20 Nisan 2009 Pazartesi

hayat geçip gidiyor...

sabah  sürüne sürüne kalktım, bi baktım saat neredeyse 18.00 olmak üzere. gün koştura koştura gidivermiş bugün. hafta başı stresi ve ofis çılgınlıklarıyla dolu. 

aslında günün bitmesi güzel, evime doğru yola çıkma zamanım yaklaşıyor. ama her gün böyle bitiverdikçe hızlı hızlı, hayatım ellerimden kayıp gidiyormuş gibi hissediyorum.

hani derler ya, sayılı gün çabuk geçer, diye. 
bir sonraki ayın başını daha bu aydan beklediğimizden midir,  bir ay deli bir hızla bitiveriyor, yitiveriyor. maaş için çalışıyor, çalışmak için yaşıyoruz sanki. 

neden ofis bezgini olduğumu sorgularken farkettim de, koştururcasına geçen zamanımın katili bu ofis / ofisler...
haziran ayında bir senemi dolduruyorum. eskiden o bir seneyi geçirmek ne kadar uzun gelirdi. mesela hiç  18 yaşıma gelemeyeceğimi düşünürken, yaş geldi 30'a. 
sonbahar yağmurlarında yazı özlerken, bakın şimdi neredeyse yaz geldi.

çocukken dedeler, annaneler derlerdi; "ah bu ömür ne hızlı geçti, hiç yaşanmamış gibi..." diye. ne dediklerini şimdi anlıyorum.  hiç yaşanmamış yıllar yaşıyoruz farkedemeden, sonra bir bakmışız herşey yalanmış, ömür geçip gidivermiş.

sonra sayısal diye tırmalarım tabi, bi çıksa da rahatlasam diye...
sanki, zamanı satın alabilecekmişim gibi.

olsun zamanı satın alamasam da boş zaman satın alabilirim. 
sevdiceğimle bir ege kasabasına yerleşip, organik domates, salatalık yetiştirir, dağ tepe kekik toplar. mis kokulu yemekler pişiririz dostlarımıza, sevdiklerimize.

belki küçücük bi bağda üzüm yetiştirir, şarapçılığı öğrenir, kadehlere sevgi dolu sohbetleri akıtırız.kıştan şikayet etmez, çıtır çıtır sobamızın karşısında kestane keyfi yaparız bol bol. 

görmek istediğimiz yerleri haritada işaretler, üç ayda bir pırrr uçuveririz, şu banka reklamındaki gibi.
hayali bile güzeeeel...

gerçek hayata dönelim, 
işler yetişsin, müşteriler fuara gitsin, patronlar ne yaparsan yap mutlu olmasın, gün bitsin, eve gidilsin.  
çalışılsın ama gene de yaranılamasın bi de "bak bakalım çevrene, kaç koca var tanıdığın benim gibi yardım eden" diye laf yensin. 
roller kesilmiş, biçilmiş, paylaşımlar; yardımlaşma adını almış. 

yemişim der-top- düzen bakanlarını...
beğenmeyen küçük oğluna almasın :)
almış olan da, şımarmasın...
akıllı olunsun, şişşşt....

6 yorum:

Chatty Cat dedi ki...

hakikaten "günlerin hayrı yok" bea... uçup gidiyor keratalar, deliler gibi koşarken biz... her geçen gün bişeyler alıyor bizden, üstüne de beyaz saçlar, kırışıklıklar ve kırılmış hayaller veriyor. çok kıskanıyorum her hedefine ulaşan, her gününü muhteşem geçirebilen insanları :))
ama hırslıyım, bir gün ben de öyle olacağım, belki domateslerin yanına ekmeniz için seramdan gül fidanları getiririm size, belli mi olur :))

frambuazlı ruh pastasıyım dedi ki...

oyy ne güsel olur yaaa, gül e ekeriz tabi miss gibi ohh.
o dedigin insanlardn nasil olunuyor bi ogren de bana da anlat. ben bi yol bulamadim henus :P

funda dedi ki...

aynen öyle yemişim ki ne yemişim :)

özii dedi ki...

aysem aysem güzel aysem yemişiz be bosverr ...Böyle gidiyor işte adına da hayat diyorlar.

Çilek dedi ki...

Birgün gelecek, geçmişinde geleceğinde anlamı olacak herhalde... Bekliyorum bende...

frambuazlı ruh pastasıyım dedi ki...

*yemişiz de, ne yemişiz boşverelim :P
*öziciiiiiim hayat bu ara bayat:P benim politobicilik bile yetmiyo valla, geliyo benim hormon kasirgalarim sanirim :P
* bekle bekle de gel burada beraber bekleyelim. çilekim yetti bu kadar gurbet, yoksa bol şekerle kaynatıcam seni haberin olsuuun :P

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails