7 Eylül 2011 Çarşamba

içimden gelmiyor...


kızmak da, söylenmek de içimden gelmiyor.
kırılmak bile içimden gelmiyor.

pompamı, biberonumu ve tüm malzemelerimi alıp, mutfağa geçip bebeğime süt sağmak da.

en kötüsü eve gitmek hiiç içimden gelmiyor bugün.
kızımı özledim, özlemez miyim? canımın parçası o benim.
ama hiç eve gidesim yok.
ofisten çıkasım da yok.
bir 10 saat daha kıpırdamadan oturabilirim bilgisayar tepesinde.
internette gezinirim, uyuklarım, hatta yatarım masamın üzerinde.

eve gideceksem de ışınlanmalıyım.
1 saat metroda dikilerek yolculuk edip de dünya yol yürümeden varsam eve keşke.
keşke ehliyetim olsaydı ve ehliyetle beraber ikinci bir arabamız olsaydı.
hiç keşke dememeyi ilke edinmiş bendenizin ne çok keşkesi çıktı bakınız iki dakikada.

yıllar önce bir sevgilim vardı körkütük aşık olduğum. yer gök onunla anlamlıydı sanki.
günde üç defa telefonla konuşurduk ama hiç yetmezdi.
yakın bir arkadaşım;
"aşk böceği gibi dolanmaktan sıkılmıyor musun? nereden buluyorsun bu enerjiyi?" diye sorardı.
sorduğu o zamanlar çok anlamsız gelirdi.
bu zamanlar ise ne demek istediğini çok iyi anlıyorum.
hakikaten o enerjiyi nereden buluyormuşum.
gençlik işte, kinetik enerjiyle çalışıyormuşuz demek ki.

bir de ikinci çocuğu doğurmaktan bahsediyorum bazen.
ilkini kotardım da ikincisi kusur kalsın, he mi tobicim?

mr.spayk beni eve ışınla lütfeeeeen...

2 yorum:

Bap dedi ki...

Aaaa ama içim daraldı.Yapma böyle,zor olduğunu biliyorum hepimiz yaşıyoruz ama yapma,at üzerinde kötü etkileri.Al bi çay ve kızını düşün :)

frambuazlı ruh pastasıyım dedi ki...

yapmıyim di mi?
ohmmm, kış kış cinler kış kış :P

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails