29 Haziran 2012 Cuma

pojitif cuma etkinligi-2


şöyle bir evimiz olsa,
şöyle de bir terası.
entel modern teras partisi versek.
kavanozlarda içecek ikram etsek.
yerlere minderler atsak,
meyve kasalarını beyaza boyasak.
hava da biraz esse.
yeniden genç olsak, ya da gencecikmişiz gibi yapsak.
uzaktan bakışsak, bir kurabiyeyi paylaşsak.
dünya umrumuzda olmasa,
asya ayağımızın dibinde oynasa.
basit olsak, mutlu olsak.
ayaklarımızı uzatsak, huzurla dolsak.

ohh miss...

böyle bir filim olsun, hayatımız çizgi film gibi olsun :)



kaynak facebook oldugundan link veremiyorum.
bulursam yazacagim söz :)

bu post pojitif cuma gunu etkinliği kapsamındadır, eylemlerim devam edecek.
çok uzaklaşmayın :)

28 Haziran 2012 Perşembe

yine, yeni, yeniden tobi diyette...

dün cümbür cemaat diyetisyendeydik.
devamsızlıktan kalan cerom, yavrulama hazırlığındaki arkadaşımız ayça ve ben deniz,
Jimer hastahanesinin yolunu tuttuk.
tüm randevularımızı birleştirip diyet oturumu yaptık resmen.
sabırlı ve sevecen doktorumuz Sabiha Ataç Asan, her zamanki güleryüzüyle karşıladı bizi.
tartılara çıkıldı, sonuçlara bakıldı. tombalak ayça hep benim üzerime oynadı.
-ikinciye hamile bizim tobi, göbek oturmuş gitmiyor.
-aa bak ben 5 aylık hamileyim göbeklerimiz aynı.
-akşam mantı yiyelim diyor kızlar, bu ne biçim diyet? (kaşla göz arasında ispiyonladı bizi)

dedim dur, duur. sen bi doğur ben sana o zaman sorucam, dedim.
kolay mıymış bu göbekten kurtulmak?

neyse sonuç bendeniz iki ayda 2 kg almışım.
listem yenilendi, motivasyon ayarım yapıldı.
randevularımız alındı.
27 temmuz için sözleştik.

akşam berraklara gideceğimizden Berrak'ın randevusunun bitmesini bekledik.
böcüğüm de jr. ile gelip beni aldı. ailecek ev gezmesine gittik. nesli ve leman taşkardeşler de geldi. sarı canan da.
4 kaşık mantımızı yedik, kuzu kuzu sofradan miyavlamadan kalktık.
biyler alt katta maç seyrettiler. biz kızlar ve çocuklar da üst katta nasıl gidecek bu göbek konuşmasının ardından leman&nesli taşkardeşler spor koçluğu ve mekik ağı projesine beni de kattılar. beyimi de denetçi yaptılar ki çok isabetli bir tercih olduğunu belirtmek isterim. hamileliğim boyun9ca beslenme koçumdu toplamda 11 kiloyla hamileliğimi tamamlamıştım. işin özü şu. ben başlangıç aşamasında olduğum için 15 mekikle başlayacağım.
her akşam yatana kadar benim belirleyeceğim bir sürede 15 mekik çekeceğim. 50ye gelene kadar her gün 5'er arttırma yapacağım. 50ye gelince sabitleyeceğim sayıyı. çekmediğim her gün için 5 lira borçlanacağım kızlara.
bu akşam başlıyoruz, devlete millete hayırlı uğurlu olsun.
ve bir gün ayyy nasıl zayıfladııın? diye soranlara cevabım;
formumu boğazımı kısmama ve iradeli spor koçlarıma borçluyum, olacak :)

ve koçum bana ödül olarak belkilim yaz sonunda zelazo etkinliğine gönerir. ben de onların yaptıklarını yapmak istiyorum.
lütfeeen.

27 Haziran 2012 Çarşamba

yağngığn vaar...


bilindiği üzere tüm bloglarda ortak, çarşaf çarşaf postların yayınlanmasından farkettiğiniz üzere
bursalı blogger'lar olarak geçtiğimiz haftalarda buluştuk.
buluşmaz olaydık.

önce şaka sandım, değilmiş.
hani bizim buluşmamızı duymayan kaldıysa diye herhalde,
yerel bir gazetede buluşma fotoğraflarımız yayınlanmış.

duyunca kulaklarıma görünce de gözlerime inanamadım.
buluşma anısı olduğunu sandığım fotoğrafları kim,
hangi amaçla gazeteye verdiyse kendisini buradan tebrik etmek istiyorum.

fikrimi ve onayımı almadan yayınlama cüretini gösterdiğiniz için de ayrıca teşekkür ederim.

bir daha buluşmak mı, yok ben almayayım.
herhalde bir sonrakini de otobüs duraklarına raket olarak bastırırsınız.
ne bileyim hapşırdım ama bakın ben ne güzel hapşırmışım,
haydi herkese gösterelim hatta gazetelere basalım.

anlayamıyorum, gerçekten.
yok, yok gerçekten hiç bana göre şeyler değil bunlar.
buluşup kaynaşmasak da olur,
yok ben almayayım...

26 Haziran 2012 Salı

woody'ciğim sen bunu yapmışsın ama olmamış...


4 yetişkin ve 1 bebek mevcudumuzla seyrettik filmini woody'ciğim.
ınk zınk, olmamış oturmamış.
karakterler ayrı tırt, konu ayrı tırt.
kadro sağlam, yönetmen sağlam ama gerisi yok anacım olmamış.

tavsiye edemiyorum ama
yine de siz bilirsiniz yok ben illa seyredicem derseniz, ben engel olmayayım.

20 Haziran 2012 Çarşamba

bu da benden olsun








günde 1500 kere dinlemeye rağmen hala sıkılmadığımdan,
günün şarkısı takdimimdir...

kim vazgeçti?

biz mi vazgeçtik aşktan?
yoksa bizden vazgeçen aşk mıydı?
sizden adam olmaz, yetti artık diyerek arkasına bile bakmadan mı uzaklaştı yanımızdan?
aşkı tükettik mi, yoksa kendinden mi bezdirdik?
ya da dönüştürüp başkalaştıralım derken suyunu mu çıkarttık?

önce kim vazgeçti,
midesindeki kelebeklerden?
güne coşkuyla başlayıp tutkuyla bitirmek varken,
pijama ve terlik moduna ilk kim geçti?

ne zaman huysuz ve bezgin şirin olduk?

evlilik gerçekten aşkı öldürüyor muydu?
bugün pitikolocik danışman bir arkadaşımla bunu sorguladık.
sosyolocik aile olma kaoslarından dem vurup
az buçuk teknolocik gelişmelere de kanca attık.

sonuç,
...

sonu
...

19 Haziran 2012 Salı

takınya tak tak...

" Takıntıların var mı? Yoksa kim takar takıntıları, sallamışım dünyayı modunda mı yaşarsın hayatı?" demiş ve mimlemiş beni supercellma.

kopya çekeyim ne yazmış diye okudum da yazdıklarını.
görünüşte pamuk gibi şeker bişiye benziyor çok sayılmaz ama az deli değilmiş yahu.
bildiğiniz obsesüf kümülüs bir karakter.
yollarda horon tepip, saat takmadığında nü pozda olduğunu düşünen bir şahsı muhterem.
iyisi mi siz gidin kendiniz okuyun, dedikodusunu yapmak gibi olmasın :)

unutmadan ben de mimleyeyim de,
ben görmedim, duymadım olmasın :)
öyle ekistra mesaj da atmiiyciim. herkes istediği sorudan başlayabilir.

özgün ve anasına (http://esinozgun.blogspot.com/)
afrida aramızda çıtır olduğundan mim olayına sıcak bakacağını düşünüyorum :)
ve sevgili karakitap'a gitsin mim, mom, mummmm...

gelelim bu güzide sorunun cevabına.
takıntılarım var mı?
olmaz mı ?
mesela pembe renge takıkım ben. kılım, uyuzum.
hele kız çocuklarının pembe panter gibi baştan aşağı ton uyumu gözetilmeden giydirilmesine hepten takıkım anacım.
ben de kız annesiyim, sizi anlamaya çalışıyorum ama olmuyor.
pembe, güzel kullanıldığında güzel bir renktir sevgili
anneler, annaneler, babanneler ve teyzeler...
göz zevkime tecavüzden sizi hapse atasım var.
taktım bir kere...

dumansız hava sahasındaki dumanlı bacalara takığım ben.
bir zamanlar ben de sizin gibiydim.
kül nefesli tiksinç kokan.
o zamanki halime ışardan bakıyorum da öğğrk diyesim geliyor.
kapalı otobüs duraklarında sigara içenlere,
açık havadayım, "pöfürderim sanane duman sana geldiyse banane" tavrındaki tüm şahsiyetlere takığım, dalasım var.

çileğe takığım bir de. çilekli çamaşır suyu çıksa alıcam neredeyse. kokusuna da kendisine de hastayım. yiyesim var.

türk dili konusunda takıntılıyım. soru eki -mi'nin ayrı yazılmaması, bağlaç -ki'nin bitişik yazılması deli eder beni.
ha bir de franboğaz diye bir meyve yoktur. frambuaz ve/veya ahududu vardır.
sonuç olarak bendeniz de okulduğu gibi yazılan "frambuazlı ruh pastasıyım".
azıcık dikkat ve özenle dünya daha yeşil bir yer olmaz mı, hı?

sabah kahvesi ve bitter tadelle takıntım var. insan bir yandan alercilerden kaşınırken bitter tadelleye aş erir ki, anlamıyorum. aramızda sado mazo bur ilişki var sanırım. kaşıntıdan ölesim var.

oranın buranın müdürü olmuş ama bir dişini fırçalama alışkanlığını edinememiş, öğretmenim diye gezinen ama çantasına bir roll on dahi atamayan buram buram ter kokan insancıklara da takığım. işte diploma cehaleti alır, eşeklik baki kalır derler ya. bazısına okul da kesmiyor. aile terbiyesi mi eksik desek, otoritesi mi? yoksa hiçbiri mi? ne desem boş, ağlayasım var.

olası acil durumları gözden geçirip, çantamda el feneri, şarjı tam cep telefonu, bir pet şişe su, alerji hapı ve en az bir ağrı kesici,yara bandı, merhem, selpak mendil, defter, kalem, kitap bulundururum. o yüzden sırt çantamla gezerim. çantasız çıkmam abiii :)

bence bu kadar yeter. ürküntü yaratmadan tadında bırakayım.
beni sevin, sevmekten vazgeçmeyin lütfeeen :)

18 Haziran 2012 Pazartesi

çilekli haftasonu...

alerciklerim yüzünden uzak duruyorum bu ara çilekten ve yeşilliklerden.
çivi çiviyi söker derler ya, ruhsal alercilerime merhem olsun diye bol çilekli bir haftasonu geçirdik.
istanbul memleketinden misafirimz vardı. minnak mamuk çilek kardeşim geldi bizi ziyarete.
gezdik, tozduk, evin yolunu zor bulduk.
ama ne iyi geldi anlatamam.
arada yapak kııı, sen gel gene e mi?

tobi jr. babişkosunun babalar gününü kutladı...


annesi de yardım etti biraz :)
bir günlük gecikmeyle olsa da
tüm babaların babalar ve dedeler günü kutlu olsun...

15 Haziran 2012 Cuma

prima bebeğimle büyüyorum...

hamileler, taze anneler ve anılarını tazelemek isteyen tecrübeli anneler lütfen aşağıdaki linke tıklayın ve farklı dönemlerdeki bebeklerin ve ailelerin yaşadıklarına tanık olun.
http://www.youtube.com/watch?v=NhRUOjPVtb4&feature=relmfu
prima çok güzel bir paylaşıma imza atmış,
tebrik ediyorum.
çok faydalı, lütfen videoları sırayla izleyin.
kesinlikle tavsiye ediyorum...

13 Haziran 2012 Çarşamba

başaramadım...

bildiğiniz üzere haves edip, molotow sketch battle'a katılacağımı bildirmiştim.
yarışmadaki başarsızlığımdan değil de katılamayışımdan bahsediyorum.
sen haftalarca yayıl, yumurta kapıya gelsin.
son gün, son saatler çılgınlar gibi tamamlamaya calış,
tam tara gönderime hazır ol, dakika farkıyla sitedeki katılım formunu kaldırsınlar.

benden size tavsiye işinizi gücünüzü son dakkaya bırakmayın, benim gibi böyle şaşakalmayın :(

ama kazanmak değil katılmak önemliydi manasında,
katılmaya niyetlenip uğraşmak da önemliydi :D
yarışma konusu rengarenk molotow yazmak ve
tasarımın yapımını 4 aşamalı olarak kaydetmekti.
molotow ile paylaşamadım muhteşem çalışmamı ama sizlerle paylaşayım dedim.


grafiti çekirgesi olarak senseimden;
"hiç fena değil tobi abla, doğru yoldasın" övgüsü bile aldım.
sensei gibi olmak için daha kırk fırın ekmek yemek gerekiyor ama diyetteyim, hahahah.
evet evet iğrencim :)

5 Haziran 2012 Salı

bin doz öfke...




Öfkeden delirdim
Bir boğa gibiydim

Çirkin sesli bir politikacı
Üçüncü sayfaya düşmüş bir katil

Ne önüme bakıyordum
Ne arkama,
Varsa yoksa
Bilendikçe bilenen
Zihnim

Sonu gelmiyor diye ağlıyordum

Sonu gelmesin diye
Saplıyordum iğneyi
Bin doz öfke
Bin doz bela

Şimdi bir meleğim
Huzurlu ve sakin
Beni üzenler ölmesin
Ama

Sürünsünler karanlık zindanlarda

Ne önüme bakıyordum
Ne arkama
Varsa yoksa
Bilendikçe bilenen
Zihnim

Sonu gelmiyor diye ağlıyordum
Sonu gelmesin diye

Saplıyordum iğneyi
Bin doz öfke
Bin doz bela

diyor, melis danişmend.
dinleyiniz...

4 Haziran 2012 Pazartesi

o loooo :)

tobi jr. herşeyi taklit ettiği bi dönemden geçerken,
minik dudaklarını büzerekten o loo demeye başladı.
onur mu diyor derken elini kulağına dayadığını farkettik.
meğerse böcük su alo demekteymiş.

senin adın ne dediğimizde "azzya"
annenin adı ne dediğimizde "ayyye" ,
babanın adı ne dediğimizde "babba" diyor.

"anne ya da baba nerede?" dersek, parmakla işaret ediyor.
ortamda yoksak "yok" diyor.
akşamları internette konuştuğumuz için,
"annane nerede?" deyince bilgisayarı gösteriyor.
"annane nasıl yapıyor?" deyince de "öhö öhö" öksürük taklidi yapıyor cingöz :P
çok güzel "deddde" diyor.
bunların dışında sabah uyanınca ilk "annne" diye sesleniyor.
sultanı yataktan kaldırmaya gittiğimizde de perdelere "aç" diyor.
hemen arkasından da "attaa" geliyor.
çok gezenti bizim kız çook.

kuzumla şarkı söylüyoruz. bana eşlik ediyor.
"kağga gaak" diye.
"aaç, çiçi" diye doğa tanımlaması yaparken pisi pisi die de kedi çağırıyoruz.
ama köpek gördü mü çok tatlı oluyor.
"ho ho" diyor eliyli işaret ediyor ama köpek yaklaşınca kollarını saklayıveriyor.
venüs yaladığından beri, köpekler söz konusu olduğunda biraz temkinli.
sanırım huylandı biraz.
dedesi "tavuklara gidelim" deyince "epmek" istiyor minnoşum.

bilmediği bir beş vakit namaz diyordum.
ezan okunurken hemen amin deyiveriyor.
oysa ki iki defa "amin amin yapıyor amca"demiştim.
sünger bob, hemen emiverdi işte.

Allah kuzumu nazarlardan saklasın,
çok sosyal ve çok böcük oldu çoook :)

1 Haziran 2012 Cuma

güle güle ejder, hoşgeldin kapiçino...

yaklaşık yarım saat önce sevgili ejderle yollarımızı ayırdık.
tobi jr. büyüdüğü, onunla birlikte eşyalarının ve ihtiyaçlarının da büyüdüğü
yeni bir hayata sahip oluduğumuzdan,
vefakar dütümüz ejder bundan sonraki seyir hayatına
başka bir aileyle devam edecek.

yaklaşık 3 senedir bizim kahrımız çekip sırtında taşıyan
2003 model ford fiesta modeli ejderimize huzurlarınızda teşekkür etmeyi bir borç bilirim.
kendine dikkat et ejder, yolun açık olsun...

1+1 ejder gidince ne yapacağız sorunsalına çareyi "kapiçino"da bulduk.
ejderden sonra kendilerine 4+1 muamelesi yapsak, çok yerinde olur.
bugün babişkomuz evrak işlerini tamamlayabilirse yeni düdütümüzü getirecek.

kazasız belasız, hayırlı yolculuklar yaparız inşallah, kapiçinoyla.
renginden dolayı geçici ismi balkaymak koymuştum ama oy birliği ile kınandım ve veto edildim.
şimdilik kapiçinoda karar kıldık bakalım :)

buluştuk, kaynaştık...

salı akşamı işten çıktım, koştur koştur beyimle küçük bir işimiz vardı onu hallettikten sonra
babişkomuzla vedalaşarak teyzemiz ve tobi jr. ile FSM Leman Kültür'ün yolunu tuttuk.
tabi sosyal hayata karışmayan bir biz varmışız.
TiyatOR'un güzelleri ve dadaşları hemen girişte bizi karşıladılar.
"ay, bu kız ne çok büyümüüş, hakikaten teyzeye benziyoo" nidaları arasında,
"ben de iyiyim, çok sağolun kızlar"' dediğimde sevgili gözdem bana;
"ayy, çekilsene kızım yaa saçlarından göremiyorum güzelliği" dedi.
susakaldım desem yalan olmaz.
"piki madem ben aranızdan çekileyim" diyerek bir de,
mimiksel duygu sömürüsü yaparaktan birazcık ilgi çekmeyi başardım dersem, yalan olmaz.

kızlarla vedalaşıp, zirveye dogru ilerlemeye başladık.
bu Leman epey büyük bir yermiş meğerse 3. kata ulaştığımızda,
kalabalık ve bol gürültülü blogır masasını bulmakta pek zorlanmadım.
kalabalığı görüp,
asosyal yanım coşunca biraz ürküp nasılsa beni tanımıyorlar geri mi dönsem diye düşündüğüm sırada
smilena ile gözgöze geldik.
kendisiyle daha önce tanışmasak da ben onu, sevgili öziciğim ve bloğu sayesinde çok iyi tanıyordum.

deriin bir nefes alıp masaya yürüdüm.
"ay tobicim sen bu çeneyle nasıl yani?" demeyiniz.
arada çekinik genlerim hortluyor işte.

daha masaya vardım, selam ben ayşe deniz derken,
bir anda bütün masa ayağa kalktı.
fotoğraf çekilme sırasına denk gelmişim, meğerse.
dakka bir gol biiiir.
elimi kolumu nereye soksam derdinde ve şaşkınlığındayken bir kaç kare içinde
tüm dağınıklığımla görüntülendim.
bütün fotoğraflarda blur efekti ile yer alma isteğim kabardı.
moda ikonları görseler beni suratıma tükürürler herhalde.
o dakkadan sonra "anneyim, entelim ben" falan diye
belki beni görmezden gelirler diye umut etmekten başka bir çarem kalmadı.

kuzumu teyzesiyle başbaşa yemek telaşına terk ettikten sonra
amaan dedim ilk izlenimle sıçtık bari sevecenlikten yırtayım diye attım kendimi sohbet diyarına.
sevgili maya ve annesi, semi ve elbetteki taze anne adayımız elif 'in sıcacık sohbetleriyle çekinik genlerimi bir güzel üzerimden silkeledim ve
sosyal tobi olarak geceyi bitirdim.
bir sürü yeni blogır ile tanıştım, üniversiteden sevgili Elif ile karşılaştım. tabi önce o beni tanıdı, benim jeton sonradan trink etti. her zamanki gibi sevecen ve alımlıydı.
heey gibi blog dünyası sen nelere kadirsin, kimleri tanıştırıp, kimleri buluşturuyorsun?

işte o akşamdan birkaç kare sizlere.
cok hayın bir insan olarak, içinde olmadıklarımı seçtim hihoha :D



LinkWithin

Related Posts with Thumbnails