7 Nisan 2010 Çarşamba

"ağrı"nın derinliğini bilir misiniz?

peki ya acının derinini, en dibini...
kim olduğunu, neler yaşadığını bilmediğiniz halde, küstünüz mü bir kimliğe?
adını bile ağzınıza almadan, yok saydınız mı varlığını?
ve nihayetinde insan olduğunuz gerçeğiyle yüzyüze kalıp, utandınız mı kendinizden?
sorularımı soruyorum ama ben bile cevap veremiyorum.
basmakalıp düşüncelere bağlanmışlığımla yüzleşiyorum.
tarafsızım deyip de, gizliden bir taraf oldurulduğumuzu keşfediyorum.
aslında taraf olamayacak kadar bilgisiz olduğuma şaşıyorum.

daha çok okumak, öğrenmek, bilmek; suskunlukların ardındakini bulmak lazım geldi bana.

ece temelkuran,
"ağrı"nın derinliğine inmiş.
kendi deyimiyle "bu meselenin entellektüel endüstrisi"nin içine girmek istememiş.
tanıklarla, röportajlarla; ılımlısıyla, aşırısıyla, milliyetçisiyle, insanıyla anlatmış.
yaranın kabuğunun nasıl kalktığını, nasıl için için kanadığını...

önyargılarım yok, demeyin. muhakkak vardır.
benim varmış, kendimdeki kara deliği okudukça farkettim.
sırtınızı dönüp, asırlık suskunluğa gömülmeyin. dile getirmek zorunda değilsiniz,
sadece okuyun...

tavsiye ediyorum.

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails