26 Kasım 2008 Çarşamba

ağlamaya gittim...

çantamda gozyaşı ve sümük mendilim, işten koştura koştura zafer plazaya seansa 20dk kala yetiştim. yeme içme salonunda, diyette olamama rağmen, ateşin çağrısına kulak verip, burger king mamülleriyle masayı donatan sevgili arkadaşlarım ve sevgili sevdiceğimle buluştum.
bir an içim gitse de; iradeli davranarak, bilakis'in  ızgara tavuk salatasında karar kıldım. jet hızıyla yenen bir akşam yemeğinden sonra, aynı hızla gösterim salonunda yerlerimizi aldık.
filmi gören çoğu (bayan) arkadaşım ağladıklarını söylediğinden, hazırlıklı gittiğim halde; mendilimi sadece lavabo sonrası ellerimi kurulamak için kullanabildim. 
ben mi duygusuzum yoksa; beklentiler, hayalkırıklıklarını mı doğuruyor?

belki de, 
kimileri;
ada ya da alper olduğu halde;
bilinçlerinin altlarına tepiştirdikleri acılarıyla yüzleştikleri için gözyaşlarına boğuldular...
kimileri;
ne ada, ne de alper oldular hayatlarında; sahip olamadıkları tutkulu aşkın özlemiyle kavruldukları için ağladılar...
kimileri; 
sadece romantik oldukları için, birkaç damlayla ayrılığa kayıtsız kalamadılar...
kimileri de;
ada ruhuna sahip olup da, alper gibilerden kılpayı kurtulduklarından;
alperin yıllar sonraki halinden, garip bir haz duydular...
bilinmez...

2 yorum:

özii dedi ki...

Çok mu abartmışım , kızmadın umarım :))

Fazla duygusalım kabul ediyorum.

aysedeniz dedi ki...

ay yok, bence guzel filmdi, keyifliydi, cagan irmak gene dokunmus hayatlarimizdan biryerlere inceden. ben romantik sinifindanim birkac damlalık da olsa,son sarilma sahnesi bogazimin icinde yumruk gibiydi. ama alperi Sinan Tuzcu oynasaymis aglardim kesin :)

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails