26 Kasım 2010 Cuma

"mahfel" SATILAMAZ...



yıl 1994.
henüz lise son öğrencisiydim. yarım dönem önce Bursa'ya taşındığımız için pek kimseyi tanımıyordum.
hafta sonu üniversiteye hazırlık için Tan dershanesine gidiyordum.
kıvırcık saçlarımı ortadan ayırdığım, her nedense kambur ve kafam önde, walkmansiz dışarıya adım atmadığım zamanlarım.

bir gün dershanedeki ders çıkışı arkadaşlarımla mahfel'e gittik. 1-2 saat oturduk ama fazla konuşmadık. hep dinledik, seyrettik. yan masamızda oturan üç kişinin yaş ortalaması yaklaşık 70 civarları, bizim masanınki ise taş çatlasa 16.

ne zaman kafam dağınık olsa, soluğu mahfelde alırdım. sessizce oturup, sıcak bir çay eşliğinde çevremdekileri izlemeye...

salaş ve kendine özgü bir havası vardı, mahfel'in. birgün mahfel'i yaktılar. güya elektrik kaçağıymış. hiç inanmadım.
yandığını televizyondan seyretmiştim. içim cızlamıştı.
yarısı gitti, yarısı kaldı. giden yarısını mado yaptılar.
kalan yarısını da şimdi kebapçı yapmak için uğraşıyorlarmış. yeni duydum yine cızladı içim.
işe yarar mı bilinmez ama,
cumartesi saat 17.00'de çay içme eylemi'nde setbaşı-mahfel'de olacağım.
mahfellilere duyurulur...

mahfel'in satış habeerleri medyada da yankı bulmuş durumda. ne mutlu ki, birileri de bizim gibi mahfel'e ve tarihe sahip çıkmaya çalışıyor;
Peki Mahfel’le ilgili kaygılar yersiz çıkmazsa ne olur?
Orhan Kemallerin, Oktay Akbalların, Sebahattin Alilerin uğrak mekanı asırlık tarihi çınar Mahfel, göz göre göre yok olur.
Bu biirr…
Kentin en değerli bölgelerinden biri olan ve yeşil alan olarak gözüken güzelim bölge, birilerine peşkeş çekilmek suretiyle ranta açılır…
Bu ikii…
Bursa’nın merkezinde nadir yeşil alanlardan biri katledilerek, yerine beton yapılar yükselir.
Bu da üççç…
Yani, tarihimizi yok eder, mirasımıza ihanet ederiz.


diyor, Mustafa Özdal.

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails