25 Mayıs 2009 Pazartesi

kaç yaşındasın?

soruyorlar bi de utanmadan, kaç yaşındasın diye.
beynimden geçen olası cevaplar;
-sanane.
-senden en az 3 yaş küçüğümdür ;)
-yaşın ne önemi var, mühim olan insanlık :P
-ben sana suratındaki sivilcelerin sebebini soruyor muyum?
-20-30 arası, çok mühim değil.
dile getirdiğim cevap;
-29,5.
bi de sağlama yapıyorlar, "o zaman 80'lisin"diye, hiç sesimi çıkartmadan geçiştiriyorum :))
bilip de soranlara da "ya banane yaaa, ben eylül doğumluyum, 29,5 sayılıyoruuum işte yaaaa" mızık modeline geçiş yapıyorum.

istediğim kadar, gencim daha desem de, yaşlanmışım, cumartesi anladım.

herşey küçükyalı sahil yolundan bizi toplayan mustiyle başladı. önce çantalarımızdan kurtulduk. sonra meşhuuur mahmutbey kanatçısına doğru yola çıktık. sevdiceğimin çocukluk arkadaşları ve tek hatun kişi bendeniz. aslansütü eşliğinde tıka basa tıkındık. abartmıyorum 5 kişi 2 büyük ve en az 8 porsiyon kanat. mmm lezizdi. peynir, salata eşliğinde semirdik. arkasından da o meşhur tatlıları birkaç porsiyon olarak bize eşlik ettiler.
ardından musti ve dadaşlarının kalan kısmının yanlarına gittik. ataşehir chicago bulls.
yerleştik doğum günü masasının kıyısına. mekan büyük, sahnede bir grup. ilk anlarda anlamadık neyle karşı karşıya olduğumuzu. biraz kulak kabartalım dedik, abiler bizi alıp götürdüler bambaşka diyarlara. en son "bu gece de bizden bu kadar"dediklerinde baktık saate. 02.30. group yol, muhteşemdi.
bursa'ya gelsinler istiyorum. kat3'e istek yapıcam, gerekirse dilekçeyle başvurmayı bile düşünüyorum.

grup süperdi, ama her güzel şeyin olduğu gibi bu müzik ziyafetinin de sonu geldi. eve dönmek için erken dediler. haydii fener sahiline. rakı sonrası bira ile ben oldum çapraz adımlı bir maymuncuk. böcüğüm, musti, kağan, batur batu, ben ve diğerleri, beşiktaş marşları eşliğinde vardık, denizin kıyıcığına. ben orada biramı yarım bırakarak sade türk kahvesine geciş yaptığımda farkettim ki saat 5' e geliyor. mızıklanmaya başlamıştım ki, haydi çorbacıya dediler. tuzlama, işkembe vs'den sonra. "şişşşt, aman ha uyandırmayalım uyuyan güzeli"diyerek, parmak uçlarımızda eve geldiğimizde sabah 6 olmuştu.

nasıl yattım hatırlamıyorum, öğlen kalktığımda da nasıl olup da o saatlere kadar dayandığımı hatırlayamadım." aman canıııım, o kadar da zor değilmiş bunca yıldan sonra gecelere akıp, sabahlara varmak" dedim ama sonra yuttum.

15,30 gokhan ve ozlemin nikahı ardından yemeği derken, dün gece 01.15te servise bindiğimizde uykuya dalıvermişiz. sürünerek kartalda otobüsümüzü bekledik. otobüs 02.00de hareket ettiğinde biz çoktaaan uyumuştuk. sabah 5,5'ta nihayet yatağımıza kavuştuk. 9,30 da kalkıp, ayılıp 10,30'da ofise gitmeyi başardım ya, ben bile kendime şaşıyorum.

yaş otuz, ben bitmişim :))

oooo, saat kaç olmuş. başım zonkluyor ve ben yatağa doğru yol alıyorum.

4 yorum:

Gökşen dedi ki...

Ben okurken yoruldum, sen tabii ki bitersin : )

yazılarını kaçırmamaya çalışıyorum ama yorum bugüne kısmetmiş, merhabalar :)

frambuazlı ruh pastasıyım dedi ki...

hehehe sen bi de beni konusurken gorsen, kesin yorgunluktan bitap dusersin:P
merhabalar, efendim. hoşgelmişsiniz. bundan sonra daha kısa ve vurucu yazmaya gayret edecegim söz:))

gksk dedi ki...

yok artık tüm bunları yapıp bir de yaşlandım deme. evlenmeden önce sabahlara kadar içip sabah ise gelip bir yorgunluk hissetmeden çalışıp aksam tekrar alemlere akan biz şimdilerde 9 da esnemeye başlıyorum. dışarı çıktıysak anca gruba iki üç parça tahammül edip yatağa kendimi zor atıyorum ertesi günü hiç anlatmayayım. ve tüm bunları yaşadığım yaş 24. kocam 30 yaşında benden genç. sanırım problem bende :)

frambuazlı ruh pastasıyım dedi ki...

yaaa yas 24 ve bitiksin öyle mi? gidip kan şekerimizi falan ölçtürelim bence. olmayacak böyle:P

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails