11 Ocak 2018 Perşembe

gördük, çok şükür ;)

Yani sadece ben, perinatologumuz ve hemşiranımımız birlikte görmüş olduk. Beyzadem işte, küçük abla da okuldaydı. Detaylı ultrasonumuz sonucunda teknolojinin tespit edebildiği kadarıyla bir aksaklık tespit edilemedi çok şükür.  Minişkomuz küçük ama hareketliydi yine, ağzı açık poz verdi bu sefer anneciğine.
(ilk hamileliğim ve mega prensesliğim :D )

İlk hamilelikte aman ayağına taş değmesin prensesin tadında bir saltanat yaşarken; ikincisinde doktor kontrolleri,  ultrasonlar ve testleri tek başına yapıp hallediveriyorsun. Prenses yerini güçlü anadolu kadınına bırakıveriyor. Kesseler acımaz modunda her bir şeye yetişebiliyor oluyorsun ;)

(ara sıra atar yapsa da genelde sakin olan
küçük ablanın küçüklüğü )

İlkinde korkularım daha fazla, ikincide daha az olur diyordum ki, yanılmışım. ikisinde de endişe seviyem bir gıdım daha bile fazla olabilir. Hem bebişkonun sağlığı ve geleceği için endişeliyim, hem de ya bu ilkine benzemezse, uyumazsa, gazı daha çok olursa, ablası çok kıskanırsa, ikisine birden yetemezsem? gibi bir sürü soru dönüyor kafamda. Tek çocuk hiç çocuk derler ya hani, gözüm korktuğu gibi kendime de güvensizlikler baş gösteriyor.  İnanıyorum ki,  bebişko doğduğunda aile zorlansak da bir yolunu bulup düzene sokacağız. Eminim benim gibi birçok anne bu gitgelleri yaşamıştır. en azından benim çevremde birkaç tane var, oradan biliyorum ;)

Umarım umduğum gibi olur :D


6 Ocak 2018 Cumartesi

Aşerme vol.1

Derler ki, bebeğin ihtiyacı neyse annenin canı onu çekermiş. Ama bunun şehir efsanesi olduğunu düşünüyorum.

Asya'da çilek çektiydi canım tamam c vitamini eksiğim varmış diyelim. Ama şimdiki aşermem biraz değişik. Bol sucuklu, salamlı ve üzerinde erimiş kaşar olan hobi kumru (benim hayalimdeki sucuk ekmeğe kaşar ve azcık sosis eklenmiş hali ki, normalde sosis ve salamı da pek yemem yani. ) ve yumurtalı patates çekiyor canım. Yumurtalı patatesi de yumurtasından dolayı protein ihtiyacına yoralım da, bol sucuğun anlamı ne ola ki?
Gerçi hamileliklerinde midye dolma hatta tükürük köftesi canı çeken arkadaşlarım da yok değil. Yani 'körle yatan şaşı kalkıyor' a bağlayabiliriz bu durumu :D 

Diren anne, bu günler de geçecek ;)

5 Ocak 2018 Cuma

Münir Özkul'dan sonra



Gazeteci, mimar, gurme kısacası benim için ulu bilge Aydın Boysan da bugün vefat etti. Her ikisini de Allah gani gani rahmet eylesin. Nurlar içinde yatsınlar...

10 sene olmuş bak sen şu işe...

10 sene olmuş arkadaş blog yazmaya başlayalı. Gerçi son birkaç senelik performansım pek iyi değil ama vakit müsaitliği sebebiyle dönüşümün muhteşem olacağı inancındayım.

Meselaa bomba haberlerle başlayayım bir önceki bol çemkirmeli postumu okumadıysanız kaçmasın arada. Asya kuzuma  kız kardeş geliyor, Allah'ın izniyle. Bugün itibariyle 21. haftamız doluyor.
Evimizin ablası olaya hızlı adapte oldu. 3 hafta önce söyledik kendisine, bazı çekincelerimiz vardı bebişkonun sağlığı ile ilgili. Hele ki geçen seneki dış gebelik tecrübemizden sonra emin olmayı ve tehlikeli süreci atlatmayı bekledik.

Beklerken de benim göbek büyüdü tabi, artık küçük hanım "sen çok kilo aldın bir doktora görün istersen" demeye başlamıştı. Anlamış da kanıt arıyormuş bizim uyanık. E hata bizde :D  kız 6.5 yaşına gelmiş kimi uyuttuğumuzu sanıyoruz ki.

Gerek doktorumuz, gerekse öğretmenimizin de tecrübelerine dayanarak bekledik bunca zaman ama hiç de korktuum gibi olmadı. Her gün "günaydın kardi,  iyi günler kardi, okuldan geldim kardicim nasılsın, iyi geceler kardi" diyerek karnımı okşuyor. Bu aşkı doğumdan sonra da devam eder inşallah ;)


yeni yıl, yeni hayat...

Hoşgeldin 2018...
Yeni yıl dileklerimi yazardım normalde ama o kadar hızlı ve şaşrtıcı bir kapanış yaşadım ki 2017  için, anlatamam. Anlatırım tabi de, daha yeni yeni hazmediyorum. Vefa, emek, arkadaşlık, insaniyet, dindar zihniyet, kul hakkı, iş hukuku gibi ehemmiyetli hususlarda hayatımın dersini aldım dersem yeridir.

Bildiğiniz üzere bir kamu kurumunda şaşeron grafiker olarak çalışmakta idim. Şok edici bir hızla istihdam edildiğim kurumdan çıkartıldım. Hem de sevgili bakanımızın "taşeronlara kadro" isimli açıklamasının ardından. Hani dedi ya, "kimse işten çıkarılmadan, kadro alabilecek" diye. İşte o yasa meclisten geçmeden hemen önce 8 Aralık'ta olan oldu.

Ne ince hesaplar, ne kalın öngörüler ki sormayın. Seni çıkartıyoruz dedikleri gün sgk'dan çıkışımı yapmış, hödükyus insan kaynakları müdürlüğü. Sebebini sordum, doğal olarak. "Lüzum görüldüğü üzere" dediler. Mesaimin bitmesine 40 dk. kala burnuma ibraname kağıtlarını dayadılar, "hop" dedim. "Yazılı fesih sebebimi görmek istiyorum" dedim. "Yok" dediler.

Yazılı fesihi alabilmek icin bir hafta uğraştım. Hem de ne uğraşmak, beyaz masalardan dilekçe bile yazdım. yani bu ne inat diyecekseniz, işkurun biz sefil işsizler için sunduğu imkanlar fayda sağlamanın tek yolu malesef o yazılı fesih. Bir hafta sonra kendini yazılı fesih belge geldi, sgk çıkış sebebi ile. Çıkış Kodu diye bişi var benimkinde 22 yazıyor. Diğer sebepler diye birşey. O ne demek, hiçbir yasal hakkını alamazsın demek. Beynimden vurulmuşa döndüm ikinci defa. Bir hafta sonunu da uyku haram şekilde stres içinde geçirdim.

Allahtan zamanında iş hukuku dersi almış biri olarak, bazı süreçleri ve bazı itiraz hakları bulunduğunun bilincinde bir çalışan olarak Google'a sordum, "bu kod nasıl iptal edilir", diye. Kurumun 10 gün içerisinde kodu değiştirmesi için sgk'ya başvurması yeterliymiş. Ha bu arada, işimden memnun olan, bu çıkartılmanın benimle hiçbir alakası olmadığını söyleyen, bu memnuniyete rağmen kuruma girişimi güvenlikçi iş arkadaşlarımla engellemeye çalışan ve sonra da üç maymunu oynayıp topu büyük başkana atan (ki kendisi Belediye Başkanı oluyor.) değerli yöneticilerime cevap alamasam da mesajlar yağdırmak suretiyle düzeltilmesini sağladıkları için teşekkürü de bir borç bilirim. Neyse kodumun kodunu 04 ile değiştirdiler. İşkur ve diger maddi  haklarımı geri almış oldum.

Belediyedeki değerli yöneticilerimin (?!) yorumu ile tüm hata  iş bilmez Kenan Bey'in ki, o da müdürüne attı topu sonra,  tamamiyle tesadüfen ve talihsizce yaptıkları bir beceriksizlik olarak nitelendirildi. Hani koşturmasam, işten çıkartılmakla kalmayacak bir de yasal maddi haklarımdan da mahrum olacağım. Neden koca bir ilçeyi idare eden bir belediye'de hiiiç kimsenin bilemediği bir iş yüzünden. Ben içerdeydim halim bu, Allah vatandaşa sabır ve kolaylıklar versin.

Tüm bunların snucunda bir de avukatla görüştüm elbette.  İşin can alıcı noktasına geliyoruz çünkü.
Bu çıkartılma gerçekleştirinde 18 haftalık hamile idim ve işyerime raporumu 9 hafta öncesinde teslim etmiş idim.  Avukatım hamile ve sebepsiz yere işten çıkartıldığım için haklı olduğumu "işe iade davası" açarsam kesinlikle kazanacağımı söyledi. Ama sürecin son hukuki düzenlemeler ile 1,5-2 seneye kadar sürecin uzayabileceğini de söyledi.

Aile konseyimizin 2 üyesi yani ben ve eşim bu konuda enine boyuna düşündük.  Üniversite mezunu eğitimli bir birey için  haklarımı hukuki yollar ile aramam elbetteki mantıklı olan.  Fakat biz kararımızı bebeğinin sağlığı konusunda endişelenen ebeveynler olarak verdik. İşten çıkartılmaya çalışıldığım iki hafta içerisinde verdiğim kilolar ve yaşadığım yoğun stresin devamı endişemizi de arttıracağından, hukuk sistemi yerine ilahi adalete sığınma kararı aldık.

Süreç içinde çok şey de öğrendim, mesela neden apar topar 3 taşeron grafiker içinden benim çıkartıldığımı ve nedenini. Üniversite diplomamın olması ve arkamı kollayacak bir bürokratın olmaması elbette ki.
Kalanların biri sevgili başkanımızın yakın bir arkadaşının oğlu (üniversite mezunu), bir diğeri de dirsek temasında 2.5 sene birlikte çalıştığım başkanımızın ve özel kalem müdürümüzün akrabasının kızı ( meslek lisesi mezunu). Taşeron grafikerlerin sayısının azaltılması kimin insiyatifinde bilemiyorum tabi ki ama diğer insiyatifleri kimlerin aldığını artık biliyoruz.
Yani iyi bir çalışan olmak ve bunun için gerekli diplomaları almak yetmiyor hatta cezalandırılıyor. Hoşbulduk Yeni Türkiye...

Timsah gözyaşları ile benim için çok üzüldüğünü söyleyen, ortamlarda millete karşı şov yapan değerli çalışma arkadaşlarım bir kere bile aradılar mı?  mesaj, hal hatır epostası ya da birinden selam falan yolladılar mı? komik olmayın, tabi ki hayır. 16 kişilik departmanda sadece 2 iş arkadaşım vefakar diğerlerini Allah'a emanet ediyorum.

Günahlarını dualarla gizlemeye çalışan Allah'ın adını ağzına sakız yapan, şeklen inançlı, içten çürümüş insanları gördüm ve çok şey öğrendim. Vicdan muhasebelerini yapamadıkları için inkar yoluna gidenleri de gördüm ve onlardan da çok şey öğrendim. Doğmamış bebeğimin rızkında gözü olan, olanlara göz yuman herkesin hakkını Allah verecektir.

Ve öğrendim ki; gönlü güzel, ruhu temiz harika arkadaşlar, dostlar da edinmişim. Can arkadaşlarımın da kıymetini bir kere daha anladım. Süreç içerisinde ve sonrasında benim yanımda olduğunuz ve desteğinizi hiç esirgemediğiniz için teşekkür ediyorum sizlere.  Allah bereket, sağlık ve huzur nasip etsin hepinize, duamdır...


LinkWithin

Related Posts with Thumbnails