12 Nisan 2010 Pazartesi

akşam 5 çayına film izlemeye bekleriz...

ne demek, ne demek?
aaa ofisimiz her türlü hizmeti vermektedir.
cafe-restaurant ve etüt merkezliğinin yanında dvd kulübüyüz.
bugünkü gösterimimizde "neredesin firuze" var.

facebookta üç dakikalık video izlemek falan kesmez bizi. "ooo, saat de 5 olmuş, ay canım da işten nasıl sıkıldı? dur bi film seyredeyim de kendime geleyim." diyen varsa bize bekleriz. müşteri mi, amaaan beklesin canım. sizin film keyfinizden daha mı önemli? haşa...

yorulmuşsunuz, yorgunluktan bir deri bir kemik kalmışsınız. isterseniz iskender de söyleyeyim size, bol tereyağlı, ooohh miss. biliriz her yemeği sevmezsiniz. taywanlı kadrolu masörümüz de az sonra gelir. beraber bi çay demleriz.
nasıl?
ne zahmeti canım, biz sizin paşa gönlünüzü eğlemek için varız. ofis mi, iş mi, bırakın canım şimdi bu tatsız mevzuları. cumhuriyetimiz sizin için var. alın canım, tepe tepe kullanın. sizden mi değerli aaa...
aa film sarmadı, uykunuz mu geldi? henüz bi çek yat alamadık, devlet başkanımızın odasına. ee iki kişlik koltuğunda yatıyorsunuz, endişeleniyorum, bir yeriniz tutulacak diye. siz en iyisi, eğitim yalanını atıverin gene. hatta yalana bile gerek yok. nasılsa karışan, görüşen yok. devlet büyüklerimiz cuhmuriyet dışındalar, 6'ya kadar bekleyip ne yapacaksınız? 15dk. bile erken çıksanız kardır.
bugün de, bizimle olma şansını bizlere bahşettiğiniz için minnettarız. hakkınızı nasıl ödeyeceğiz bilemiyoruz, vallahi...


bir an önce hafta sonu gelse de, herşeyden uzak bi kafamı dinlesem...
çiçeli böcüklü bahar gelemedi yerine cinnetli baharı yolladı.
yummaktan gözlerim ağrıdı artık. huzur istiyorum, uzaklaşmak istiyorum.
sık dişini tobi, az kaldı.
izmir seni bekliyor, dayan...

Hiç yorum yok:

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails