19 Mart 2017 Pazar

içi de dışı da bir derler ya...

....İşte o iş öyle değilmiş, arkadaş.
İçi bir rüya, dışı bitmeyen bir kabus.

Bu aralar çok karışık hisler içindeyim.
Bundan 3 hafta önce diş hekimime dolgu yaptırmaya gittim.  Çıkışta heves ve ümit ile eczanede buldum. 6 gün öncesine kadar sonuç veren muhteşem son teknoloji bir gebelik testiyle yollara düştüm. Eve vardım, çişimi hevesle bu hayallerimi temsil eden teknolojik çubuğa yaptıktan sonra, kalbim son hız çarparken 3 dakika zor bekledim ve ta tam çift çizginin mutluluğu ve sarhoşluğu.
Güzel anlardı ve kısa sürdü.

Yaklaşık 5 gün sonra  kasık ve bel ağrıları eşliğinde doktor randevuma gittim. Son regl tarihime gore 4+3 haftalık hamile olmanın haklı gururunu yaşarken son hızla giden bir araba gibi duvara tosladım. Rahimde görünen elma çekirdeği kesemiz olması gereken boyutta değildi. Yani doğal sebeplerden doğal sonuçların oluşabildiği gerçeğiyle kendimce hızlı bir şekilde yüzleştim. "Aştım ya bu bir riskti ve   gerçekleşti" diyerek muhteşem bir olgunluk performansı gösterdim. Ben bile şaşırdım.

Yani kabullenişi yüksek bir insanım diyordum kiii; aynı duvara bir daha toss.
Yani olağan sebeplerden, olağan sonuç ve süreçleri yaşayacağımı düşünürken; yani büyüme hızı düştüyse hormon seviyesi düşmesi beklediğimiz bir şeydi. Ama tabi ki bu muhteşem talihimle beklenen bu olmadı. Hormon seviyesi düşmedi. Ebatları küçük, hormonları büyük kesemiz belanın habercisiymiş de ben ilk gün anlayamamışım.

Bilimum whatsapp konuşmaları, dr. gugıl sorgulamaları ve nihayet doktorumuzun söylediklerini anlayabilecek kavrama eşiğine varmış biri olarak gebeliğimin aslında dış gebelik olduğunu farketme şerefine nail oldum.
Tabi ikinci doktor görüşü  ile  teşhisin kesinleşmesiyle tedavi kararımızı ivedilikle verdik ve methatrexat adı verilen kemoterapik bir ilacın enjekte edilmesi ile yeni sürecimize merhaba dedik. Çalışamaz raporum, yastığım ve pikem ile kasık ağrısı ve mide bulantılı harika bir hafta geçirdim. şimdi Salı günü yani 7. gün test sonuçlarımı bekliyorum. Bhcg değerlerimde son ölçülene göre %15lik bir oranda bir düşüş olmasını umuyoruz. Eğer olmadıysa ikinci doz iğneyi vurulacağım ve yine kan testleri ile düşüş takibi yapacağız. Bu da işe yaramazsa başından beri kaçındığımız ameliyat seçeneği ile yüzleşmek zorunda kalacağım.
Tüm bunlar olup biterken İnci Aral'ın kitabının konusu değil ama ismi benim için yazılmış gibi hissediyorum; "içimden kuşlar göçüyor"
Bir yandan hamileyim. Hormonlarım öyle hissettiriyor. Aş eriyorum, yediklerimi hazmedemiyorum ve bel ağrılarım var. Bir yandan değilim, damarlarımdan yayılan ilacın etki etmesini bekliyorum. Cennette cehennemi yaşar gibiyim. Bir türlü ısınamaz ve üşürken içi yanar mı bir insanın? Şükredip var olanlara, elinden yitip gidene ağıt yakabilir mi aynı anda?...

Dedim ve geçti gitti.
Üzerinden aylar geçti, daha 4 gün öncesine kadar bunu bir daha yaşamaktansa tek çocuk candır, diyordum. Ta ki annelerin bi tanesi hastalanana kadar. Boncuk ablam yine paraladı kendini. Akşam anneme refakat edip gündüz babamla vardiya değişimi yapıp işe gitti. Bu hafta babamın da U.Ü. Tıp fakültesinde kontrolü var. Abla ve teyze olarak annemlere yettiği yetmiyormuş gibi bir de "sen çocuğunu yalnız bırakma" diyor ya. Çok şanslıyım böyle bir ablam olduğu için, çok şükür Allah'a.

4 gün öncesine kadar düşündüklerimi kenara koydum ve bir kardeşi olmalı insanın. Elini uzattığında tutabileceği. Ne yeğen ne kuzen, kardeşi olmalı herşeyi paylaşacağı. Inşallah kızım da benim gibi Şanslı olur, kardeş sevgisini tadar.

Kısmet...


Hüzünlü pazar...

Bugün öğle namazında bir anne gözünden sakındığı yavrusunu toprağa verdi. Bencilce ama Bir anne olarak asla anlamak istemediğim bir durum bu. Sadece hayal edebiliyorum neler yaşadığını ve hissettiğini. Allah kimseyi evlat acısıyla sınamasın. Arda'ya rahmet, ailesi ve sevenlerine sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elden...
Yoldayım. Doğurduğumu Babasına ve Allah'a  emanet edip, beni doğurana gidiyorum. Gül kokulum, canımın parçası anneme. 3 sene önceki gibi Umuttepe tıp fakültesi hastanesinde yatılı misafir bugünlerde. KOAH hastası olması sebebiyle hava durumundan oldukça etkileniyordu son günlerde ve sesi hep bitkindi telefon konuşmalarımızda.  Dr. House'a (annemin doktoruna verdiği isim olur) kontrole gittiklerinde birkaç gün misafir edelim seni dediğinin 4. Günü bugün ki, daha da sürecek gibi duruyor bu misafirlik. Allah ablamdan Razı olsun, o koşturuyor herşeylerine. Ben de rapor alıp takviye kuvvet olarak gidiyorum bugün. Bronş genişlemesi şüphesi var Dr. House'un. Salı günü tomografi randevusu var Nilüfer Sultan'ın. Eğer şüphelerinde haklıysa ki umarım değildir hastalığında yeni bir evreyle tanışmak üzereyiz demektir. Her krizinde, her hastane misafirliğinde derin bi hüzne kapılıyorum istemeden. Ya bu seferki sonsa, ya iyileşmezse, ya...
Sigarayı bırakın, bırakalım.
Ben kızıma bu korkuları yaşatmak istemiyorum. Yarın ne olacağını bilmiyorum. Belki kafama bi Saksı düşecek ve öleceğim. Kendi hatalarımla hastalanıp kuzumu bu hüzün girdabına sokmak istemiyorum.
Bugün bana milat olsun...

2 Ocak 2017 Pazartesi

sevgili günlük;

bugün de işe geldim ve bilgisayarımdaki programlarım çalışmıyor.
neden mi, adobe cc cloud aboneliğini yenilemeyi unutmuş bizim bilgi işlem.
"upsss unuttuk" deyiverdilerdi geçen çarşamba.
iş varmııış, yetişecekmiiiş, yapılacakmışşş. umurlarında olmamış, ben bildirene kadar da farkedememişler. Allahtan 5 gün önce haber vermişim, yoksa daha çooook beklerdim muhtemelen.
gerçi hala bekliyorum  ya o da ayrı.
Kamuda çalışmak neden zor derseniz, insanlara iş yaptırması zor. Öyle olunca da en basit işler bile sakız gibi uzuyor  da uzuyor. ben içerdeyken bu haldeyim. Allah vatandaşa kolaylıklar eylesin.

6 Ekim 2016 Perşembe

Yeni bir güne doğru ilerlerken...

Kadifeden kesesi dedim, içimde pıt pıt eder sesi dedim.
Kazandım derken kaybediverdim. Doğaya yenildim, kabullendim.
Şimdiyse hayırlısı neyse o olsun diyorum.
Bir gülüp bir ağlıyorum, hormonlar tepetaklak.
Geçecek biliyorum...

9 Haziran 2016 Perşembe

matematiksel gündem...

Hocam;
Şimdi ben çalışıyorum ve bir çocuğum var o da kız. Bu durumda bi kadın olarak tam mıyım, yoksa 3/4 mü sayılıyorum? Erkek doğuraydım 1,25 sayılır mıydım? Ben x olsam, kocam y; bi kızım ve bi oğlum olsa x>y olur muydu?
Bütün bunları düşünüp, tartışmak yerine Allah'ın verdiği aklı insanlığa faydalı şeyler için harcasaydık; açlığa, yoksulluğa ve Hastalıklara çare bulabilir miydik?
Bizim "kadın"lığımızı konuşacağınıza "insan"lığınızı sorgulasanız daha adil bir dünya olmaz mıydı?
Kafamda deli sorular...

26 Mayıs 2016 Perşembe

kaçıııın, bahar geldiiiiii!...

Bir süredir sürünmeli geçirdiğim bol öksürüklü, alerji tabanlı solunum rahatsızlığımdan aldığım dersleri sizlerle paylaşmak isterim.

Baharda hasta olmak benceee;
- Bahar, çiçeklerin, kelebeklerin ve doğanın uyanışından ziyade alerjilerin tavan yaptığı güzide bir aydan zevk alamamaktır.
- Bahar alerjisi dediğin; sadece hapşırma ve göz yaşartmadan ibaret olmayan, hava ve nem durumu gibi değişkenler sayesinde bronşlarınıza hızla enfeksiyon yerleşmesini sağlayabilen ağrılı bir süreçtir.
- Şirket doktorunun 3 m öteden ağzınızı açtırıp baktığı, "bademcikleriniz büyümüş" diyerek  parasetamolü dayadığı uzman(?!) görüşlere aldanmamayı öğrenmeniz çok önemli bir detaydır.
(Süründüğünüzle ve gereksiz ilaçları yuttuğunuzla kalıyorsunuz, ben ettim siz etmeyin.)
- Dayak yemiş, üzerinizden bizon sürüsü geçmiş gibi hissederek görüştüğünüz aile hekiminizin "keşke bi doktora gideydiniz" sitemiyle "klimadan ve yeşilliklerden uzak durun" tavsiyesi karşılığında boynu bükükler modunda iki günlük raporunuz dahilinde, belki bahar geçiverir iki güne umuduyla evde devrilip yatma lüksüne(?!) sahip imrenilen insan olmak gerçekten gurur verici bir durum.
- Ota boka kaşınıyor olmanız ise küçük bir detay olarak kalır, önemsemeye bile değmez.
- İş başı ve baharın hala devam ettiği gerçeğiyle yüzleşip ofise vardığınızda size inat dışarısı 40 dereceymiş gibi coşkuyla üfüren klimalarla buluşmanız ve bu memnuniyet ifadeniz kesinlikle fotoğraflanmalı, ele güne ibret olarak paylaşılmalıdır.
- "O kadar hastasın e hala sigara mı içiyorsun?" Eleştirilerine maruz kaldığın kişilerin tencere dibin kara benimki senden tadında olması sinirlerinizi hoplatsa da gülümseme olgunluğu tanrının size verdiği eşsiz bir hediye.
- İşe dönüşte çalışma arkadaşlarından gelen "nasıl oldun?" Sorusuna "daha iyiyim, çok şükür" dediğinde "iki hapşırığa rapor ooh ne ala memleket" bakışına maruz kalmak, " ya işte hala ağrılarım var, öksürdükçe bi batma hissi var çok canımı yakıyor" dediğinizde de Cem Yılmaz'ın "aynısı kaynımda var" edasıyla cevaben gelen 298 cümlelik yorumu dinlemek de cabası.
- Birinci derece akraba statüsündeki kuzen kına ve düğününe "gitmesen olmaz-kırmızı kod" antibiyotikleri yutup gitmek,  21 kiloluk koala yavrusu sırf utandı diye  sürekli kucağında taşımak, aman bi de ağlamasın mızmızlanmasın diye ömrü 3 saat olan uçan balona ve trilü trili diye öten ve pili bitse de  kurtulsak dediğin plastik bir telefona dünyanın parasını ödeme zorunluluğu tadından yenmez durumlardan.
- Ve elbette hasta, bitkin olmana rağmen çoçuk aç kalmasın diye yemek yapma, onunla enerjini toplayıp bir nebze dahi olsa ilgilenebilme azmi, iş stresi ve insan stresini Naim Süleymanoğlu edasında kaldırmaya çalışırken; bilmem kaç yüz kilometre ötede iş gezisinde olan sevdiceğininin kıymetini bir kere daha ve katbekat anladığınız özlem dolu kavuşma anının geri sayımını yapmaktır.

19 Nisan 2016 Salı

hayat kısa de, yaşamana bak...

Yok anacım ohooo daha zamanım var deme, hayallerini de erteleme.
Hayat dediğin bir dinamit fitili.
Ucunu bi yaktın mı, sonu hemen geliveriyor.
İş mi? iş senin aracın, para kazanma aracın. işini yapacaksın, maaşını alacaksın.
İşi işte bırakıp, hayat mesaine devam edeceksin.

Sevgiline, anne ve babana, kardeşine varsa kocana ve çocuğuna harcayacağın zamanı boşa harcama. Musluğu açık unuttuğunda ziyan olan su gibidir yaşam.
Bir gün kabında, bir gün toprakta.
Bunu ne zaman anlarsın?
Sevdiğin birini kaybettiğinde,
Sağlığını kaybettiğinde,
Zamanın ve enerjin azaldığında...

Bugün 19 Nisan anlama ve kavrama günün olsun, kalk bir yüzünü yıka ve pencereni aç.
Yeni hayatına merhaba de.
Hadi beni bir dinle,
hadiiii....




LinkWithin

Related Posts with Thumbnails