19 Ekim 2012 Cuma

masal ve kuzey...

beşikten kerttim ben onları.
biri sevgili çocukluk arkadaşım ayça'nın kızı, diğeri eşimin çocukluk arkadaşı gökhan'ın oğlu. ikisi de dün dünyaya geldiler. biri acıbademde diğeri jimerde doğdu. işin enteresan yanı masal annesinin doğum gününde, kuzey de babasının doğum gününde doğmuş oldu. siz söyleyin bu bebeleri tanıştırıp kaynaştırmayayım da ne yapayım ?
:)

17 Ekim 2012 Çarşamba

içimden 500'e kadar saysam, işe yarar mı ki?

şiştim.
hani var ya bi balık arada şişiyor, işte aynı onun gibi şiştim.
yok vallahi özel ilgi ekstra şevkat falan istemiyorum.
kulaklarımı tıkayıp tek ilgilendiğim şeyin işim olmasını istiyorum ama olmuyor.
öküze özenen kurbağa gibi şişine şişine patlayabilir miyim ki acaba?
3 gr.'lık huzurum, uçmasın diye sürekli çekeleştirdiğim aklım ve mümkün mertebe tek yöne kanalize etmeye kastığım sınırlı üretim dikkatim vardı.
şu an pooof.
balon patladı hepsi toz oldu.
gün ışığına az önce çıkmış köstebek gibiyim.
allahım nereye geldim ben?

alınmaca gücenmece yok ama kendimi çok ötelenmiş, itelenmiş hissediyorum.
ve bunu hakedecek hiçbirşey yapmadığıma mı üzülsem, çözüm bulamadığıma mı üzülsem?
bilmiyorum. işsiz kalsaydım en azından bu bir süreç yoksa yok derdim ama onu da diyemiyorum, çok sıkışmış hissediyorum kendimi.
çok pis ağlıyasım var.
burnumdan çoook derin nefesler çekiyorum içime.
en iyisi çıkıp mola vereyim olmayacak böyle.
tebdili mekanda ferahlık vardır herhalde, yani umarım...

12 Ekim 2012 Cuma

gidersen...

bana da bir dengini yolla...


Jehan Barbur,
bu akşam saat 19:30 'da Özlüce Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde.
biz orada olacağız, sizleri de bekleriz.

8 Ekim 2012 Pazartesi

akşam yıldızı...

bugün komple can sıkıcı başından sonuna.
için için kabardıkça yürağim şu dilimi tutamıyorum.
hah, söyledim rahatladım hazzı taş çatlasa 5 dk. sürüyor.
"söylemese miydim?
sussaydım keşke.
ne gerek vardı duygularını söylemeye?
bak, yüzü düştü yine.
küstü mü ki? migreni tutmaz inşallah.
gidip özür mü dilesem?
ne için hissettiklerim için mi özür dileyeceğim? olmaz öyle şey.
içimden hissetmeyi ne zaman öğreneceğim acaba?
en iyisi gidip boşver regl olucam herhalde deyip konuyu kapatayım.
ya da susayım en iyisi."
gibi içsel soru cevaplarla devam ediyor.
nutellaya gömülüp ruffles komasına giresim var.
herşeyden öte deli gibi sigara içesim var ya neyse...

süper kahraman arkadaşım sayesinde bu karanlık gecede bir yıldız parladı az önce.
kimine göre klişe yada gereksizce.
ama beni mutlu ediyor. kendim olabildiğim ve böyle de kalabildiğim için ödül aldığım tek platform blog dünyası olduğundandır belki de.
uzun lafın kısası ödül aldım, evet başım göğe erdi :)

ödül bende elim sende diyerek paylaşmak isterim ki,
oscar goes to,
kara kitap
gece
geveze

öptüm hepiciğinizi, esen kalın, haydi baş baş :)

biriktirici oldum ben..

post yazamaya yazamaya pek bir birikti yazılacaklar.
habire söz veriyor, habire yapmıyorum di mi?
bir yerden başlayayım madem.
geçtiğimiz hafta böcükkom salya sümük hasta oldu.
anası hastalanır da kızı boş durur mu? hafta sonu babamız tiyatro festivali sebebiyle istanbulda olduğundan biz de hasta masta demeden annaneyle dedemizin yanına kaçtık.
iyi ki de gitmişiz, ananemiz kuzumuzun öksürüğünü kısmen de olsa sona erdirerek uykusuz gecelerimize bir son verdi.
nasıl mı?
her derde deva aslan sütü sayesinde.
annanemiz avucunda ısıttığı az biraz aslan sütünü bebemizin göğüs kısmına sürüp tülbentle kapattı. elinde kalan ıslaklığı da ayak tabanlarına sürüp çoraplarını giydirdi kuzumun. 10 dk. sonra böceğim öksürüp tıksırmayı bırakıp mışıl mışıl uyumaya başladı.
ilk başta "bebemin tenine alkol sürmeyelim" falan diye bıdı bıdı etmiş olsam da,
"o kadar ilaç kullandık bana mısın demedi, deneyelim artık ne yapalım" raddesine gelmiş anne versiyonu olan bendenizi, sevgili valide sultanım rahatlattı.
meğersem daha önce benim üzerimde denemişmiş. öksürükte göğsüme, gaz sancısında da karnıma uygulamış. "ablanda dünya ilaç kullandık ama sende hiç kullanmadık' diye açıkladı bu gizli wikileaks sırrını :)
asya böcek 18 aylık ve öksürüğe böyle bir çözüm denedik, işe yaradı.
Ayrıca annanemiz kendi astımı için kullandığı doğal öksürük şurubundan da bana yedirdi. iki çorba kaşığı bala bir çorba kaşığı oranında tarçın ekleyip bir güzeel karıştırıyorsunuz, sabah akşam bir tatlı kaşığı yiyorsunuz.
bu formül de bende işe yaradı, bizden söylemesi :)

iş değişikliği sebebiyle..

dengem kaydı.
iş değişti,
uyku düzenim, ödeme düzenim, ev düzenim
her şeyim değişti...

adapte ve oryante olacağım diye kendimi kasmaktan karnıma ağrılar girmeye başladı artık.
bilindiği üzere aklım ve ruhum az biraz dağınık.
ama düzensevermiş bir insanmışım onu anladım. işe başlayalı 7 hafta oldu, ama düzenim hala yok.
masam, kalemim, telefonum, bilgisayarım belli olsun, aradığımı bulayım, yerimi bileyim istiyorum artık.

sistem ağır işliyor da bu kadar mı ağır olur kardeşim. kaplumbağalar bizden hızlı neredeyse.
iş sana gelince acil yetişecek,aman çabuk koştur.
bir çöp kovası lazımsa bilmem kime başvur, yazı yaz.
özel sektör çalışma disipliniyle kamuda yer edinmeye çalışıyorum.

konseptte herşey yolunda, lafa gelince herkes arı gibi maşallah. hele kıdemli müdürler ortadayken zehir gibiler. ama iş rutine geçti mi, bir ağırlık bir rehavet. insanların ağırkanlılığı yoruyor beni.

bakteri yiyen organizma düşünün. yararlıları yiyip dönüştürüyor,
dönüştüremediklerini düşürmeye çalışıyor sürekli.
kendimi çoğu zaman istenmeyen çocuk gibi hissediyorum,
hani kürtaj edilemeyen ama doğal yollardan düşsün diye beklenen.

maddi manevi daraldım, tıkandım.
yer edinme derdini bırakıp, işime odaklanmak,
puslu hava ve düşüncelerden uzak pırıl pırıl güneşi hissederken sıcaklığı da içime işlesin istiyorum.
çok mu istiyorum?

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails