26 Ağustos 2010 Perşembe

insanoğlu kaplumbağa misali :p



ya tamam, kabul.
tembelim...
hala tatil maceramızın devamını yazacağım,
biliyorum ama bu ara başka şeyler de olmakta.
heyecan verici değişik şeyler...

bu öğlen itibariyle hamdi beyin teklifini kabul ederek,
ertuğrulkent mevkiinde çok güzel bir daireyi kiralamaya karar verdik.
ev sahibi ile çekişmeli pazarlık görüşmeleri sonucunda orta yolda buluşuldu.
ne dersiniz? dediler.
biz de evet, kabul ediyoruz, dedik.

sonuç olarak anlaştığımız kira bedeli,
şimdi ödediğimiz kiradan daha uygun.
ısıtma merkezi sistem ve ödenecek aidat 160 lira civarlarında.
ee geçen kış min. seviyede tutarak ısınmaya çalıştığımız
kombili evimizde de 150 liradan aşağı ödemedik.
apartman görevlisi sabah-akşam servise geliyormuş ve de hergün çöpleri alıyormuş, daha ne isteriz?
her gün beyimle kura çekip, çöp sırası belirlemek zorunda değiliz, yaşasııın :)

ve ve yeni evimizin salonu kare ama büyük kare.
ve ve mutfakta bir sürü dolap var ve
masa sandalye alabilen geniiiş bir boşluğu var.
geniiiiş ve sıcak evimiiiiz olacak artık.
yupiya ye, yaşasın...

ya bu tobi de, ne diyor? bir evde olması gerekenler bunlar, lüks değil ki?
diyenleriniz olabilir. doğrudur.

bir önceki ev arayışımızda biz bulamamışız işte.
biz ev ararken kriz henüz patlamamıştı.
ihsaniye- ataevlerde kiralar ateş pahasıydı ki biz de bundan nasibimizi almıştık.
ataevlerdeki tüm emlakçıları gezdiğimiz halde eli yüzü düzgün ve bütçemize uygun bir ev bulmak çok zor olmuştu.

kendi evimize sahip olana kadar, yeni bir kiracılık serüvenine de atılıyoruz.
çekirdek aileme, devlete, millete ve komşularımıza hayırlı uğurlu olsun...

23 Ağustos 2010 Pazartesi

gezenti tatili 2010 :)



gezdik, yüzdük, eğlendik.
misss gibiydi vallahi...

mor ok, ilk günümüz...
bursa'dan emir alem'e yola çıktık.
"sirekin" çifti ve sevgi dolu ailesi ile buluşma, selamlaşma, kucaklaşma derken,
"haydi denize gidelim" dedik.
eski foçaya doğru yola çıktık.
eski foçanın çıkışında "hanedan resort & beach"e gittik.
sadece kişi başı 5 tl giriş ödeyerek, şezlong, şemsiye, duş ve denizden doyasıya faydalandık.
mavi bayraklı plajı gerçekten görülmeye değer, denizi de inanılmaz keyifliydi.
böylece tatilimiz de, çoook güzel başlamış oldu.
akşam emir alem'e geri döndük, mangal keyfi için hazırlıklara başladık.
organik biber ve domatesler eşliğinde salatalar bile yaptık.
kocaman ailemizle lezzetli, keyifli ve candan çoook güzel de bir gece geçirmiş olduk.
nüfus kağıtlarımızı emir alem'e bırakarak, "sarıkaya" ailesinin bizi evlatlık alabilmesi icin ilk evrağı teslim etmiş olduk.
yüzsüz misafir diye bize denir :)))





yeşil okumuz, ikinci günümüz...
sabah erkenden kalkıp yollara döküldük ve eski foçaya gittik. karaburun' a kalkacak feribotu beklemeye koyulduk. önceleri sadece karayolu ile ulaşım varmış ve yarımadanın sonuna ulaşmak yol koşulları ve zaman açısından oldukça zorlayıcıymış. nihayet birileri harekete geçmiş ve karaburun cenneti'ne ulaşmak için feribot zeferi konmasına karar verilmiş.

karaburuna indiğimizde bizleri özgür, karşıladı. misafirperver "aksoy" ailesiyle yaptığımız güzel kahvaltıdan sonra, incirlikoy plajına geçtik. ülkemizin mavi bayraklı plaj sıralamasında ilk 10'un içinde sayılıyormuş. kıvanç'ın tabiriyle, suya ilk girişinizde küçük balıklar, ayaklarınızı öperek sizleri selamlıyor. ilk başta yadırgayıp, biraz ürksem de, sonradan alıştım kendilerini. ben de onları kucaklayıp öpmek istedim ama nedense benden hızla uzaklaşıverdiler.
karaburuna bayıldım. denizine, havasına, sakinlerine, öpücük balıklarına...
önümüzdeki sene en az 1-2 gece kalmalı bir karaburun gezisi istiyorum, bakalım kısmet:)

bol bol yatıp miskinlendiğimizden, kimse bu güzide plajın fotoğrafını çekmeyi akıl edemediğinden, affına sığınarak özgür'ün arşivinden bir fotoğrafı yayınlıyorum.



dönüş yolumuzdaki feribot yolculuğumuzda oldukça eğlendik. böcüküm ve kıvanç foça ışıkları için yol boyunca inatlaştılar, kıvançla bok çocuk olmuş patilerimizle banklara yayıldık, hülya bir ara üşüdü, ben birkaç saniye gözlerim açık uyukladım. kısacası çoçuklar gibi şendik...





gezenti çocuklar olarak eve döndük, gezmelerimizi anlattık. verandada oturup, sohbet ettik. ben bir ara odaya esiyor mu acaba diye bakmaya gittiğimde uyuyakalmışım. adımı duyunca kalktım, aşağı indim. en sonunda göz kapaklarım galip geldi ve ilk uykuya dalan ben oldum :P

20 Ağustos 2010 Cuma

evet, o benim...

tatile gidip de, sesi soluğu kesilen. bedenen dönüp de aklı hala deniz kenarında kalan da, benim.
işe başlayalı bir hafta oldu ama ben hala rüyalarımda masmavi denizlere dalıyorum. sabah da "tatil bitmiiiş" diyerek hayalkırıklığı ile uyanıyorum. yetmedi işte, 7 gece 8 günlük gezmeli,dolanmalı, mayışmalı tatilimiz bana yet-me-di.
"geveze" nin de dediği gibi, bitmeyen tatil istiyorum.
yazlık evimizde min. 3 ay tatil yapalım istiyorum. yayilip bayilmaktan sıkılalım hatta yorulalım istiyorum.

çok mu şey istiyorum, canım? :P

16 Ağustos 2010 Pazartesi

tatil bitti, iş başladı...

sabah 9.00 itibariyle 2 haftalık yıllık iznimiz resmen sona ermiştir. işbaşı yapmış olup, esnemelere karşı koymaya çalışarak günü yarılamış bulunmaktayım.
rüzgar gibi geçti hakikaten, tatlı tatilimiz. güzel ve tembel günler geride kaldı.
ofis ben yokken ne yıkılmış, ne de dökülmüş. aynı dağınıklığı ve vurdumduymazlığı ile yaşamına devam etmekte.
karşılıklı birbirimizi özlememişiz anlayacağınız :P

ara durum bildirimimden de anladığınız gibi bol gezmeli bir tatil rotası çizdik kendimize.
kuşadasından ayrıldığımız gün efes gezimize devam ettik
(ablam ve ben sıcak ve susuzluğa dayanamayarak yarı yolda geri döndük,
böcüümü girişteki müze cafe'de buzlaşımızı içerken bekledik :P),
yedi uyurlar mağarasına gittik (ben yine sıcak sebebiyle tırmanamadım, bir incir ağacının gölgesinde ablamı ve böcüümü bekledim. onlar beni dönüş yolunda topladılar:D ).
hemen sonrasında da muhteşem ayran ve gözleme eşliğinde yorgunluğumuzu attık. yeme içme semirme evresinden sonra, ablacığımı selçuk'ta kuşadası arabasına bindirdikten ve efes müzesini de gezdikten sonra ayvalığa doğru yola çıktık.

iki gün de ayvalıkta konakladıktan sonra bergamaya ata toprağını ziyarete gittik. bergama şehrini ziyaret için tepelere tırmandık. tahmin edin kim müze girişinde soğuk ayran eşliğinde pinekledi? ne o, tobi ailesi tarihi keşif tatiline çıktı. kısacası böcüüm gezdi, ben miskinlendim.ama nasıl güzel esiyordu, nasıl serindi anlatamam.oooh, misss, tatil dediğin esintili ve miskintili olur :P
böcüümün büyük dedesi "tikveş"ten göçtüğünde "bergama"a yerleşmiş. antik bergama gezimiz sonrasında, şehir mezarlığında "hasan dede" ve "sıddık amca"nın mezarlarını bulup, dualarımızı ettik. bergama tulum peynirini yanımıza hatıra olarak alarak, dümenimizi susurluk'a çevirdik. gecenin ilerleyen saaatlerinde de evimize kavuşmuş olduk.
yalnız bursa'nın bu kadar sıcak olduğunu bileydik, bir iki fazladan kalırdık. hatta cumartesi böcüüme geri dönme teklifinde bulundum, kısa bir hesaplamadan sonra saçma olacağına karar verip, vantilatörümüzün karşısında bayılıp hafta sonunu atlattık.

işte pazartesi,
işte klimalı ofis...
tatilin bitişine tek avuntumuz :P

13 Ağustos 2010 Cuma

acıbademin sigorta piyangosu...


poliçenizi satın almış ve hatta ödemelerinizi bile bitirmişsinizdir. bir özel hastaneye gider, muayene olur ve çıkış işlemleri için sigorta birimine sigorta kartınızı teslim edersiniz. ilk piyango çekilişi yapılır, hastane size 360tl fatura keser, acıbadem sigorta "ben bunu odemem der". sebep; "ay biz evet bu birimi karsiliyoruz ama kontrolu karşılamiyoruz" der. allahtan SSK anlaşması da oldugu için hastahanenin 290tl öder çıkarsınız.
aradan zaman geçer, benzer bir sorundan aynı hastanenin aynı birimine mauyeneye gidersiniz. kontrol değil olması gereken muayenedir. acıbadem bir ay önce "şöyle olsaydı karşılardık" dediği durum gerçekleşmiştir. sigorta kartı uzatılır, hastane 65 tl'lik muayene bedelinin sigortamız tarafından karşılanmadığını bildirir. mağdur panda ailesi öfke püskürtmek suretiyle hastaneden ayrılır.
sonuç olarak,
acıbadem sigorta yine yapacağını yapmış, kendini yalanlamış, suçu da poliçemize atmıştır. amma velakin poliçe türümüz AA tam kapsamlı olup, anlaşmalı kurumlarda limitsiz teminatlandırılmıştır. evet acıbadem limitsiz sigortada bir numara görünüyor ki, biz de bu görüntüye kandık. limitsiz karşılamamasıyla bir numara olduğunu kanıtladı.
acıbadem sigortanın, sigorta mümessillerini, müşteri temsilcilerini ve tüm yetkililerini canı gönülden kutluyor, tutarsızlık konusundaki üstün becerilerini tebrik ediyorum.
böcük bey pandası sevgili sigorta temsilcimizle görüşmelerine halen devam ediyor. paşalar sorunu anlayabilirlerse arayacaklar inşallah, bekliyoruz...

7 Ağustos 2010 Cumartesi

kuslarin adasindayiz...

sabah mahmurluguydu kahvaltisiydi derken, nihayet denize gidecegimiz yeri teoride de olsa sectik. sergun sayesinde milli parka gidecegiz. begenirsek yarin daha erkenden gidip yuzup oradan da efese gidecegiz kismetse.
kamplumbaga gibi evimiz sirtimizda gezmeye devam ediyoruz. gectigimiz sali baslayan yolculugumuz sirasinda manisa, foca, karaburun, ortaklar ve sirinceyi gorduk, gezdik. kusadasinda moladayiz. annisim ve ablisimle bulustuk, semoslarda miskinleniyoruz. dondugumde kapsamli tatilimizden bahsedecegimdir. simdilik kendinize iyi bakiniz, gorusmek uzereee :)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails