28 Nisan 2013 Pazar

gitmek üzerine...

bu sabah misi köyüne kahvaltıya gittik kızlarla. görünürde 4, realitede 6 kişiydik.
bayan göbişlerle günümüz ve gelecek kaygılarımız üzerine uzuuun uzuuuun sohbet ettik.
birken iki olmak sonra skoru üçlemek hatta dörtlemek hususundaki gösterilecek üstün cesaretten bahsettik. konuştuk, dertleştik, paylaştık. güzel ve anlamlı bir gündü.
eve geldiğimden beri adaptasyon sorunu yaşıyorum. rahatlamam gerekirken daha tahammülsüzüm. tobi jr. ile gereksiz bir inatlaşmaya girdim. o, kazandı. büskivi tabağı hala yerde duruyor. 2 yaşındaki yavru ergenimizle ilk çatışmamızı kaybettim. yenilginin üzerine üzerime bir durgunluk çöktü ki sormayın.
boşvermişliğimi de cebime koyup gidesim geldi.
eskiden cumartesi akşamları birlikteliklerin rengini belli ederdi. iki sevgili cumartesi gecelerini birlikte programlamıyorlarsa bu yakın bir ayrılığın işareti olurdu. hatta böyle bir cumartesinin ardından terkedilmişliğe şahitlik etmişliğim de vardır.
35 yaşındayım.
şairin dediğine göre yolun yarısındayım ki, şanslıysam.
5 yıldır evliyim, 2 yaşında dünyadaki herşeyden kıymetli bir kızım var. dünya bir yana o bir yana.
35 yaşındayım ve yolun muhtemel yarısına gelmiş olmanın ağırlığından mıdır bilemiyorum, bir kopuşa şahitlik ediyormuşum gibi geliyor bazen. bedenimin yükünü taşıyamayan bir ipin ucunda uçurumun kenarında sallanıyormuşum da ipin liflerinin birer birer ayrıldığını hissediyormuşum gibi.
"bir ara sokakta ölmüşüm, dün.
öylesine yani" gibi.

güneşin aydınlattığı günde, anlamlı dizelere sahipmiş gibi dörtlük yazmaktan bahsederken,
gecenin karanlığında ikilik mısralardan ziyade tekil cümlelerden oluştuğumu farkediyorum.

ergenken iki ismim olduğundan iki farklı kişi olduğum inanır, herşeyin bana karşı olduğuna inancımı körkütük besler, bir de bu ikiliğin yarattığı kara dumandan zevk alır, içime çekerdim.
çünkü öylesine özel biri olduğumu düşünerek mutlu olurdum.
erdim yetiştim kendimce ve etken yetişkin olduğumu sanarken aslında edilgen erişken olduğumu görüyorum şimdi. bukalemun gibi uyumlu olmak adına sürekli kabuk değiştiren, içindeki gerçek hislerle hindi gibi kabaran, çatal diliyle susup susup arada tıslayan ve başaşağı durmaktan mürekkebini akıtan tükenmez olarak adlandırılan tükenir bir kalem gibi hissediyorum.

yok, yok regl olma arifesi değil buna sebep.
evet üç beş sivilce çıkarttım ama bahar alerjisine veriyorum şimdilik. hormonal dışavurumun arkasına gizlenmeyeceğim bu sefer.

ne düşünürseniz düşünün.
kimsenin ne diyeceğini umursamadan, teselli beklediğimi sanmanızdan korkmadan kırk yılda bir yazasım geldi işte.
dedim ya, bu gece biraz aydınlık buralarda.

şimdi "game of thrones" izleyip, ejderhalarım olsa ne manyak bişi olurdu hayalleri kurarak uyumaya gidiyorum.
winter is coming...

2 yorum:

özii dedi ki...

Bir değil iki değil defalarca yaşanıyor bu durumlar. Atlatılıyor elbet ama senden birşeyler alıp götüdüğü de gerçek...

kara kitap dedi ki...

11 yıllık evli ve 8 yaşında bir çocuk annesi olarak anlıyorum galiba seni.eminim vardır dertleşecek dostların ama eğer anlatmak istersen bir mail uzağındayım.yalnız değilsin bil istedim.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails