30 Nisan 2013 Salı

kriz çakışması

ailece krizlerdeyiz.
evimizin gerilimi hiç bitmiyor. 2'den 37'ye aksiyon dolu dizgin.

dün gece ikiye doğru evin iki keçisi uzlaşılmaz bir inatlaşma içine girdiler.
tobi jr. ağlayarak uyanmış, "annemle uyuyacağım" diyor, babamız "hayır, cici kızlar kendi yatağında uyur" diyor.
bense sabırla uzlaşma anını bekliyorum bana bir ömür gibi gelen ama en az 15 dakika suren ağlama ve zırlamanın arkasından olaya dahil olmak için iki defa odaya gittim.

kriz başka bir ikili olana babamız ve bana sıçradı. "şimdi girersen bu kadar şeyin anlamı kalmaz"mış, müdehale etmemeliymişim.
ben de "o daha iki yaşında, bu kadar ağlatmanın alemi yok, bu artık eziyet etmeye giriyor" hışımla odaya girdim kızımı kucaklarken, eşim de hışımla dışarı çıktı.
ne dediğini anlamasam da bir süre söylendiğini farkettim ama üzerinde durmadım. minikkom hala hıçkırarak bişiler anlatmaya çalışıyordu.

kuzumu göğsüme yatırarak sakinleştirmeye çalıştım, susmasını ve sakinleşmesini söyledim.
"tamam annecim, sen bir sakinleş, konuşacağız seninle" dedim.
5-10 dakika sonra tatlı tatlı "baban senin iyiliğin için söylüyor canım, abla olmak için kendi yatağında yatman gerekir. hem senin için daha faydalı" falan dedim
ama bu sefer ben kucağında uyuyayıma döndü olay.
bir de babaya çok içlenmiş, "sürekli babam izin vermedi, babam kıjdı" deyip duruyor.
nereden aklıma geldiyse sıdıka isimli, köyde yaşayan küçük kızın görevlerinden bahseden bir hikaye uydurmaya başladım.
sıdıka'nın annesinin, babasının ve kendisinin görevleri hakkında bir ödevi varmış.
sıdıka da bu ödev için babasından yardım istemiş. babası da annesinin görevlerini ve kendininkilerinkini anlatmış.
sonra da sıdıka'ya onun görevinin yemeklerini yemek, derslerini yapmak ve uyumak olduğunu anlatmış."
bu arada miniğe arada sorular soruyorum gözler kapalı ama uyumak yok.
"neymiş annecim, bak sıdıka'nın babası ne demiş, duydun mu? herkes kendi yatağında yatacakmış." "hayıl, ben kucağında uyucam"

sonra sıdıka'nın babası taktik değiştirip başka bir hikaye anlatmaya başlamış. ;)
"bak sıdıkacığım, perileri biliyorsun izliyorsun demiş. tinkerbell nasıl işçi periyse, su perisi, bahçe perisi hatta diş perileri bile var. bir de büyüme perileri var. sen uyuyunca yanına gelir sana şarkı söylerler. böylece daha hızlı büyürsün, saçların da boyun da daha hızlı büyür, dişlerin daha sağlıklı olur" demiş.
bizimkinin gözler açıldı, böcük böcük bakmaya başladı. dikkati çekmeyi başardık.
"ama bu periler her zaman gelmiyorlarmış. özellikle sen uyuduktan sonra geliyorlarmış, bir de yalnız uyuyor olman gerekiyormuş.
çünkü sadece çocukları büyütüyorlarmış. anne ve babalar zaten büyükmüş. şarkılarını sadece büyümesi gereken çocuklar için söyleyebilirlermiş."
"o yüzden senin odanda, kendi yatağında uyuman gerkiyormuş asyacığım, baban da bu yüzden sana ısrar etti.
büyüme perileri gelsin de sna en güzel şarkıları söylesinler diye. tamam mı annecim ne yapacakmışız şimdi?"
"senin kucağında uyuycam, şonra kendim yatağimda uyuycam, periler şarkı söyleyecek."
evet aferin, şimdi ben bir şarkı söyleyeyim de sen uyu, olur mu? haydi tatlı rüyalar, tatlı büyümeler kuzucuk"
dedik ve 5 dakikaya kalmadan kuzu uykuya teslim oldu. onu yatırdıktan sonra bir süre koltukta oturdum bir iki defa uyanıp "oturuyor muyum" diye sordu,
"buradayım annecim sen uyuyunca içeri gidip yatacağım ben de" dedim. "mamam" dedi ve nihayet sabah 4 gibi derin bir uykuya daldı.
sabah kalktığımda da hala yorgun ve mışıl mışıl diye uyuyordu.

sonuç, son 3 gün içinde yaşanan ikinci 2 yaş krizimiz bu. bir pedagogdan yardım mı istesek diye düşünmeden edemiyorum.



çocuklarda 2 yaş sendromunu anlatan Sn. Serap Duygulu'nun sitesindeki değerlendirmeleri bir süre uygulayıp beceremezsek de profesyonel yardım almayı ciddi ciddi düşünüyorum, haydi baklalım hayırlısı...

"Bu dönemde çocukla inatlaşmak, hiçbir yarar sağlamayacağı gibi işleri daha da zorlaştırabilir.
Aile ortamında geçerli olan disiplin kuralları ne ise aynı şekilde devam edilmeli, ancak çocuk üzerinde zorlayıcı olunmamalıdır.İnat eden çocuk aynı zamanda hırçınlaşabilir ve kendini
yerden yere atarak ciddi öfke nöbetleri geçirebilir.Böyle zamanlarda ebeveynlerin tutumu çok önemlidir.Bu öfke nöbetlerinin geçmesini beklemek ve çocuğun üzerine düşmemek ilk çözüm önerisidir.
Aslında amaç, inatlaşmanın öfke nöbetleri haline gelmeden çözümlenmesi olmalıdır. Ebeveynlerin sıklıkla yaptığı yanlışlardan biri, inat eden çocuğun istediğini yapmaktır. Böylelikle çocuk, ağlayarak, inat ederek, hırçınlaşarak istediğini elde ettiğini görecek ve her zaman, her koşulda bunu bir davranış kalıbı olarak sergileyecektir.
Oysa, öncelikle inat eden çocukla konuşmak, onu ikna etmeye çalışmak ve dikkatini başka yerlere çekmek etkili bir yöntemdir. İnat eden çocuğun birincil amacı annesinin ya da bulunduğu ortamdaki insanların dikkatini kendi üzerinde toplamaktır. Tutturmaya başlayan çocukla konuşmak ona “ benim için değerlisin, sana önem veriyorum” demektir. Ancak bazen, çocuğun inadını kırmak ve onu sakinleştirmek mümkün olmaz.Bu durumda çocukla tartışmak veya azarlayarak, kızıp bağırarak birşeyleri kabul ettirmeye çalışmak yarar sağlamaz.Belki sadece o an için korkarak susar ya da çok daha şiddetli ve ciddi tepkiler verir.Öfke patlamaları yaşayan çocukla konuşmaya çalışmak boşa çaba harcamaktan öteye gitmez.Böyle gergin anlarda susmak ve mümkünse çocuğu güvenli bir ortamda yalnız bırakmak en iyi çözümdür.Ağlayan ve inat eden çocuğa onu anladığınızı ama bu ağlamanın ve tepinmenin yararı olmadığını söylemek ve sakinleştiğinde oturup konuşalım demek çok etkilidir.Böylece çocuk, bu davranışlarının sizi etkilemediğini ve isteklerini bu şekilde yaptıramayacağını görecektir.Bunları söylerken çok kararlı ve sakin olmak gerekir.Gerçekten de durum normale döndüğünde yani çocuk sakinleştiğinde onunla konuşmalı ve ortak bir çözüm yolu bulmalısınız.Konuşurken ‘ben’ dilini kullanmak, ‘böyle bağırıp ağladığında, ne istediğini anlamıyorum ama konuşunca ne güzel anlaşıyoruz’ demek doğru davranış kalıpları oluşturmasında teşvik edici olacaktır.Her çatışma ve inatlaşmada aynı kararlı ve tutarlı tavrı göstermek temel kuraldır.Ebeveynlerin tutumunun çocuğun gelecekteki davranış ve kişilik özelliklerini belirleyeceği unutulmamalıdır.
Çocuklar bitmek tükenmek bilmeyen bir merakla her konuda soru sorarlar.Her şeyin nedenlerini öğrenmek isterler.Bu nedenlerin doğru açıklanması inatlaşma ve çatışmaları engellemek açısından çok önemlidir.


Genel olarak bakıldığında pek çok sorunda olduğu gibi çocukla konuşmak,ona önem vermek sorunu daha sorun haline gelmeden çözecek sihirli noktadır.
Kendisine açıklama yapılan çocuk önemli ve değerli olduğunu fark edeceği için daha ılımlı ve uyumlu davranacağını söylemek mümkündür.
Küçük çocuklar ve inat üzerine yapılan araştırmalarda; ailesi içinde önem ve değer gören,söyledikleri dinlenen ve kendileriyle konuşulan çocukların sosyal uyumlarının, böyle bir eğitim tarzı benimsemeyen ailelere oranla çok yüksek olduğu görülmüş.
Bu çocuklar yetişkin olduklarında da gerek eğitimdeki başarılarıyla,gerek toplumsal uyumlarıyla göz dolduran çocuklar oluyorlar.Aynı zamanda arkadaş ilişkilerinde mutlu ve doyumlu oldukları gibi başkalarıyla empati kurma becerileri de oldukça yüksek oluyor."

1 yorum:

özii dedi ki...

Canım benim allah kolaylık versin, zor bir dönem . Yardım almak işe yarayabilir ama bilmediğiniz çok farklı bir şeyler söyleyeceğini sanmıyorum. Yinede denemeye değer...
Kıyamam ben o böcüğe.. İçim acıdı o ağlamaya..Tamam babişko da haklı ama rüya görmüş , korkmuş olabilir sana ihtiyacı olabilir bu her akşam olmadıkça sıkıntı yaratacağını sanmıyorum . Öpüyorum ...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails