29 Eylül 2011 Perşembe

sıfır televizyon...

dün doktor kontrolümüz vardı.
7.5 kg ağırlığında ve 67 cm. benim küçük prensesim.
el, kol koordinasyonunu ve oturuş pozisyonunu oldukça başarılı buldu doktorumuz.
"kahvaltıya, hayvansal gıdalara, tüm sebzelere ve bakliyatlara başlayabilirsiniz" de dedi.
bugün leyla ilk yumurta ve labne peynirini verdi.
peynir günün favorisi seçilmiş ama yumurtayla pek hoşlaşmamış kuzucuğum.

günün diğer bir önemli bilgilendirmesi de televizyon seyretme konusundaydı.
doktorumuz en az 1 yaşına kadar "sıfır televizyon" dedi.
"seyretmeyecek, dinlemeyecek, açmayın yanında" dedi.
dinlenmeyeceklere radyo da dahilmiş. sadece sözsüz klasik müzik dinleyebilirmiş.

bebeklerin algısının üzerinde olduğu için bu uyarıcılar bebeğin zihninde karmaşa yaratıyorlarmış. duyduğunu algılama hızı ile gördüğünü algılama hızı tutmayınca algı güçlüğü oluşuyormuş.
daha geç konuşup, daha zor algılıyorlarmış. okul çağlarındaki algı ve dikkat bozukluğunun temelleri bebeklikte atılıyormuş.



dün akşam kızımın televizyona sırtı dönükken çok az sesle muhteşem yüzyıl'ı seyrettik.
neredeyse dudak okuduk diyebiliriz.
ana kucağında otururken o kadar mahsunlaştı ki bir ara,
elinde köpüşü ile uykuya bile daldı.
tv'sizlikten depresyona mı girdi acep, bu sakinlik hayra alamet değil derken farkettik ki,
ateşi yükselmeye başlamış kuzumun.
ee malum doktor kontrolümüzün yanısıra karma aşısı da vardı kızımın.
4 ayrı aşı oldu tabi ateşlemesi normal.
gece 3'e kadar vızıldadı, ağladı.
ateşi 38.2'ye kadar çıktı ama daha fazla yükselmediği için fitil kullanmadım.
ıslak tülbentle ayak tabanlarını ve eklem yerlerini sildim kuzumun.
yavas yavas atesi düştü, kucağımda uyuyakaldı.
salondaki kanepede uyuduk beraber 3 saat kadar.
sabah 06:30 'da uyandı, önce meme sonra mama,
7:30'da tekrar uykuya daldı allahtan yorgun böceğim.
10:30 civarları tatlı tatlı uyanmış böceğim.
hatta 10-15 dakika yatakta keyif bile yapmış.

tüm uykusuzluk ve yorgunluğa rağmen binlerce şükür ki, kuzum iyi.
Allahım sen devasız dert verme yarabbi.

"anne olunca anlarsın" derdi ya annelerimiz;
dün gece anladım...

4 yorum:

yıldız dedi ki...

Aşı sonrası olur canım neyseki fazla artmadan geçmiş ateşi.

Maşallah diyorum tatlı kuzuma,o kadar güzel uyuyor ki,elinde de oyuncağı,canımmm öperim kocaman;)

Gizem Pehlivanoğlu dedi ki...

canım çok geçmiş olsun, malesef evet ateş sonrası illa ateşleniyor, yenik düşüüyor bu bıdıklar hain mikroplara.. ama çabuk da topluyorlar neyseki..:))
TV konusunda annem de aynı şeyi söylüyor bize (kendisi 30 kusur senelik çocuk gelişimi uzmanı ve anaokulu sahibesi olduğundan bol bol gözlemi var malum:)..) sakın ama sakın TV yok diyor, ne kadar geç tanışırsa o kadar iyi olduğunu TV nin konuşma geriliği algı sorunları gibi çok ciddi problemlere yol açtığını belirtiyor.Biz onlara yeteris zaten dimi ama:)TV ye ne gerek var :)

bir güzel çift dedi ki...

bu yazın çok hoşuma gitti.emeğine sağlık.bir eğitimci olmama karşın iş kendi bebeğimi nasıl büyüteceğim konusuna gelince kendimi çok cahil hissediyorum.elbet bebik doğduktan sonra yapacağım bir şeyler ama şimdide çevredeki yüzlerce zararlı şeyin korkusu sardı beni...Allah yardımcımız olsun..sevgilerle..

frambuazlı ruh pastasıyım dedi ki...

* yildiz teyzesi optum kuzumu senin yerine de kocaman.
* gizemcim asi sonrasi ateslensin kuzum ben raziyim. baska mikroplar uzak dursun benim kuzumdan :)
elbette biz bebislerimize yeteriz, her türlü oyuncaga sarkilar besteliyorum, ninnilerde de son noktadayim, cok egleniyoruz cook :D
* anne olmanin dogasinda endiselenmek var malesef. ama ne olursa olsun sogukkanli olmayi ogrenmek lazim. o yuzden simdiden kendini uzme. bebk dogdugunda icgudulerin seni yonlendirecek, birazcik buyuklerin deneyimlerden faydalanabilirsen korkacak bir sey olmadigini goreceksin. sen sadece dogacak mucizene odaklan. unutma anne ne hissederse, bebek de hisseder. relaaax :))

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails