıyım.
21) şeftali, gazoz ve şeftalili gazozu seviyorum, bir de lokmalık eti cin.
22) çok zeki olmayı isterdim, en bi zekisinden hem de. elde var, en pratiğinden ortalama.
23) bir gün, kendi çizimlerimle bezediğim bir çocuk kitabı yazmak istiyorum.
24) çocuksuyumdur, çocuk kalmak istiyorum.
25) sigara kullanıyorum, azaltmaya, bırakmaya çalışıyorum ama bende bahane çoook.
26) en az 7 yabancı dil konuşmak isterdim. 0.3'lük ingilizcem var, az kaldı başaracağım :P
27) 2004'ten beri go oynuyorum, dikkatimi toplasam "dan" bile olurum da şimdilik "12 kyu"yum.
28) gece uyumak, sabah uyanmak bilmem. her sabah ya babam, ya böcügüm tarafından telefonla uyandırılırım.
29) en sevdiğim yemek köftedir. bıkmadan her öğün yiyebilirim, hele bir de babam yaparsa :P
30) sadece çok sevdiğim yemekleri pişirirken zevk alırım, diğerleri angarya gelir.
31) bir sürü projem var, ince ayrıntılara kadar düşünülmüş ama eylem sıfır.
32) bazen kapağı açık kalmış uhu gibiyimdir. 2 dkda unutur, ölsem hatırlayamam.
33) önemli şeyleri unutmamak için sürekli not tutarım, bir sürü defterim vardır. nereye yazdığımı hatırlayamadığım çok olur.
34) her boş kağıdın köşesine bir şeyler çizerim. dosyamda; gazete, fatura, fiş, peçete gibi kağıt köşelerinde biriken bir sürü çizimim var, taranmayı bekleyen.
35) iflah olmaz bir biriktiriciyim; dergiler, peçeteler, kurdeleler, ağaç kabukları, kalem, kutu, her türlü kırtasiye malzemesi toplar ve atmaya kıyamam.
36) sayısal oynayıp, hayaller kurarım. hayal kurma sürem uzasın diye çekildiği gün bakmam.
37) pollyanna hallerim vardır, dünyam yıkılsa lay lay lom.
38) olumsuzluğa bir kapıldım mı, sonu gelmez. en sonunda ağlama krizine tutulurum, gözlerim şişer japon balıkları gibi, sonra uyur, sakinlerim.
39) çizgi filmlere bayılıyorum. böcüümün lig tv almasına, pakette çocuk kanalları  var diye razı oldum.
40) winnie the pooh ayısına bayılıyorum, göbişlerimiz aynı.
41) winnie ve arkadaşları filmini sinemada seyretmiş, sonunda da ağlamıştım.
42) bir türlü tam anlamıyla derlenip toplanamam ama bir başkasının dağınıklığına da tahammül edemem. bu sebepten bütün evi dağıtmayı ruh sağlığım için faydalı görüyorum.
43) titizlik hastalığına kapıldığım nadir anlar vardır, bir keresinde iki gün evden çıkmayıp tüm karoların aralarını diş fırçası ve çamaşır suyuyla beyazlatmıştım. 
44) ülkemi çok seviyorum ama bazen basıp gidesim geliyor. 
45) saflarla bir problemim yok ama aptal insanlara katlanamıyorum.
46) bazı insanların anne olup, çocuk doğurmasına karşıyım. anne olmak için psikolojik yeterlilik testi yapılmalı.
47) aslında içimde bi yerlerde hep öğretmen olmak istedim ama ülke koşulları ve eğitim sistemi yüzünden vazgeçtim.
48) çoçukken" büyüyünce ne olacaksın" diye sorduklarında; "öğretmen olup, çocukları dövücem" dermişim. "bilinç altımdan korkup mu öğretmenlik yapmıyorum acaba" diye de düşünmüyor değilim :)
49) italya'da toscani'nin okulunda fotoğraf okumak gibi hayallerim vardı bir zamanlar.
50) minik şekilli göbişim yüzünden herkes hamile olduğumu sanıyor, geçen gün otobüste yer bile verdiler, sinir oluyorum.
51) mesleğimi seviyorum ama işimi sevmiyorum, hayat şartları malum, çalışmak zorundayız.
52) genlerden kaynaklı ikizlerim olma olasılığı yüksekmiş. erkek olurlarsa sıçkın'la bıçkın koyacağım isimlerini. kız olursa daha düşünmedim.
53) adet dönemlerimde canavarlaşıyorum, allah böcüüme sabır versin.
54) çizgili olan herşeyi seviyorum, özellikle çorapları:P
55) ayaklarımın terlemesinden üşümesinden hoşlanmadığım için, uyku çoraplarımla uyurum.
56) tatil öncesi cici elbisemin altına ipli sandalet aldım, satın aldığım en dekolte ayakkabı olur kendisi, giymek hoşuma bile gitti:P
57) yatak odamızı kırmızı beyaz yatay çizgili boyamak için boya bile aldım ama böcügüm izin vermiyor.
58) ismim olmasından mıdır nedir, denizi çok severim.
59) evlenmeden önce oyuncak ayımla uyurdum. arada gene alıyorum yanıma ama böcüüm kıskanıyor sanırım ;)
60) pamuk şeker yemeyi özledim yapış yapış...
61)  kahvenin her türlüsünü severim; sıcak, soğuk, buzlu, dondurmalı, mmm leziz...
62) bazen sigara almaya çıkıp, hiç dönmemek istiyorum.
63) iki üniversite mezunu olmama rağmen, diplomaları sallamayan bir ajansta köle grafiker olarak çalışıyorum.
64) tatilde kar taneli meyve şurubu içtim, ilk defa, çok hoşuma gitti.
65) sürüyle istanbul ziyaretime rağmen hala galata kulesinin tepesine hala çıkamadım.
66) rahmetli hulusi'nin (ablamın beta balığı) ölümüne ben sebep olmuşum, yeni farkettik, vicdan azabı çekiyorum.
67) yan fülüt çalmayı istiyordum ama bir türlü ona sıra gelmedi.


ben de geveze'yi, cesetizleri'ni 

ve ve ve ufuk çizgisiiii 'ni mimledim :)

18 Ağustos 2009 Salı

ziba, güzel hoş demekmiş :)

vejeteryan pizza da ne?
"pizzanın vejeteryanı, peynirli pide gibi bişidir" diye düşünen ve etobur olan bendeniz, çok bilmişlik sınırından tabağımdaki kırıntıları süpürürken dönmüş bulunmaktayım. 

tatile çıkmadan önce yazacaktım size ama malum tatil heyecanı. 
t. ö. (tatil öncesi) ertuğrulkent taraflarına gittiğimde ziba'ya da uğrayayım dedim. 

ne de olsa logosunu ben yaptım :P mutluyum, gururluyum.

derenle sohbet muhabbet derken, e hazır da karnım acıkmışken," ya meşhur pizzanızdan ben de yiyeyim" dedim. adını tam bilmiyorum ama tadından eminim. vejeteryan pizza istedim. "patlicanla nasıl pizza olur ki" diye , sırf meraktan:P
patlıcana normalde hastayımdır. nikotun içeriyor ya, kesin kan çekiyor. 
pizza humuruna ne yakışmış yarabbi.
ay, karnım acıktı yine.

neyse yidim, bitirdim, semirdim, tabağı sildim, süpürdüm.
ustanın ellerine, kollarına, parmaklarına sağlık.
üstüne de bol köpüklü kahvemi içtim.
ohhh, miiisssss.
tavsiye ederim :P

16 Ağustos 2009 Pazar

dağınıklık diz boyu

tatile giderken,
"dur su kabloyu düzgün bi yere koyayım da kaybolmasın" demistim.
çok düzgün bi yere koymuşum ki, ara ara bulamadım. yolculukta da yanıma almama nedenim de kaybetme korkusuydu. ama asıl korkutucu olanın evimizin içinde kaybetmek olduğunu şimdi farkediyorum.
olsun, geç olsun, güç olmasın.
yarın ofisten aktarırım, ya da yarın akşam evi talan ederim.
tatil öncesi bulamadığım için sadece sabah saatleri açabildiğim telefonumun şarjını az önce böcüüm buldu getirdi bi yerlerden. aktarma kablosu da bulunacaktır elbet:)

tatilde iki kipat okudum, okumadım yalayıp yuttum adeta:P
yanımda uçurtma avcısı vardı zaten,
ama bir kitapçının rafında koloniyi görür görmez, gözlerim ışıldadı. net 1,5 gün sonunda bitirdiğim koloni, grange'nin son yayınlanan kitabı. buradan kendisine kocaman alkııııış.soluk kesen maceranın sonundaaaaaaa;
yok yok söylemem siz de okuyun.
ama grange yine yapmış yapacağını, beklentiler boşa çıkmıyor.
nassıl yaa, has.. gibi nidalarla kitabı okuyorsunuz:P

uçurtma avcısına gelince aslında yazarın ilk kitabıymış. bin muhteşem güneş ikinci. bense tersten başlamışım.çok etkilendim, hasan ve sohrabın hikayesinden. emire ise çok sinir oldum, kendisi her ne kadar ana kahraman dahi olsa. benim favorim hasan. tüm uçurtmalar hasan için uçsun :)

can dündar, yakamdaki yüzleri ikinci okuma girişimim de sonuçsuz kaldı. yani bir kısmını okudum elbet. gözlerim dolu dolu oldu yine. son yolculuklarına uğurlananlara dair veda yazılarını toplamış, can dündar.
inanın bana o kadar güzel yazmış ki, nasıl desem içim sızladı mı,
kanadı mı bilemedim. yine yarım kaldı kitap :(
can dündar demişken, yığınla eleştiri alması yüzünden, mustafa'yı hala izlemediyseniz, izlemenizi tavsiye ediyorum. eleştiriler, dündara yüklenmeler falan çok abartılı bence. mustafa kemal'in insan olduğunu hatırlatıyor. bizim gibi etten kemikten. çoğumuzun yarı yoldan döneceği mücadelelerle nasıl başa çıktığını, bazen de çıkamadığını anlatıyor.

oo, saat kaç olmuş. yarın mesai var. ben ufaktan kaçayım. pış pış zamanı :))

tatil bitti, yuvaya döndüm:)

sabah 9 itibariyle evimize kavuştuk.
son bir haftadır, kaşta gerim gerim gerinmekle meşguldük.
nasıl gevşedim, nasıl dinlendim anlatamam, huzur ruhuma işledi adeta.
nasıl da ihtiyacım varmış; kopmaya, uzaklaşmaya...

şimdi yıkanacaklar, paklanacaklar, ütülenecekler, kaldırılacaklarla dolu kocaman bir evi işi listem var ama,
tatil rehaveti midir, nedir, aklıma geldikçe;
amaaan, yaparız ya, tek sorunumuz bu olsun diyorum, kendime...

tatil bana yaradı anlaşılan.
tazelendim, yenilendim.
yarın sabah ofise gitmek bile heyecan verici geliyor şu an.
acaba işler ne durumda diye merak bile ediyorum :P

hadi bakalım yayıldın, bayıldın ettin de bize ne getirdin, diyenlere;
öncelikle yamuk ama sevimli ilk çantamın fotoğraflarını:)
sonrasında da, bir kaş manyağı olarak sizler için hazırladığım, fotoğraflarla kaş rehberini.
nerede ne yenir, nerede kalınır, nerede dalınır, nerede bayılınır?

geliyor geliyor az kaldı, şu fotoğraf makinesinin aktarma kablosunu bulup geliyorum hemeeeen:)))

2 Ağustos 2009 Pazar

tatil böcüüsüyüm, heyooo:)

2 haftalık yıllık iznim yarın sabah itibariyle başlıyor, yasasin. gerçi ben dün akşam başlattım. sabahın ilk ışıklarına kadar ilk kumaş çantamı diktim. az biraz yamukumsu oldu gibi ama malum makineyi kullanmayı da yeni öğreniyorum. bi gün çoook meşhur bir tasarımcı olduğumda, duvarda asılı ilk çantam olacak kendisi:)))
"nereden nereyeee"diye de gülümseyerek anacağım, dün geceyi.

dizi ve film komasına girdim. aylaklık yapmayı ve yayıla bayıla yatmayı özlemişim. şimdi de gidip fringe'in kalan bölümlerini izleyeyim, aklım kalmasın :P

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails