29 Eylül 2011 Perşembe

molotow kokteyli istiyorum...




yok anacım, koskoca ülkede molotow yok. bir tane distrübitör firma var. donut store diye. mail attık sipariş verdik.
- o renk yok, bu ebat yok. biz size beyaz yolluyoruz.
- dur canım kardeşim, biz beyaz istemedik ki. siyah istedik, mor istedik, yaldiz istedik.
- e onlar kalmadı, biz beyaz yollayalım.
- siparişi verirken neden söylemedin elimizde yok diye?
- öyle işte.
oldu gözüm, sen elinde kalanı yollayacaksan siparişi hiç alma. kafana göre yolla.
- a bu arada kalemler 6,5 lira degil, 9,5 oldu.
- e fiyat listesini sen yolladın yeni. TL üzerindendi hani.
baktın sipariş geliyor, euro da yükseldi. ee başka alınacak yer de yok, ittir ittirebildiğine.
ne bu kardeşim, sinir bastı vallahi bir haftadır.
"molotow yok, posca varmış, beha kırtasiyede varmış" dediler. sordurduk, kalmamış.
edding marka kumaş markörü varmış, araştırdık.kırtasiyelerin web siparişlerinde görünüyor, depolarında yok.

bu kalemleri genelde graffiti sanatçıları; duvar, çanta, şapka, ayakkabı boyarken kullanıyorlar. ben de kumaş üzerine uygulama yapmak istiyorum. hep aklımda olanları artık ortaya çıkarmak istiyorum. kumaşları çizebileceğim çıkmayan kalemlerim olsun istiyorum. çok mu yani, hı?

sıfır televizyon...

dün doktor kontrolümüz vardı.
7.5 kg ağırlığında ve 67 cm. benim küçük prensesim.
el, kol koordinasyonunu ve oturuş pozisyonunu oldukça başarılı buldu doktorumuz.
"kahvaltıya, hayvansal gıdalara, tüm sebzelere ve bakliyatlara başlayabilirsiniz" de dedi.
bugün leyla ilk yumurta ve labne peynirini verdi.
peynir günün favorisi seçilmiş ama yumurtayla pek hoşlaşmamış kuzucuğum.

günün diğer bir önemli bilgilendirmesi de televizyon seyretme konusundaydı.
doktorumuz en az 1 yaşına kadar "sıfır televizyon" dedi.
"seyretmeyecek, dinlemeyecek, açmayın yanında" dedi.
dinlenmeyeceklere radyo da dahilmiş. sadece sözsüz klasik müzik dinleyebilirmiş.

bebeklerin algısının üzerinde olduğu için bu uyarıcılar bebeğin zihninde karmaşa yaratıyorlarmış. duyduğunu algılama hızı ile gördüğünü algılama hızı tutmayınca algı güçlüğü oluşuyormuş.
daha geç konuşup, daha zor algılıyorlarmış. okul çağlarındaki algı ve dikkat bozukluğunun temelleri bebeklikte atılıyormuş.



dün akşam kızımın televizyona sırtı dönükken çok az sesle muhteşem yüzyıl'ı seyrettik.
neredeyse dudak okuduk diyebiliriz.
ana kucağında otururken o kadar mahsunlaştı ki bir ara,
elinde köpüşü ile uykuya bile daldı.
tv'sizlikten depresyona mı girdi acep, bu sakinlik hayra alamet değil derken farkettik ki,
ateşi yükselmeye başlamış kuzumun.
ee malum doktor kontrolümüzün yanısıra karma aşısı da vardı kızımın.
4 ayrı aşı oldu tabi ateşlemesi normal.
gece 3'e kadar vızıldadı, ağladı.
ateşi 38.2'ye kadar çıktı ama daha fazla yükselmediği için fitil kullanmadım.
ıslak tülbentle ayak tabanlarını ve eklem yerlerini sildim kuzumun.
yavas yavas atesi düştü, kucağımda uyuyakaldı.
salondaki kanepede uyuduk beraber 3 saat kadar.
sabah 06:30 'da uyandı, önce meme sonra mama,
7:30'da tekrar uykuya daldı allahtan yorgun böceğim.
10:30 civarları tatlı tatlı uyanmış böceğim.
hatta 10-15 dakika yatakta keyif bile yapmış.

tüm uykusuzluk ve yorgunluğa rağmen binlerce şükür ki, kuzum iyi.
Allahım sen devasız dert verme yarabbi.

"anne olunca anlarsın" derdi ya annelerimiz;
dün gece anladım...

23 Eylül 2011 Cuma

... ve titanik battı, herkes filikalara :)


dün akşam TiyatOR'un Uğur Mumcu Sahnesi'nde "karmakarışık" oyunu prömiyeri vardı. yani olması gerekiyordu ama olamadı.
son prova henüz bitmişti ki, sahnenin ortasına tavandan foş diye bir çağlayan aktı.
perşembeyi sel aldı, sahneyi su aldı.
kısaca dün akşamki yağışta tiyatroyu su bastı.
hem de ne basmak, bilek seviyesinde su var.
sanırsınız titanik.
kulis, sahne, salon her yer su içinde.

panik havası geçince pantolonları sıvayıp hemen ıslak dekor ve kostümlerin salondan çıkarmaya başladık.
zavallı montaj ekibi yorgunluklarını üzerlerinden atamadan, kurdukları dekoru tekrar sökmek zorunda kaldılar.
belediyenin üst yapısını gördük, umarız alt yapı bundan daha iyi durumdadır.
telefonla ulaşabildiklerimize bildirdik oyunun iptal olduğunu. ulaşamadıklarımızı da kapıda bekledik.
olan oyun ekibinin moraline oldu. zaten stres içinde idiler. şimdi bu stresleri iki katına çıkmış oldu.
oyun 29 eylül'e ertelenmiş gibi duruyor şimdilik.
sanki açık hava tiyatrosuymuş gibi yağmur yağmaması için dua etmeye başladık şimdiden :)

ben diyorum ekibe, üzülmeyin diye.
nazar çıktı nazaaar :D

20 Eylül 2011 Salı

hayatımızda yeni bir dönem başlıyor...

tobi jr. ile leyla'nın maceraları bölüm-1:
leyla "gel gel" dedi.
tobi jr. leyla'nın kucağına gitti.
"kim gelmiş annem? dedim.
masaya pat pat vurarak neşeyle gülümsedi.
"haydi uyku zamanı" dedik, verdik leyla'nın kucağına.
bizim bıdık gözlerini kapadı.

değerlendirmeler:
1-bıdığım leyla'yı hiç yabancılamadı, bu iyi bir şey.
2-leyla'nın sinerjisi çok iyi, maşallah.
3- evden çıkarken leyla'nın kucağında uyumak üzereydi ki,
bu kendini güvende hissediyor demek. bu da iyi bir şey.
4- bakıcılı ilk günde bu kadar rahat olmamın tek sebebi,
nurtopu'nun da evde olması.
5- 2 gün sonra nurtopu gidince de bu kadar rahat davranabilecek miyim?
merak konusu.
6- tobi jr. leyla'ya çok kolay ısındı, rol yapıyor olabilir mi, bilemiyorum.
7- ya benden çok onu severse, kıskandım mı ne?
8-leyla'ya elbet güveniyorum ama bir tarafım delice hikayeler uydurmaya çok müsait.
allahım sen benim uçarı aklıma mukayyet ol. ohmmm relaaax.
9- ee, daha ne diyeyim. hepimiz hakkında hayırlısı olsun, hep beraber dua edelim. ohmmmm...

cicimin cicisi :)


cicimin cicisi de geldi sonunda.
iflah olmaz bir sanal alışveriş canavarı olan bendeniz ayşe deniz,
kendime en cicisinden fotoğrafta görmüş olduğunuz
"Golla Smart" telefon kılıfını almayı başarmış bulunuyorum.
hemi de yine sanal çarşım limango'dan aldım.
hemi de yine çok uygun koşullara.

sanal çarşılardan 4'üne üyeyim. markafoni ve limango özellikle tercih ettiklerim.
"blog yazmaya vakit bulamıyorsun da, alışverişe vaktin var ama" diyebilirsiniz.
ama vallahi billahi ikisine de eşit vaktim oluyor.
çoğu zaman keşke indirime girse dediğim markaları kaçırıyorum yoğunluktan ve
sonra çook hayıflanıyorum. tüh, vah vah diye.
alışverişkolik değilim, korkmayınız.
böcüğüm bazen çok tırsıyor kendimi kaybedeceğim diye,
ama şükür ki hala bilinçli bir tüketiciyim ben :)

son zamanlarda harala gürele yaşadığımdan
"Golla"mı da az daha kaçırıyordum kiiii,
"indirimlr" imdadıma yetişti.
tüm indirimli ürün ve fırsat sitelerini tek sayfada toplamışlar.
o gün hangi sitede hangi ürün satışta hepsi tek bir yerde.
ihtiyacın olanı seç, sitesine git, seç, al.
zamandan tasarruf edip, nokta vuruşu yapıyorsunuz.
çok rahatmış vallahi.
göksucuğum çok sağol sana :)

15 Eylül 2011 Perşembe

karmakarışık...

ve huzurlarınızda,
TiyatOR'un ikinci oyunu "karmakarışık"...
Ray Cooney'in yazdığı "Out of Order" adlı oyunun türkçe yorumu.



öhöm, öhöm şımarıklık ediyor gibi olmak istemem ama afiş tasarımı yine bana ait :)
gerçi oyuncularımızın muhteşem performanslarının yanında afişmiş, tasarımmış lafı bile olmaz ya, neyse :))

7 Eylül 2011 Çarşamba

içimden gelmiyor...


kızmak da, söylenmek de içimden gelmiyor.
kırılmak bile içimden gelmiyor.

pompamı, biberonumu ve tüm malzemelerimi alıp, mutfağa geçip bebeğime süt sağmak da.

en kötüsü eve gitmek hiiç içimden gelmiyor bugün.
kızımı özledim, özlemez miyim? canımın parçası o benim.
ama hiç eve gidesim yok.
ofisten çıkasım da yok.
bir 10 saat daha kıpırdamadan oturabilirim bilgisayar tepesinde.
internette gezinirim, uyuklarım, hatta yatarım masamın üzerinde.

eve gideceksem de ışınlanmalıyım.
1 saat metroda dikilerek yolculuk edip de dünya yol yürümeden varsam eve keşke.
keşke ehliyetim olsaydı ve ehliyetle beraber ikinci bir arabamız olsaydı.
hiç keşke dememeyi ilke edinmiş bendenizin ne çok keşkesi çıktı bakınız iki dakikada.

yıllar önce bir sevgilim vardı körkütük aşık olduğum. yer gök onunla anlamlıydı sanki.
günde üç defa telefonla konuşurduk ama hiç yetmezdi.
yakın bir arkadaşım;
"aşk böceği gibi dolanmaktan sıkılmıyor musun? nereden buluyorsun bu enerjiyi?" diye sorardı.
sorduğu o zamanlar çok anlamsız gelirdi.
bu zamanlar ise ne demek istediğini çok iyi anlıyorum.
hakikaten o enerjiyi nereden buluyormuşum.
gençlik işte, kinetik enerjiyle çalışıyormuşuz demek ki.

bir de ikinci çocuğu doğurmaktan bahsediyorum bazen.
ilkini kotardım da ikincisi kusur kalsın, he mi tobicim?

mr.spayk beni eve ışınla lütfeeeeen...

Uludağ Tıp Fakültesi'nde yatan bir hastamız için B Rh(-) kana ve trombosite ihtiyaç vardır. Bursalı arkadaşlarım durum acildir.

irtibat için; Doğa Arı-532 551 44 91
sevgi kelebeği canım arkadaşım doğa ve sevgili babası için lütfen bu çağrımı dikkate alın.

5 Eylül 2011 Pazartesi

32.5 :P

saylanmaz, banane banane.
33 olmadım işte.
32.5'tan bir gıdım yukarı çıkmam.

geçtiğimiz cuma 32.5 oldum :)
şımarık doğum günüsü çocuğu olarak, tüm gün internet ve telefon aracılığı ile tebrikleri kabul ettim.
3 gün öncesi de evlilk yıldönümümüz olduğundan böcüğüm bana ciciş anroidli telefon aldı.
samsung telefonumun ekranı bozulmuştu zaten. ihtiyacım da vardı, isabet oldu:)
içinde "go" bile var, telefon telefon değil, oyuncak adeta. kurcala kurcala bitiremedim:))
gerçi 24 marttan bu yana dünyanın en güzel hediyesiyle yaşıyoruz.
Allah nazarlardan saklasın bizi tü tü tü maşallah :)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails